Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (2)

- "(Avrupa Parlamentosunda terör örgütü sergisi açılması) Bütün uluslararası camiaya, canımız yanan bir ülke olarak sesleniyoruz. Artık bırakın, 'şu benim teröristim, bu senin teröristin, bu terörist bana zarar verir, şu terörist sana fayda verir, düşmanımın düşmanı, dostumdur.’ Bu zihniyeti bir kenara bırakın" - "Fikri bir tarafa bırakarak kendi görüşlerini yaymak için silahı, bombayı, terörü, karşısındakinin hayatını ortadan kaldırmayı esas almış ve bunu da kendi örgütsel stratejisinin merkezine koymuş olan her örgüt şeytanidir, her örgüt insanlık düşmanıdır" - "(Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi tartışmaları) Türkiye, daha önce de ülke dışındaki topraklardan Türkiye'ye sığınan insanlara vatandaşlık vermiştir. Bu vatandaşlık meselesi kamu menfaati, ulusal menfaat ile ilgili bir husustur" -"(Dışişleri Bakanlığı başkanlığındaki Türk heyetinin yarın Rusya'ya yapacağı ziyaret) Önümüzdeki dönemde iki ülkenin devlet başkanları bir araya gelecek. Dolayısıyla bir süreç başlamıştır, mühim olan normalleşme sürecinin başlamasıydı. Bugün bu heyet gider, yarın başka bir heyet gelir, bugün kültür konusunu konuşuruz, yarın ekonomik, ticari ilişkileri konuşuruz"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (2)

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Avrupa Parlamentosunda terör örgütü sergisinin açılmasına ilişkin, "Bütün uluslararası camiaya, canımız yanan bir ülke olarak sesleniyoruz. Artık bırakın 'şu benim teröristim, bu senin teröristin, bu terörist bana zarar verir, şu terörist sana fayda verir, düşmanımın düşmanı, dostumdur.' Bu zihniyeti bir kenara bırakın. Fikri bir tarafa bırakarak kendi görüşlerini yaymak için silahı, bombayı, terörü, karşısındakinin hayatını ortadan kaldırmayı esas almış ve bunu da kendi örgütsel stratejisinin merkezine koymuş olan her örgüt şeytanidir, her örgüt insanlık düşmanıdır." dedi.

Kurtulmuş, A Haber'de katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Avrupa Parlamentosunda terör örgütü sergisinin açılması konusunda değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, böyle bir serginin açılmasının asla kabul edilemez bir davranış olduğunu belirtti.

"Bütün uluslararası camiaya, canımız yanan bir ülke olarak sesleniyoruz. Artık bırakın 'şu benim teröristim, bu senin teröristin, bu terörist bana zarar verir, şu terörist sana fayda verir, düşmanımın düşmanı, dostumdur.' Bırakın bu kafayı. Bu zihniyeti bir kenara bırakın. Fikri bir tarafa bırakarak kendi görüşlerini yaymak için silahı, bombayı, terörü, karşısındakinin hayatını ortadan kaldırmayı esas almış ve bunu da kendi örgütsel stratejisinin merkezine koymuş olan her örgüt, şeytanidir, her örgüt insanlık düşmanıdır." diyen Kurtulmuş, bu örgütlerin bütün insanlığa zarar verdiğine dikkati çekti.

Batıda bazı ülkelerin bazı terör örgütlerini masum gösterme gayretlerinin kabul edilebilir bir tarafı olmadığına işaret eden Kurtulmuş, 64. Hükümet zamanında, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun toplantıda olduğu salonun 50 metre ötesinde PKK bayrakları açıldığını anımsattı.

Kurtulmuş, terör örgütleri arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin, bütün örgütlere karşı insanlık cephesinden aynı tavrın sergilenmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Terör örgütleri ülke farkı gözetmiyorlar. 'Burası Brüksel Havaalanı'dır, burası Londra metrosudur, burası İstanbul Atatürk Havalimanı'dır', böyle bir ayrım gözetmiyorlar. Onlar için dünyanın her yeri eylem yeridir. Aynı şekilde bütün ülkelerin böyle görmesi lazım. Bugün bazı terör örgütlerine arka çıkanların, yarın o örgüt ya da başka bir terör örgütü tarafından hedef alınmayacağını kim ispat edebilir, kim bunun garantisini verebilir. Dolayısıyla bunlar, son derece yanlış. Siyaseten de yanlış, insanlık değerleri bakımından da yanlış, Avrupa’nın taşıdığını iddia ettiği demokratik değerler bakımında da yanlış. Hangi Avrupalı siyasetçiye gitseniz, 'Tabii ki böyle olması lazım' der. Herkes fikrini en aşırı noktada söyleyebilir. Fikirlere karşı bir baskı kurmayalım, fikirleri yasaklamayalım, ta ki eline silah alıncaya kadar. Ta ki eline silah alanı övene kadar. Bu kriteri baştan söyleyeceksiniz, 'Bunlar Avrupa’nın ortak kriterleridir' diyeceksiniz, daha sonra işi silah, bomba, adam öldürmek, köyleri kentleri basmak olan adamların resimlerini, o örgütün propagandasını, 'Efendim, bu bir siyasi propagandadır' diye yapacaksınız. Asla kabul edilemez. Bu bir bumerang gibi döner, bu terör örgütlerini savunanların da karşısına bir gün çıkar."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, DAEŞ'li teröristin 2014 yılında Hatay'da tedavi gördüğü yönündeki iddiasının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye DAEŞ'e destek veriyor manasında... Zaman zaman CHP'li sözcüler de dile getirdiler. Bu, gerçekten doğru olmayan bir tavırdır." diye konuştu.

