Başbakan Yıldırım yabancı gazetecileri kabul etti

- Yıldırım: (2) "Bugün DEAŞ Irak'ta, Suriye'de en büyük terör örgütü olarak faaliyet gösteriyorsa, bunun arkasında Irak'ın işgali vardır. Bunun arkasında Suriye'de yaşananlar vardır. Haklısınız, 'terörü yok edeceğim' diye ülkelere girilmesi terörü yok etmedi. Terörü daha büyüttü. Bunu artık herkesin görmesi lazım" - "Şu an Türkiye'nin içerisinde bulunduğu koalisyon güçleri, İran, Rusya, Batı ülkeleri bu sorunun çözümü ve terörle ortak mücadele için gereken çalışmaları yapıyorlar. Bu konuda bence en büyük sorumluluk Türkiye ve İran'a düşmektedir. Çünkü burayla doğrudan hudutlarımız var. Bölgenin geleceği konusunda da Türkiye ile İran'ın daha fazla iş birliği içerisinde olması gerekir" - "Bu olaylar yüzünden İslamiyet yara alıyor. Sanki İslamiyet; öldüren, terörle anılan bir din haline geliyor. Bu haksızlıktır. İslam kurtuluşu, İslam yaşatmayı, İslam kardeşliği öğütleyen bir dindir. Bunun olumsuz bir şekilde anılmasına vesile olacak işlerin içerisinde olmak da büyük sorumluluktur" - "Bu bakımdan İran'a, Türkiye'ye hatta Suudi Arabistan'a, bölge ülkelerine çok büyük görev, sorumluluk düşüyor. İnşallah önümüzdeki günlerde bu konuda daha güzel çalışmaları hep birlikte göreceğiz" - "(Türkiye-Rusya ilişkileri) Enerji konusunda stratejik iş birliğimiz var. Gaz sevkiyatı konusu var, Mavi Akım, Türk akımı var. Diğer projeler var. Bunlar aynen kaldığı yerden devam edecek. Ama nükleer konusu uzun zamandır iş birliği yaptığımız bir projedir. Burada da tavrımızda, düşüncemizde herhangi bir değişiklik yok"

Başbakan Yıldırım yabancı gazetecileri kabul etti

ANKARA (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, bugün yaşanan terörün bir sonuç olduğunu belirterek, "Bugün DEAŞ Irak'ta, Suriye'de en büyük terör örgütü olarak faaliyet gösteriyorsa, bunun arkasında Irak'ın işgali vardır. Bunun arkasında Suriye'de yaşananlar vardır. Haklısınız, 'terörü yok edeceğim' diye ülkelere girilmesi terörü yok etmedi. Terörü daha büyüttü. Bunu artık herkesin görmesi lazım." dedi.

Yıldırım, Anadolu Yayıncılar Derneği tarafından düzenlenen "Uluslararası Kültür Turizmi ve Medya Kurultayı" dolayısıyla, dernek başkanı Sinan Burhan ve Türkiye'de bulunan 50 yabancı gazeteciyi Çankaya Köşkü'nde kabul etti.

Kabulde gazetecilere açıklamalarda bulunan Binali Yıldırım, artık Suriye'de akan kanın durması gerektiğini belirterek, "Paramparça olmuş, yarıdan fazlası göçmen olmuş, 500 bin insanı yok olmuş bir ülkede bundan sonra neyin kavgasını yapıyorsunuz? Bu ülke hakkında karar veren ve orada askeriyle, her yönüyle var olan ülkelerin bunun sorumluluğunu daha fazla taşıyamayacaklarını görmeleri lazım." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, dünyanın dört bir yanında devam eden iç karışıklıklara değinerek, "Eğer terörü bitirmek istiyorsak, Suriye sorununu bitirmeliyiz. Terörü bitirmek istiyorsak, Irak'taki sorunu bitirmeliyiz. Terörü bitirmek istiyorsak, Yemen'i karıştırmayıp, oradaki problemleri çözmeliyiz. Kuzey Afrika'daki ülkeler, Mısır'da tekrar halkın iradesinin, demokrasinin gelmesi için çaba göstermeliyiz. Mısır halkı bugün çok büyük sıkıntı çekiyor. Yarım asırdan beri devam eden Filistin meselesini artık bir sonuca bağlamamız gerekir. Kıbrıs'la ilgili konunun bir sonuca bağlanması gerekir. Velhasıl dünyanın dört bir yanında devam eden iç karışıklıkların, huzursuzlukların ön yargıyla değil, aklıselimle ele alınıp teker teker, hiçbir menfaat gözetmeden, hiçbir hesap yapmadan çözülmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Burada görevin Birleşmiş Milletler'e (BM) ve BM'nin 5 daimi üyesine düştüğüne işaret eden Yıldırım, "Çünkü diğerleri ne söylerse söylesin su sesi. İstediğiniz kadar söyleyin, en güzel önerileri getirin oradan bir tanesi elini kaldırıyor, her şey başa sarıyor. Bu sakat bir sistemdir. Bunun mutlaka değişmesi gerekir. Aksi halde günden güne Birleşmiş Milletler güvenilirliğini, sorunlara çözüm üretme yönündeki yetkinliğini kaybetmeye mahkumdur." şeklinde konuştu.

