Başbakan Yıldırım, canlı yayında

- Başbakan Yıldırım: (1) - "(Fırat Kalkanı Operasyonu) Ciddi anlamda sınırlarımızda bir tehdit oluştu. Bunun üzerine, böyle bir harekatı yapmaya karar verdik" - "Operasyon zamanlaması, tamamen oradaki durumun gittikçe kritik hale gelmesiyle ilgilidir. Yoksa 'Amerikan Başkan Yardımcısı geliyor veya Barzani geliyor.' diye ilişkilendirmek açıkçası aşırı bir yorum olur. Öyle bir şey yok." -"Ana mantık, DEAŞ ile mücadele etmek, diğer terör gruplarıyla mücadele etmek, Suriye'nin gelecekte toprak bütünlüğünü bozmadan, bütün etnik grupların, Kürt, Arap, Nusayri gibi hepsinin birlikte yaşayacağı bir Suriye inşa etmek. Böyle bir hedef var. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için de biz gereken çabayı, gayreti gösteriyoruz"

Başbakan Yıldırım, canlı yayında

ANKARA (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, "Fırat Kalkanı Operasyonu"nun, Türkiye'nin sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığını belirterek, "Ciddi anlamda sınırlarımızda bir tehdit oluştu. Bunun üzerine, böyle bir harekatı yapmaya karar verdik. Operasyon zamanlaması, tamamen oradaki durumun gittikçe kritik hale gelmesiyle ilgilidir. Yoksa 'Amerikan Başkan Yardımcısı geliyor veya Barzani geliyor.' diye ilişkilendirmek açıkçası aşırı bir yorum olur. Öyle bir şey yok." dedi.

Yıldırım, Habertürk, Show TV, Bloomberg HT ortak canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Cerablus'ta başlatılan DAEŞ'e yönelik "Fırat Kalkanı Operasyonu"nun hem Türkiye'nin hem dünyanın ana gündem maddesi olduğu anımsatılarak, operasyonun neden yapıldığının sorulması üzerine, Yıldırım, bunun vatandaşlar tarafından da merak edildiğini ve açıklanması gerektiğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, Kilis, Gaziantep, Karkamış'a uzun süredir roket atıldığını ve vatandaşların can ve mal kaybı olduğunu, Türkiye'nin de bir süredir bunlara top atışlarıyla karşılık verdiğini, ancak tehdidin Türkiye sınırlarında bertaraf edilmesinin zorlaştığını söyledi.

Bu nedenle özellikle bölgede terör gruplarını, mahallinde etkisiz hale getirme kararına vardıklarını anlatan Yıldırım, zamanlamanın da bununla ilgili olduğuna dikkati çekti.

Münbiç bölgesinin, uzun zamandan beri "SAK" diye tabir edilen Suriye Arap Koalisyonu marifetiyle DAEŞ'ten iki aydan fazla sürede temizlendiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bu DEAŞ'lılar buradan çıkarılınca kuzeye bizim sınırımıza doğru Cerablus'a geldiler. Cerablus'a gelince, bizim bu tarafa saldırmaya başladılar. Bir yandan da onların arkasından PYD ve YPG unsurları da gelmeye başladı ve ciddi anlamda sınırlarımızda bir tehdit oluştu. Bunun üzerine, böyle bir harekatı yapmaya karar verdik. Gerekli yerlerle görüşmeler yapıldı ve operasyon başladı. Operasyon zamanlaması, tamamen oradaki durumun gittikçe kritik hale gelmesiyle ilgilidir. Yoksa 'Amerikan Başkan Yardımcısı geliyor veya Barzani geliyor.' diye ilişkilendirmek açıkçası aşırı bir yorum olur. Öyle bir şey yok."

