Alman Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararı

- HASEN Genel Sekreteri Yavaş: - "Karar özellikle 3,5 milyon Türk'ün yaşadığı Almanya'da, her iki toplum arasında gerginliklerin doğmasına neden olabilir"

Alman Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararı

İSTANBUL (AA) - Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavaş, Alman Federal Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararının özellikle 3,5 milyon Türk'ün yaşadığı Almanya'da, her iki toplum arasında gerginliklerin doğmasına neden olabileceğini bildirdi.

Yavaş, yaptığı yazılı açıklamada, Dünya İnsani Zirvesi'ne katılan Almanya'nın dünyadaki çatışmaları önlemesi, toplumlar arasında barışı inşa etmesi, insan haklarını korumasının yanı sıra din ve millet ayrımı yapmaması gerektiğini belirtti.

Alınan bu kararın, savunulan ilkelerle örtüşmediğini aktaran Yavaş, "Farklılıklar gözetilmeden, barışın sağlanması üzerinde durulan Dünya İnsani Zirvesi'ne rağmen Almanya'nın kabul ettiği tasarıda Hristiyanlığa vurgu yapılması ve kararın neredeyse oy birliği ile kabul edilmesi dikkat çekici." ifadelerini kullandı.

Yavaş, kararın, zirvede özellikle üzerinde durulan çatışmaların önlenmesi prensibiyle de uyuşmadığına değinerek, şöyle devam etti:

"Çatışmaların önlenmesi prensibinin temel alındığı zirvede bulunan Almanya, bu karar ile Türk ve Ermeni halkları arasındaki çözümsüzlüğü var olan sorunları da derinleştirecek. Diğer taraftan, karar özellikle 3,5 milyon Türk'ün yaşadığı Almanya'da, her iki toplum arasında gerginliklerin doğmasına neden olabilir. Ne yazık ki uluslararası ilişkilerin araçsallaştırdığı Ermeni meselesi ne hukukçuların ne de tarihçilerin araştırmalarına bırakılıyor, parlamento kararları ile siyaseten kullanılmaya çalışılıyor."

Yavaş, Yukarı Karabağ ve çevresindeki 7 rayonun Ermenistan tarafından işgali konusunda siyasal liderlik yapması beklenen Avrupa Birliği'nin (AB) komşuluk politikasının aksine adil ve ortak tutum sergileyemediğini belirtti.

AB tarafından tanımlanan bu politikanın bir unsuru olan Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisinin işgal edildiğine, Hocalı kasabasında bir gecede büyük bir soykırım yapıldığına dikkati çeken Yavaş, "Tüm dünyanın gözleri önünde Ermenistan hem insan haklarını açıkça ihlal etti hem de Cenevre Sözleşmesi yok sayıldı. İşgal sonrasında BM Güvenlik Konseyi '822, 853, 874 ve 884' numaralı 4 karar aldı. Bu kararlarda Ermeni silahlı birlikleri tarafından işgal edilen toprakların koşulsuz terk edilmesi istendi ancak hiçbir zaman uygulanmadı. Ayrıca alınan kararlar hiçbir yaptırım gücüyle desteklenmedi." değerlendirmesini yaptı.

Yavaş, Fransa'da Ermeni iddialarını reddedenlere 1 yıl hapis ve 45 bin avro ceza öngören bir tasarı hazırlandığını, tasarının 2006’da Fransa parlamentosundan geçirildiğini anımsatarak, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Senatoya gelmesi 5 yıl süren yasa senato tarafından parlamentonun tarih yazamayacağı belirtilerek reddedildi. Yedi buçuk ay sonra birkaç kelime değişikliği senatodan geçirilse de Fransa'nın Anayasa Mahkemesi 22 Şubat 2012'de yasayı anayasaya aykırı bularak reddetti. Nitekim benzer bir süreç yakın dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de yaşandı. Mahkeme, 'Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır' sözleri nedeniyle İsviçre'yle davalık olan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek lehine karar verdi. Yani yargı, siyasi kararlarla tarih yazılmasını hukuka aykırı buldu. Alman parlamentosu buna rağmen karar aldı. Bu kararın da aynı ölçüde geçersiz olacağı aşikar."

Yavaş, Almanya'daki 3,5 milyonluk Türk nüfusuna ve lobisine rağmen bu kararın çıkmasının önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, Almanya'nın kültürel hinterlandı ile AB içindeki gücü göz önüne alındığında başka ülkelerde de benzeri tasarıların kabul edilmesi yönünde yeni adımlar atılma riskinin artabileceğine dikkati çekti.

Haldun Yavaş, Azerbaycan ile Türkiye'nin iş birliğiyle bu ihtimale karşı ortak ve kararlı bir biçimde mücadele edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×