- "Terörle mücadelede çifte standardı terk etmemiz lazım"

Binali Yıldırım, konuşmasının ardından programa katılan konuk gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yıldırım, terör örgütü DAEŞ'in eylemleriyle ilgili yöneltilen soruya, "Bugün yaşanan terör bir sonuçtur. Bugün DEAŞ Irak'ta, Suriye'de en büyük terör örgütü olarak faaliyet gösteriyorsa bunun arkasında Irak'ın işgali vardır. Bunun arkasında Suriye'de yaşananlar vardır. Haklısınız, 'terörü yok edeceğim' diye ülkelere girilmesi terörü yok etmedi. Terörü daha büyüttü. Bunu artık herkesin görmesi lazım. Bu, bir yanlış üzerine yanlıştır. Artık doğru şeyler yapmamız lazım. Doğru şeyler nedir? Terörle mücadelede çifte standardı terk etmemiz lazım. Terörün ortaya çıkmasının arkasındaki nedenleri, yanlışları görmemiz lazım. Siz Irak'ı işgal ettikten 10 sene sonra çıkıp 'pardon, biz yanlış işgal ettik' diye günah çıkarırsanız, ölen 1,5 milyon masum insanın hesabını nasıl vereceksiniz, soruyorum?" şeklinde yanıt verdi.

Dağlık Karabağ sorununa yönelik bir soruyu da Başbakan Yıldırım, "Ermeniler ne yaparsa yapsın, Dağlık Karabağ Bölgesi'nin Azerbaycan'ın toprağı olduğu gerçeğini değiştiremez. Oranın her karış toprağında Azeri kardeşlerimizin izi var, değerleri var, kültürleri var. Şunu bilmenizi isterim, Azerbaycan'ın dostu bizim dostumuz, düşmanı bizim düşmanımızdır." diye cevapladı.

Yıldırım, Türkiye'nin Azerbaycan'la ilgili politikasının çok net olduğunu vurgulayarak, yıllardan beri bu işgalin çok haksız olduğunu ve oradaki kaçkınların bir an önce yurtlarına dönmeleri gerektiğini en üst perdeden ifade ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini aktardı.

Hocalı Katliamı'nın da asla unutulmaması, unutturulmaması gereken vahim bir insanlık suçu olduğunu dile getiren Binali Yıldırım, "Her zaman komşularımızla, kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz." dedi.

- "Bölge ülkelerine çok büyük sorumluluk düşüyor"

Başbakan Yıldırım, bir başka soru üzerine, bölge ülkeleri olarak ön plana çıkan ana aktörlerin İran, Türkiye ve Suudi Arabistan olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu an Türkiye'nin içerisinde bulunduğu koalisyon güçleri, İran, Rusya, Batı ülkeleri bu sorunun çözümü için ve terörle ortak mücadele için gereken çalışmaları yapıyorlar. Bu konuda bence en büyük sorumluluk Türkiye ve İran'a düşmektedir. Çünkü burayla doğrudan hudutlarımız var. Bölgenin geleceği konusunda da Türkiye ile İran'ın daha fazla iş birliği içerisinde olması gerekir.

İran'la asırlardan beri devam eden kardeşlik, dostluk ilişkilerimizi bundan böyle de arttırarak sürdüreceğiz. Bizim İran'la çok ortak değerlerimiz var. Ortak potansiyellerimiz çok yüksek. Her anlamda. Ticaret, turizm, ekonomi, kültür, hayatın bütün alanlarında bugüne kadar var olan iş birliğini hükümetimiz çok daha ileriye götürmek için gereken adımları atacaktır. Bugünlerde zaten İran Dışişleri Bakanı Türkiye'yi ziyaret edecek. Bu konuları mevkidaşıyla görüşme imkanı bulacaktır.

Göreve başladığımda Sayın Cihangiri beni aradı, tebrik için. Bu konuları kapsamlı bir şekilde görüştük. Düşüncelerimizi samimi bir şekilde paylaştık. Memnuniyetle gördük ki Sayın Cihangiri de İran olarak bizimle aynı görüşleri paylaşıyor. Dolayısıyla İran ve Türkiye'nin gerek Irak'ta, gerek Suriye'de, gerek Yemen'de, gerek Filistin meselesinde daha fazla daha etkin iş birliği yapmaları gerekiyor. Yoksa bu bölgelere oldukça uzak mesafedekilerin bizim kadar bunun acısını, bunun tahribatını anlayabilmeleri mümkün değil."