Amerika Birleşik Devletleri'nin esas itibariyle birinci derecede bu konuyla ilgili olduğunun altını çizen Yıldırım, "Neden? Cerablus'un geri alınması konusunda Amerika çok etkin rol oynadı ve o mücadele başlarken biz görüşmüştük. Bize verilen şu söz vardı. 'PYD ve YPG unsurları, Fırat'ın batısına geçmeyecek.' Bunlar da geçince ve bizim sınırımıza doğru gelip, bir yandan da güneyden Afrin tarafına doğru hareket ettikleri için, burada artık bu adımları atmaktan başka çare kalmadı." açıklamasında bulundu.

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin sınırlarının emniyet altına alınması ve herhangi füze ve roket atışlarından dolayı can ve mal kaybı yaşanmaması için operasyonun başlatıldığına dikkati çekerek, "Bir yandan da DEAŞ'ın bölgeden çıkarılması, ondan doğan boşluğu da PYD ve YPG... Bize göre bunlar da terör örgütü. Onlar bir yandan Fırat'ın batısına geçerek daha batıya Afrin ile birleşip tamamen Suriye kuzey sınırımızı kapatmak istiyorlar. Bunu, asla kabul edemeyiz. Bunu defalarca müttefiklerimize söyledik. Bugünkü operasyonu da bir anlamda bunu önlemek için yaptık." diye konuştu.

-"Türkiye açısından olmazsa olmaz Suriye'nin toprak bütünlüğüdür"

Operasyonun Cerablus ile sınırlı olup olmadığının sorulması üzerine Yıldırım, "Burada biz değil de rejim muhalifleri var ve rejim muhalifleri buraya yerleştiler, kontrol ediyorlar. Biz, onlara destek veriyoruz." yanıtını verdi.

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biliyorsunuz, baştan beri Suriye'de taraflar var. Suriye'de terör örgütleri var. Rejim var, rejim muhalifleri var. Bunlar birbirleriyle çatışıyorlar. Ayrıca, Amerika var, ona bağlı koalisyon güçleri var. Bir de Rusya sisteme dahil oldu. İran, bir şekilde işin içinde. Dolayısıyla, burada işin içine karışmış çok ülke var.

Ana mantık, DEAŞ ile mücadele etmek, diğer terör gruplarıyla mücadele etmek, Suriye'nin gelecekte toprak bütünlüğünü bozmadan, bütün etnik grupların, Kürt, Arap, Nusayri gibi hepsinin birlikte yaşayacağı bir Suriye inşa etmek. Böyle bir hedef var. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için de biz gereken çabayı, gayreti gösteriyoruz.

İran ile bu yönde çalışmalarımız var. Amerika Birleşik Devletleri'ne bu yönde telkinlerimiz var. Rusya'ya Sayın Cumhurbaşkanımız ziyaret ettiği zaman bu meseleyi açtı, konuştu. Rusya'nın bölgede akan kanın durması, barışın gelmesi için daha etkin rol almasını istedi. İran ile bu konuda benzer düşünceleri paylaşıyoruz. İran da bir an önce artık burada istikrarın sağlanmasını istiyor. O bakımdan birçok ülke aynı düşündüğüne göre, bundan sonra artık yapılması gereken bu düşünceleri hayata geçirmek. "

Yıldırım, "Şunu herkes bilmelidir ki Türkiye açısından olmazsa olmaz Suriye'nin toprak bütünlüğüdür. Orada, ayrı bir Kürt Devleti, PYD Devleti, Kürt demeyim de... PYD'nin, bizim için PKK'dan farkı yok. Çünkü, o bölgeye PKK'lılar geldi, yerleştiler, PYD ile birleştiler ve orada sürekli alan genişletmeye çalışıyorlar. Bu, kabul edilebilir bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'de her bir etnik grubun devlet kurması halinde durumun bugünkünden beter olacağına dikkati çeken Yıldırım, "Hiçbir sorun çözülmeyeceği için tekrar başa dönmüş oluruz. O yüzden ne oluyor? Bedeli de biz ödüyoruz. Bizim ülkemiz de üç milyondan fazla memleketinden, evinden, barkından olmuş Suriyeli var. Ürdün de var. Benzer şekilde Lübnan da var, başka ülkeler de var. Bu insanlar da bir an önce dönüp normal hayata geçmeyi arzu ediyorlar." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×