Burgazada Korveti'nin Denize İndirilmesi Töreni

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (1) - "Amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık biz kendi uçak gemimizi yapar hale geleceğiz ve uçak gemimizi inşallah yapacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız" - "Türkiye'nin bilhassa savunma sanayi ve askeri konularında atalete düşme, durma, duraksama lüksü yoktur. Her şeyden önce ülkemizin içinde yer aldığı stratejik coğrafya buna izin vermiyor" - "Tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmış bu bölge, insanlık tarihinin nüvelerini bünyesinde barındıran bir açık hava müzesidir. Anadolu'nun, Ortadoğu'nun tarihi okunmadan dünya tarihinin anlaşılması, tam olarak kavranması mümkün değildir. Ancak içinde yer aldığımız bölge aynı zamanda bir devletler mezarlığıdır. Askeri, siyasi, kültürel ve toplumsal olarak güçlü olmayan nice devlet, bu meşakkatli coğrafyada çok kısa sürede yıkılıp gitmiştir. Sadece kendilerini yenileyen, zamanın ruhunu iyi okuyan, geleceğe dair bir vizyonu, bir hedefi olan, en önemlisi cazibe merkezi olmayı sürdüren milletler bu coğrafyada asırlar boyu varlıklarını koruyabilmişlerdir"

Burgazada Korveti'nin Denize İndirilmesi Töreni

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık Türkiye'nin kendi uçak gemisi yapar hale geleceğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız." dedi.

Erdoğan, İstanbul Tersane Komutanlığı'nda düzenlenen Burgazada Korveti'nin denize indirilmesi ve Kınalıada Korveti'nin ilk kaynak törenine katıldı.

Savunma sanayi açısından çok önemli iki töreninin bir arada gerçekleştirildiğini ifade eden Erdoğan, hem Burgazada Korveti'ni denize indireceklerini hem de Kınalıada Korveti'nin kaynak töreninin yapılacağını söyledi.

Bunların toplam 8 gemiden oluşan MİLGEM Projesi'nin üçüncü ve dördüncü gemileri olduğunu dile getiren Erdoğan, Başbakanlığı döneminde attıkları bu adamın her geçen gün neticelerini görmenin ayrı bir mutluluk verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce MİLGEM kapsamında Heybeliada ve Büyükada'nın donanmanın hizmetine sunulduğunu anımsatarak, bu iki geminin hem ulusal hem de uluslararası birçok tatbikatta donanmayı gururla temsil ettiğini, göğüsleri kabarttığını aktardı.

Bu başarı grafiğine birer yeni halka daha eklendiğini belirten Erdoğan, öncelikle her iki projenin ülke, millet ve tüm denizciler için hayırlara vesile olmasını diledi, bu çalışmalarda emeği geçen, katkısı olanlara teşekkür etti.

Erdoğan, bilhassa Türk Silahlı Kuvvetlerini, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını, Savunma Sanayi Müsteşarlığında özellikle İcra Konseyi Başkanlığı'nda görev yapanları, mühendisleri, tasarım çalışmalarında yer alanları ve işçileri özellikle anmak istediğini belirterek, şükranlarını sundu.

- "Çok daha seri olarak üretimlerimizi yapmamız lazım"

İcra Konseyi'nin başında Başbakan Binali Yıldırım'ın gemi inşa yüksek mühendisi olarak bulunduğunu ifade eden Erdoğan, "Bu tersanelerle yağlı, paslı bayağı çalışmaları oldu. Az önce kendisine dedim ki, 'Bu süreler uzun değil mi?' O da katıldı. 'Süreler uzun' dedi. Artık bu süreleri bizim 1,5-2 yıla indirmemiz lazım. Çok daha seri olarak biz bu üretimlerimizi yapmamız lazım. Yapar mıyız? Evelallah yaparız. Bu imkana, bu güce artık Türkiye sahiptir. Biz artık yüzde 60'la falan yetinemeyiz. Şimdi tabi en önemli atmamız gereken adımlardan bir tanesi, ilk adımı attık ama bunu tamamlamamız lazım. Kendi gemilerimizdeki makinelerimizi de üretmek suretiyle artık bu süreci hızlandırmamız gerekiyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Burgazada Gemisi'nin denize indirildikten sonra uzun bir sürenin ardından hizmete gireceğini belirterek, 2018'de tamamıyla hizmete girmesi durumunda bunun kendileri için uzun bir zaman olduğunu söyledi.

