Başbakan Yıldırım NTV-Star TV ortak yayınında: (5)

- "Ordu, siyasete müzahir olursa, siyasete bulaşırsa o ülke için en büyük felakettir. Osmanlı'nın son zamanlarda, Cumhuriyete kadar yıkılmasındaki en büyük sebeplerden birisi ordunun siyasetin içine girmesidir" - "Cumhurbaşkanımız söyledi, biz de söylüyoruz. Olağanüstü hali biz millete ilan etmedik, olağanüstü hali kendimize ilan ettik. Biz niye bu işi önleyemedik? Bunun muhasebesini yapıyoruz ve bunun doğurduğu sonuçları tamamen ortadan kaldırmak için bir dizi kararlar alıyoruz"

Başbakan Yıldırım NTV-Star TV ortak yayınında: (5)

ANKARA (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, "Ordu, siyasete müzahir olursa, siyasete bulaşırsa o ülke için en büyük felakettir. Osmanlı'nın son zamanlarda, Cumhuriyete kadar yıkılmasındaki en büyük sebeplerden birisi ordunun siyasetin içine girmesidir." dedi.

Yıldırım, NTV-Star televizyonu ortak yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Başbakan Yıldırım, "Ordu siyasete müzahir olursa, siyasete bulaşırsa o ülke için en büyük felakettir. Osmanlı'nın son zamanlarda Cumhuriyete kadar yıkılmasındaki en büyük sebeplerden birisi ordunun siyasetin içine girmesidir." diye konuştu.

Olaydan sonra soruşturmalarda ele geçirilen belgelerde darbecilerin başbakanının kim olacağına yönelik bir ize rastlayıp rastlamadıklarıyla ilgili soruya Yıldırım, "Şu anda yok, kabine dışında, hükümet dışında bütün yapılar tanımlanmış, isimler ortaya konmuş ama kim başbakan oluyor, kim hangi bakan oluyor, cumhurbaşkanı kim oluyor, onlarla ilgili bir bilgi yok. Belki var ama biz bilmiyoruz." cevabını verdi.

FETÖ'nün darbe girişiminde öncelikli hedefin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

"O sır değil, ifadelere de yansıdı. Öldürmek maksadıyla İzmir'den iki helikopter dolusu, 26 tane adam başlarında bir general olmak üzere yola çıkmışlar. Orada iki tane şehit var Cumhurbaşkanımızın korumalarından. Yeri uzun süre aramışlar, bulamamışlar. Kısa bir zaman farkıyla, 15 dakikalık bir zaman farkıyla Cumhurbaşkanımız oradan kurtuldu ve Dalaman Havaalanına geldi. Havaalanından İstanbul'a gitmek için üç, dört tane ayrı varış noktası bildirdiler. Çünkü İstanbul'da da Sabiha Gökçen'de de kuleyi işgal etmişler. Çağrı işareti değiştirildi filan, birçok macera var. Üç, üç buçuk saat süren havada zorlu bir mücadeleden sonra Allah'a şükür sağ salim İstanbul'a indi ve olayı yönetmeye başladı."

- Fetullah Gülen'in iadesi

Fetullah Gülen'in iadesi konusunda ABD'nin ne kadar meyilli olduğuna ilişkin soru üzerine Yıldırım, "Cumhurbaşkanımız Sayın Obama ile ben Birleşik Devletler Başkan Yardımcısı Sayın Joe Biden ile görüştüm. Olayı bütün çıplaklığıyla anlattık, hatta kendilerine dört tane de bu konuda dosya gönderildi. Ama bu dosyalar 15 Temmuz öncesine ait dosyalar, 17-25 Aralık'tan bugüne kadar toplanan delilleri içeren dosyalar." ifadelerini kullandı.

Şimdi bambaşka bir günde olduklarını dile getiren Yıldırım, "O zaman, bu, bir terör örgütü müdür, değil midir? Bunu ispatlamak için uğraşıyorduk. Şimdi böyle bir ihtiyaç ortadan kalktı. Genelkurmay Başkanı bile ifadesinde bunun terör örgütü olduğunu söylüyor. Kendisine Akıncı Üssü'nde diyorlar ki 'Kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile sizi görüştürelim isterseniz'. Ama komutan reddediyor. Diğer ifadeler var, ifadelerde açık beyanlar var. Dolayısıyla terör örgütü olduğu, terör örgütünün başının da Fetullah Gülen olduğu bugün artık sır değil, biliniyor. Bunu da Amerikalılara söyledik. Amerikalılar bunu biraz da bundan sonra ciddi ele alacaklar." diye konuştu.

- "Amerikan-Türk dostluğuna zarar veriyor"

Dışişleri ve Adalet bakanlarının ABD'ye giderek karşılıklı görüşmelerde bulunacaklarını ifade eden Yıldırım, "Bütün süreçler anlatılacak bu sorunun çözülmesi için. Çünkü artık bu Amerikan-Türk dostluğuna zarar veriyor. Amerika'nın artık bunu taşıması, Türkiye'de, Türk milletinin zihninde başka anlam taşımaya başlıyor. Buna müsaade etmemek lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Kamudan FETÖ'cülerin tasfiyesine ilişkin soruyu yanıtlarken Yıldırım, "Ağırlıklı olarak 17-25'ten sonra burada sistematik bir çalışma var. Bu çalışma ciddi bir katkı sağladı. Ama bu olaydan sonra da çok ciddi bilgilere, belgelere ulaşıldı, bunlar da ilave olunca süreç hızlandı." şeklinde konuştu.