Türkiye'nin DAEŞ'i sadece bölge barışı ve Türkiye'yi değil, dünya barışını da tehdit eden uluslararası bir terör örgütü olarak gördüğünü aktaran Kurtulmuş, Türkiye'yi şu ya da bu şekilde, birtakım lafların, cümlelerin arasına gizleyerek sanki DAEŞ'e arka çıkan, destek veren bir ülkeymiş gibi göstermenin doğru bir davranış olmadığının altını çizdi.

- Suriyelilere vatandaşlık

Numan Kurtulmuş, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesiyle ilgili tartışmaları hatırlatılması üzerine, konuyu iki açıdan değerlendirdiklerini söyledi. Birinci hususun insani boyut olduğunu belirten Kurtulmuş, 2011 yılının nisan ayından itibaren Türkiye'nin, son derece geniş kapsamlı bir mülteci akınıyla karşı karşıya kaldığını ve dünyada hiçbir ülkenin gerçekleştiremeyeceği şekilde, büyük bir yardım seferberliğiyle Suriyeli mültecilere kucak açtığını bildirdi.

Kurtulmuş, bunda AK Parti'nin başarısı kadar milletin sahip olduğu değerlerin de önemli bir rolü bulunduğunu, bu açıdan 79 milyon vatandaşın hepsinin tebrik edilmesi gerektiğini söyledi.

"3 milyona yakın bir mülteciyi kabul edeceksiniz, bir iki ufak provokasyon dışında, en son Konya Beyşehir'de yaşadığımız gibi provokasyon dışında... Bunların bir kısmını kamplarda barındıracaksınız, bir kısmını şehirlerde barındıracaksınız, Kilis'te, Gaziantep'te, Urfa'da, İstanbul'da yüz binlerce Suriyeliyi barındıracaksınız, bu büyük bir iştir." diyen Kurtulmuş, dünyayla kıyaslandığında Türkiye'nin, Suriyeli mültecilerin barındırılması konusunda sınıfı geçtiğine işaret etti.

İkinci hususun ise vatandaşlık meselesi olduğunu anlatan Kurtulmuş, bunun yeni bir olay olmadığına değindi. Her ülkenin dışarıdan gelen insanları vatandaşlığa alma yönünde uygulamaları olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye, daha önce de ülke dışındaki topraklardan Türkiye'ye sığınan insanlara vatandaşlık vermiştir. Evet, bu kadar yüksek rakamlar değildi, onun için böylesine önemli bir toplumsal duyarlılık belki oluşmuyordu ama sonuçta Balkan kökenli, Kafkas kökenli, Osmanlı coğrafyasının başka yerlerinden gelen insanlardan çok sayıda insanın vatandaş olduğunu biliyoruz. Bu vatandaşlık meselesi kamu menfaati, ulusal menfaat ile ilgili bir husustur. Bununla ilgili olarak kriterler, ölçüler çalışılıyor, şu anda İçişleri Bakanlığı çalışıyor. Ortada alınmış bir karar, 'şu şekilde olacak, şu şekilde vatandaşlığa alacağız' şeklinde somutlaşmış bir karar yok. Miktar konusunda da bir karar yok."

Konunun Türkiye'nin milli menfaatleri doğrultusunda İçişleri Bakanlığınca araştırıldığını, taraflarca tartışıldığını anımsatan Kurtulmuş, diğer partilere şu çağrıda bulundu:

"Cumhuriyet Halk Partisi'nden ya da diğer muhalefet partilerinden beklentimiz şudur, sahip olmadıkları bilgiler etrafında bir kaşık suda fırtına koparmak yerine, 3 milyon Suriyeli mülteci var, bu insanların çok büyük bir kısmı artık Türkiye'de kalıcı, biz bu insanlardan hem dostluk, kardeşlik ilişkisi içerisinde nasıl istifade edebiliriz, Türkiye'nin ekonomik sosyal gelişmesine bu insanlar nasıl katkıda bulunur, nihayetinde bu insanlar okula gidecekler, sağlık hizmetleri var, çalışma, barınma ihtiyaçları var. Sadece bir sosyal yardım, sadece mültecilere karşı bir rehabilitasyon çalışması değil, ikinci adımda Türkiye bunlardan nasıl istifade edebilir, bununla ilgili kimin ne fikri varsa buyursun, bunları paylaşmaya, tartışmaya hazırız. Ama henüz kapsamı, niteliği, boyutları belli olmayan, henüz çalışma aşamasında olan bir konu etrafında büyük tartışmaların yapılarak, haksız eleştirilerin gündeme getirilmesini doğru bulmayız."