İçindeki donanımın çok daha hızlandırılması gerektiğini dile getiren Erdoğan, geminin çok daha kısa sürede iki arkadaşının yanında yerini alması, arkasından da Kınalıada'nın süratle diğer arkadaşlarına yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, Türkiye'nin her geçen gün savunma sanayi alanında kendi kendine yeten bir ülke yolunda emin adımlarla ilerlediğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bundan sadece 1,5 ay önce 30 Nisan'da Deniz Kuvvetlerimiz için tarihi nitelikte bir projenin ilk adımını atmış, çok maksatlı amfibi hücum gemimiz Anadolu'nun sac kesme törenini gerçekleştirmiştik. Dikey uçuş yapabilen uçakların da iniş kalkış yapabileceği ilk gemi olacak Anadolu'nun tamamlanmasıyla ülkemiz bu alanda çok farklı bir lige yükselecektir. İnşallah bugün olduğu gibi ülke güvenliğimiz açısından kritik önemi olan bu tür projelerinin sayılarını artırarak sürdüreceğiz. Bu amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık biz kendi uçak gemimizi yapar hale geleceğiz ve uçak gemimizi inşallah yapacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız. Şu anda evelallah bu azim ve kararlılıkta olan bir hükümet ve bir devlet vardır, bunu böyle bilin. Türkiye'nin bilhassa savunma sanayi ve askeri konularında atalete düşme, durma, duraksama lüksü yoktur. Her şeyden önce ülkemizin içinde yer aldığı stratejik coğrafya buna izin vermiyor."

- "İçinde bulunduğumuz bölge devletler mezarlığı"

Tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapan bu bölgenin, insanlık tarihinin nüvelerini bünyesinde barındıran bir açık hava müzesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, Anadolu'nun ve Ortadoğu'nun tarihi okunmadan dünya tarihinin anlaşılması ve tam olarak kavranmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Erdoğan, içinde bulunulan bölgenin aynı zamanda bir devletler mezarlığı olduğunu ifade ederek, "Askeri, siyasi, kültürel ve toplumsal olarak güçlü olmayan nice devlet bu meşakkatli coğrafyada çok daha kısa sürede yıkılıp gitmiştir. Sadece kendilerini yenileyen, zamanın ruhunu iyi okuyan, geleceğe dair bir vizyonu, bir hedefi olan, en önemlisi cazibe merkezi olmayı sürdüren milletler bu coğrafyada asırlar boyu varlıklarını koruyabilmişlerdir. Osmanlı Devleti bunun en somut, en güzel örneğidir. Söğüt'teki 400 çadırlık bir uç beyliğini adım adım bir cihan devletine dönüştüren cevher ecdadımızın cengaverliği yanında coğrafyamızı siyasi, sosyal ve kültürel olarak tutmayı başarabilmeleridir." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle bir başka ifadeyi kullanmak istediğini belirterek, sert güç unsurlarıyla beraber yumuşak güç unsurlarına da sahip olan ülkelerin tarihte kalıcı izler bırakabildiklerini dile getirerek, bunların birini diğerine tercih etmek, hele hele sert güç imkanlarının öneminin hafife alınmasının felakete zemin hazırlamak olduğunu söyledi.

Hiç kimsenin "Ben kültürel ve siyasi olarak iyi bir yerdeyim. Askeri açıdan güçlü olmasam da olur" diyemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, aynı şekilde züccaciye dükkanına giren fil misali her tarafı ezip geçmenin, yıkmanın da gerçek anlamda güçlü kılmayacağını anlattı.

Erdoğan, yapılması gerekenin, ülkenin tüm potansiyelini, elinin altındaki imkanları aynı hedef ve idealler doğrultusunda ince bir siyasette harekete geçirmek olduğunu belirterek, insanların zihnine ve duygularına aynı anda hitap etmenin başarılması gerektiğini aktardı.

İddia sahibi olmanın imkan sahibi olmayı da gerektirdiğinin unutulmamasını isteyen Erdoğan, "Bir devlet gücü kapasitesi, askeri kabiliyetleriyle kem gözlere korku salarken umudunu kendisine bağlamış dostlarını da koruyabilmelidir." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son yıllarda iç ve dış politikada yaşanılan hadiselerin bu gerçeği çok net ve çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğuna inandığını kaydetti.

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×