'Askeri casuslukta kumpas' davası

- İzmir'deki "askeri casusluk soruşturması"nda FETÖ/PDY üyelerinin sahte delil üreterek kumpas kurdukları iddialarına ilişkin 12'si tutuklu 68 sanığın yargılandığı davada iddianamenin okunması sona erdi - Mahkeme, tutuklu 12 sanığın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi

'Askeri casuslukta kumpas' davası

İZMİR (AA) - İzmir'deki "askeri casusluk soruşturması"nda, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)" üyelerinin sahte delil ürettiği iddialarına ilişkin, 12'si tutuklu 68 sanığın İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada iddianamenin okunması sona erdi.

2. Ağır Ceza Mahkemesindeki, "askeri casusluk soruşturması" için duruşma salonu haline getirilen İzmir Adliyesi Sosyal Tesisleri'nin konferans salonunda görülen duruşmada, bazı sanık ve müştekiler ile taraf avukatları hazır bulundu.

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato tarafından hazırlanan iddianamenin sonuç bölümünde, FETÖ/PDY örgütünün devletin üst kademesinde stratejik öneme sahip bürokratlarını ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelini hedef alarak tasfiye planı yürüttüğü, bu plan çerçevesinde örgüt mensuplarının hedef gösterilen şahısların özel hayat bilgileri, zaafları ve siyasi eğilimleri gibi konularda toplanan bilgilerin kurum dışına aktarılarak "Ağabey" denilen şahıslara iletildiği ve Fetullah Gülen'den gelen talimatlar doğrultusunda kurumlar içerisindeki örgüt mensuplarının harekete geçerek bu bilgileri önce internette yayınlanarak şahısların itibarsızlaştırıldığı, ardından da isimsiz ve imzasız ihbarlarla adli ve idari soruşturmalara zemin hazırlanarak hedefe konan tasfiye planının adım adım uygulamaya konulduğu bilgisine yer verildi.

İddianamede, FETÖ/PDY örgütü lideri Gülen'in devletin yönetimini ele geçirmek adına TSK içerisine sızmak, yerleşmek ve hücresel bir yapıda vücut bulmak adına uzun plan yaptığı, bu doğrultuda TSK'ya yerleştirilenlerin örgüt ile bağının deşifre edilmemesi için bir şekilde uyuyan hücre olarak yapılanmaya devam ettirerek mezun olmalarını sağladığı, eğitim için yurtdışında bulunan TSK mensuplarının örgüte kazandırılması için örgüt liderinin hazır bulunduğu toplantılara veya sohbetlere katılmalarını sağladığı bilgisine yer verilirken, askerlerin örgüt mensupları aracılığı ile komuta kademesinde terfi etmelerini sağlayarak örgüte bağlılığı kuvvetlendirildiği vurgulandı.

Örgütün gelinen son noktada yargı, emniyet ve TSK'daki rakiplerini bertaraf etmek için değil, aynı zamanda siyaseti tanzim etmek, siyasi partilerinin yöneticilerini değiştirmek, toplumdaki etkinliği, ticari faaliyetleri, stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek, hükümeti yıkmak, kendi felsefesine uygun siyasi yapı oluşturmak için plan yaptığına işaret edilen iddianamede, "Örgütün asıl amacının Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, kamu düzenini bozarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır." görüşü aktarıldı.

- Tahliye taleplerine ret

Mahkeme Başkanı Halil İbrahim Kibar, iddianamenin okunmasının sona ermesinin ardından tutuklu sanıklar ve avukatlarının taleplerinin dinlemesine karar verdi.

Soruşturma sırasında Organize Suçlar Bürosu Amiri olan sanık Yusuf Usşen, iddianamede lehine olan unsurların yer almadığını belirterek, kanunların kendisine verdiği yetkiler dışında hareket etmediğini, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini, serbest kalması halinde kaçma ihtimalinin olmadığını savundu.

Usşen, bu davanın sonuna kadar yargılanarak beraat etmek istediğini ifade ederek, tahliye talebinde bulundu.

Soruşturma kapsamında İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Yardımcısı olan Taner Aydın, iddianamede hakkında 16 iddia bulunduğunu, birçok yerde ise isminin geçirilerek algı yönetimi yapıldığını öne sürerek, aldığı dinleme kararlarının arkasında olduğunu, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve tahliyesini istedi.

Sanık Seyit Ahmet Sarı, askeri casusluk soruşturmasının hiçbir yerinde bulunmadığını, soruşturmaya herhangi müdahalesinin olmadığını ileri sürerek örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi.

Bir polis memuru olarak amirlerinin emri dışında herhangi bir şey yapmadığını belirten Sarı, dosyada örgüt yöneticiliğiyle suçlanan bazı sanıkların tutuksuz yargılandığına işaret ederek tahliye talebinde bulundu.

Diğer tutuklu sanıklar ve avukatları da mahkeme heyetinden tahliye talebinde bulundu.

Cumhuriyet Savcısı Alpay Özbek, sanık Ramazan Özdemir'in avukatı Ali Aksoy ile sanık Yaser Özoğlu'nun avukatı İsmail Hakkı Küçük'ün geçen cuma günkü savunmalarında kamu görevlisine hakaretten suç duyurusunda bulunmasını, serbest kalmaları halinde kaçma ihtimali olan sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi yönünde mütalaa verdi.

Mahkeme Başkanı Kibar, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, avukat Aksoy ve Küçük hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek duruşmayı ağustos ayına erteledi.

- Dava ve iddianame

"Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" iddialarına ilişkin İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010'da gelen ihbar e-postası üzerine başlatılan ve aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanık ve üst düzey askeri yetkili, devletin gizli bilgi ve belgelerini yabancı istihbarat servislerine vermekle suçlanmıştı. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi, şubat ayında tüm sanıkların beraatine hükmetmişti.
Sahte deliller üretilerek kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada 25 kişi tutuklanmış, 5 zanlı ise daha sonra tahliye edilmişti. Soruşturmaya ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan Sorumlu Başsavcı Vekili Okan Bato'nun hazırladığı ve Fetullah Gülen'in bir numaralı sanık olarak yer aldığı 68 sanıklı iddianame, 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
İddianamede, sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri kapsamında, "silahlı terör örgütü kuruculuğu, yöneticiliği, üyeliği, örgüt faaliyetleri kapsamında devlet ve ülkenin bütünlüğünü bozmak, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetmek, iftira, kamu görevlisinin resmi evrakta sahteciliği, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek ve yaymak, özel hayatın gizliliğini ihlal, suç delillerini yok etmek, gizlemek, değiştirmek ve suç uydurmak" gibi suçlamalar yer alıyor.
24 Haziran'da görülen duruşmada 2. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında eski İzmir Emniyet Müdürü Ali Bilkay'ın da bulunduğu 8 kişi hakkında tahliye kararı vermişti. Böylece dosyada tutuklu sayısı 12'ye inmişti.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×