- Türkiye ile Rusya ilişkileri

Kurtulmuş, Dışişleri Bakanlığının başkanlığında, görüşmelerde bulunmak üzere yarın Rusya'ya gidecek heyette kimlerin bulunduğunun sorulması üzerine, teferruatlı olarak heyet içerisinde kimlerin olduğunu bilmediğini ama bunun, sürecin normalleştiğini gösteren bir haber olduğunu ifade etti.

Daha önce Rusya'dan Türkiye'ye gelen, Türkiye'den de Rusya'ya giden heyetlerin olduğunu, her iki ülkenin dışişleri bakanlarının bir araya geldiğini belirten Kurtulmuş, "Önümüzdeki dönemde iki ülkenin devlet başkanları bir araya gelecek. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Rusya Devlet Başkanı. Dolayısıyla bir süreç başlamıştır, mühim olan normalleşme sürecinin başlamasıydı. Bugün bu heyet gider, yarın başka bir heyet gelir, bugün kültür konusunu konuşuruz, yarın ekonomik, ticari ilişkileri konuşuruz. Böyle bir heyetin gidecek olması bundan sonra artık sıradan bir haber, heyetlerin gidip gelmesi, dolayısıyla sürecin normalleştiğini gösteren bir haberdir." değerlendirmesinde bulundu.

- İsrail ile Türkiye ilişkileri

İsrail ile yapılan mutabakatın Meclise ne zaman geleceğine ilişkin soru üzerine Numan Kurtulmuş, mutabakatın bu hafta ya da gelecek hafta Meclise gelmesinin beklendiğini belirtti.

Meclisin temmuz sonuna kadar devam edecek bir çalışma periyodu içinde olmasının planlandığını aktaran Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Çok sayıda yasa teklifi var, çok sayıda uluslararası anlaşma var. Bunlar belli bir takvim içerisinde, gruplar karşılıklı anlaşıp Meclis gündemini oluşturuyorlar biliyorsunuz, bu gündem çerçevesinde gelecek. Zaten diğer yasalarla yasama faaliyetleriyle ilgili planladığımız süreç budur. Ümit ederiz ki uzamaz. Sadece bununla ilgili söylemiyorum, diğer bütün yasa çalışmalarıyla ilgili söylüyorum, Meclis biran evvel çalışmalarını bitirip, ümit ederiz ki ağustosta tatile gitme imkanımız olur."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, mutabakatın içeriğinin sorulması üzerine, konu Meclise geldiğinde somut olarak bunun tartışılacağını ifade etti.

- "Türkiye, bunu unutacak değil"

Mutabakatın, Mavi Marmara olayı nedeniyle İsrail'in özür dilemesi, Mavi Marmara şehitlerine tazminat verilmesi konularını içerdiğini anlatan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bizim için en önemli olan, bu kadar görüşmelerin uzamasına neden olan kısım ise Gazze ablukasının hafifletilmesi ya da gevşetilmesi diyebileceğimiz husustu. Onunla ilgili çok derin tartışmalar oldu. Bundan sonraki esas amacımız bir açık hava hapishanesine döndürülmüş Gazze'nin durumunun iyileştirilmesine Türkiye ne katkıda bulunabilir. Ümit ederiz ki, planladığımız, hesap ettiğimiz şekilde bu işler devam eder. Ancak bütün bu anlaşmanın olmasıyla Türkiye'deki şu hassasiyeti de bir kere daha ifade etmek istiyorum. İsrail ile olan ilişkilerin anormal hala gelmesini sağlayan Türkiye'nin tavrı değildir. Bir yardım gemisi, Mavi Marmara gemisi, İsrail karasularında değil uluslararası sulardayken açık bir saldırıya uğramıştır ve haksız yere uluslararası hukuk ihlal edilerek 10 vatandaşımız şehit edilmiştir. O gemide bulunan onlarca insan da mağdur hale getirilmiş, hürriyetleri kısıtlanmış, bir kısmı yaralanmış ve bir yardım faaliyeti aksatılmıştır. Dolayısıyla Türkiye olarak biz bunu asla unutacak değiliz. Bu uluslararası camianın da sürekli gündeminde kalacak bir meseledir."

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×