Meselenin vahametinin tüm ülkelere en iyi şekilde anlatılması ve artık bunun mutlaka sona ermesi gerektiğini belirten Yıldırım, "Öldüre öldüre nereye kadar gideceksiniz? Barış 'öldürmek' değil, barış 'yaşatmak' demek. Bizim inancımız, dinimiz öldürmeyi değil, yaşatmayı emrediyor. Bu olaylar yüzünden İslamiyet yara alıyor. Sanki İslamiyet; öldüren, terörle anılan bir din haline geliyor. Bu haksızlıktır. İslam kurtuluşu, İslam yaşatmayı, İslam kardeşliği öğütleyen bir dindir. Bunun olumsuz bir şekilde anılmasına vesile olacak işlerin içerisinde olmak da büyük sorumluluktur. Bu bakımdan İran'a, Türkiye'ye hatta Suudi Arabistan'a, bölge ülkelerine çok büyük görev, sorumluluk düşüyor. İnşallah önümüzdeki günlerde bu konuda daha güzel çalışmaları hep birlikte göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Binali Yıldırım, Dağlık Karabağ sorununa ilişkin yöneltilen bir başka soru üzerine ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Azerbaycan'da meslektaşı ile görüştüğünü hatırlattı.

Bu görüşmenin esasının Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin daha da geliştirilmesi olduğunu bildiren Yıldırım, "Ancak Karabağ, Ermenistan'la ilgili sorun, tabii ki ana konulardan biri. Burada yıllardır yaşanan bu büyük problemin nasıl çözülebileceği konusunda da birtakım yeni gelişmeler, yeni çalışmalar olabilir. Bunların zeminini birlikte değerlendiriyorlar. Bazı girişimler var. Bunların Azerbaycan'ın menfaatlerine, beklentilerine zarar gelmeden ne şekilde değerlendirileceğini müzakere ediyorlar." bilgisini paylaştı.

- "Nükleer konusunda tavrımızda değişiklik yok"

Rusya ile ilişkilerin normalleşme sürecine girdiğini aktaran Başbakan Yıldırım, bu ilişkilerin gelişmesinin sadece Rusya-Türkiye açısından değil, bütün Orta Asya'nın, bütün Kafkasların ilişkilerinin daha ileri bir noktaya taşınması açısından da önem taşıdığına dikkat çekti.

Yıldırım, gerek Rusya, gerekse Türkiye'nin bunun farkında olduğunu vurguladı.

Geri kabul anlaşması ile ilgili sürece de değinen Binali Yıldırım, şunları dile getirdi:

"Öncelikle geri kabul anlaşması sadece Bulgaristan değil, bütün Avrupa Birliği ülkelerini de ilgilendiren bir anlaşma. Bu anlaşmanın yapılması konusunda mutabakat sağladık. Ancak anlaşmanın diğer parçası, Avrupa Birliği'nin taahhütlerini yerine getirmesini öngörüyor. Onlarla eş zamanlı olarak anlaşmanın gereği yapılacak. Onay süreçleri, vize muafiyetiyle eş zamanlı olarak yürüyecek.

Diğer konu da tabii Bulgaristan bizim komşumuz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Aynı tarihi ve ortak değerlere sahibiz. 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır' derler. Biz o bakımdan Bulgaristan, Yunanistan, Karadeniz'i, Akdeniz'i, Kafkaslar'ı, Doğu'yu çevreleyen bütün komşularımızla, 15 komşumuzla iyi geçinmek, iyi ilişkiler kurma prensibimizi bundan sonra da sürdüreceğiz. Oradaki Türklere ait kültürel varlıkların korunması konusunda biz gayet kapsamlı programlar TİKA marifetiyle icra ediyoruz. Ancak tabi orada süreçler çok ağır ilerliyor. Biraz süreçler hızlanırsa daha fazla eseri yapma imkanımız olacak. Bu konuda değerli meslektaşıma, dostuma, Borisov'a süreçlerin hızlandırılması konusunda buradan bir çağrıda bulunuyorum. Gerçek dostluk ve samimiyet birbirimizin karşılıklı beklentilerine olumlu yaklaşımla olur. Biz de bunu görmek istiyoruz."

Yıldırım, Türkiye ile Rusya'nın stratejik iş birliği yaptığını belirterek, "Enerji konusunda stratejik iş birliğimiz var. Gaz sevkiyatı konusu var. Mavi Akım, Türk akımı var. Diğer projeler var. Bunlar aynen kaldığı yerden devam edecek. Ama nükleer konusu uzun zamandır iş birliği yaptığımız bir projedir. Burada da tavrımızda, düşüncemizde herhangi bir değişiklik yok. Bir 5-6 ay içerisinde bir duraklama oldu ama bundan sonra aynı şekilde olacak." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Rusya ile turizm konusunda işlerin iyi gittiğini, karşılıklı geliş gidişlerin başladığını belirtti.

Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev'e bu konuda çağrıda bulunan Yıldırım, "Biraz daha hızlanmasını bekliyoruz. Vatandaşlarımızın, Rus misafirlerimizin, Türkiye'den gideceklerin yaz sezonunu kaybetmesini istemiyoruz. Dolayısı ile bu yaz sezonunu değerlendirmekte fayda var. Değerli meslektaşıma, Sayın Medvedev'e buradan bir istirhamım var. Bu izinler konusundaki süreci hızlandırmak için daha fazla inisiyatif almasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×