Anne ve babasını silahlı saldırıda kaybedene tazminat

- Anayasa Mahkemesi, anne ve babası silahlı saldırıda öldürülen, ceza soruşturması ve kamu davasının etkili yürütülmediğini ileri sürülen başvurucuya, 25 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi

Anne ve babasını silahlı saldırıda kaybedene tazminat
12 Ekim 2016 Çarşamba 14:32

ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, anne ve babası silahlı saldırıda öldürülen, ceza soruşturması ve kamu davasının etkili yürütülmediğini ileri sürülen başvurucuya, 25 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Bingöl'de 2006 yılında yaşanan silahlı saldırıda başvurucunun annesi ve babası hayatını kaybetti.

Olaya karıştıkları ileri sürülen dört kişi hakkında 2008'de Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame ile iki kişiyi kasten öldürme suçundan dava açıldı.

Yaklaşık 4 yıl süren ve 27 duruşmanın yapıldığı dava sürecinin tamamlanmasının ardından Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı yeterli delil elde edilemediği, suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların beraatine karar verdi.

Temyiz edilen söz konusu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı.

Başvurucu ceza soruşturması ve kamu davasının etkili yürütülmediğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Yüksek Mahkeme, yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine hükmedip başvurucuya 25 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

- Karardan

Olayın ortaya çıktığı ilk gün ölümlerde rolü olabileceği öne sürülen kişilerin evlerinde aramalar yapıldığını, söz konusu kişilerin şüpheli ve sanık sıfatıyla sorgulandığının belirtildiği kararda, başvurucunun soruşturma kapsamında dört defa savcılık tarafından dinlendiği ifade edildi.

Ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine katılmaları gerekliliği yönünden de kayda değer bir eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığının kaydedildiği kararda, kamu davası kapsamında ortalama 50 günde bir 27 duruşma yapıldığı hatırlatıldı.

Kararda, "Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin somut olayda, derece mahkemesinin ulaştığı sonuçla ilgili olarak sahip olduğu takdir yetkisine bir müdahalesinin olamayacağının kabulü ile birlikte, başvurucunun ceza davasının hızlı ve etkili bir şekilde sonuçlanmasındaki menfaati ve gecikmesinde esaslı bir etkisinin olmamasına bağlı olarak soruşturma ile birlikte iki dereceli yargılama sürecinde gerçekleşen yargılamanın çok uzun olduğu, Anayasanın 17'inci maddesinin gerektirdiği hızda bir inceleme içermediği, bu nedenle de ceza davasının fiilen etkili bir şekilde yürütüldüğünden ve buna bağlı olarak pozitif yükümlülüğün usul boyutunun yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır." ifadeleri yer aldı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×