AK Parti iktidarları döneminde FETÖ'nün yapılanmasını sürdürdüğü iddiasına ilişkin soruya da Yıldırım, "Bu ta 70'li yıllara gidiyor. Bizim iktidarımızda da devam etti doğrusunu isterseniz. Biz 17-25 Aralık yaşayıncaya kadar, daha doğrusu ilk sinyaller 2012 MİT Başkanını gözaltına alma teşebbüsüyle ortaya çıktı. Aslında ilk şey anayasa referandumu ile HSYK'nın yapısını değiştirmeye yönelik yasal düzenlemede ortaya çıktı ve ondan sonra da hızla devam etti." yanıtını verdi.

Kendilerinin buna karşı tedbirlerini aldıklarını, özellikle 17-25 Aralık'tan sonra işin adını koyduklarını anlatan Yıldırım, "Eğer birçok kurum, kuruluş, kişi bu konuda bizim kadar kesin ve net olsaydı, belki bela bu kadar büyümeyecekti. Bunlar efendim işte yolsuzluk falan filan da örtmek için böyle laflar ediyorlar diye maalesef diğer siyasi partiler uzun süre bu işi farklı bir bakış açısıyla değerlendirdiler ve geldiğimiz noktada görüldü ki tehlike düşündüğümüzden daha da büyükmüş." ifadelerini kullandı.

"Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) ciddi bir tasfiye olacak mı?" sorusuna Yıldırım, "O da olacak. YAŞ'ta olması şart değil. OHAL Kanununa göre bu imkan getirilmiş durumda. Herhangi bir şekilde ilişkisi olanlar, bağlantısı olanlar, işin içinde olanlar bunun bedelini ödeyecek. Ama karışmamış, görüşmemiş, kazara bulunmuş olanların da endişe etmesine gerek yok. Yaş ile kuru birbirinden ayrılacak." karşılığını verdi.

- "Olağanüstü hali biz millete ilan etmedik"

Başbakan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız söyledi, biz de söylüyoruz. Olağanüstü hali biz millete ilan etmedik, olağanüstü hali kendimize ilan ettik. Biz niye bu işi önleyemedik? Bunun muhasebesini yapıyoruz ve bunun doğurduğu sonuçları tamamen ortadan kaldırmak için bir dizi kararlar alıyoruz. Yoksa vatandaşın temel hak ve özgürlükleri, haberleşme hürriyeti, teşebbüs hürriyeti, iş yapması, seyahat etmesi bunlarla ilgili bir şey yok. Bu bir sıkıyönetim değil, bu Anayasa'nın 120. maddesine göre meşru düzeni ortadan kaldırmaya yönelik bir darbe girişimine karşı Anayasa'nın verdiği bir haktan yararlanmak.

Fransa, Belçika şimdi de Almanya bir terör olayından sonra ilan ettiler. Hatta 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de 15. maddeyi uygulamayacağız' diye de bildirimde bulundular. Biz de aynısı yaptık. Askıya alınma değil, o yanlış anlaşıldı. Biz bildirim yapıyoruz, diyoruz ki 'Biz olağanüstü hal ilan ettik, sizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 15. maddesindeki yargılama ile ilgili hususlara riayet etmeyeceğiz.' Çünkü içinde bulunduğumuz şartlar onu gerektiriyor."

- "Türkiye güçlü bir ülke"

Ekonomiyle ilgili maksatlı olarak bir takım haberler yayıldığına dikkati çeken Yıldırım, "Yatırımcının şartları zorlaştırılacak, paralara el konulacak, şöyle olacak böyle olacak. Bunların hepsi yalan dolan. Bugün daha iki tane özel sektör firmamız dört yıl vadeli borçlanma yaptılar, faizleri de darbe girişiminden öncekinden daha iyi, vadeleri de daha iyi faizleri de daha iyi. Türkiye güçlü bir ülke. Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinden ekonomik göstergelerden bakımından fersah fersah ileride." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği'nde borçların milli gelire ortalamasının yüzde 93, Türkiye'de ise yüzde 32,9 olduğunu belirten Yıldırım, değerlendirme kuruluşları ne yaparsa yapsın milletin her şeyi daha iyi değerlendirdiğini söyledi.

Darbe girişiminin ardından Türk milletinin elindeki dövizi bozdurarak bankaya koyduğunu anlatan Yıldırım, "Bu asil milletle kimse oyun oynayamaz. 8 milyar dolar ne demek, 24 milyar lira parayı bankalara yatırdı. Krizde millet bankalardan para çeker, bizim millet gidiyor para yatırıyor. İşte bizim farkımız bu." dedi.

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×