Alman basını demokrasi sınavında sınıfta kaldı

- Alman gazeteleri, darbeyi püskürten Türk halkının sevincini değil, başarısız geçen darbe girişiminden sonra alınan tedbirlere ilişkin endişeleri dile getirerek demokrasi konusunda samimi olmadığını gösterdi - Türkler, Alman medyasına artık güvenmiyor

Alman basını demokrasi sınavında sınıfta kaldı

BERLİN (AA) - Alman basını, Türkiye'de 15 Temmuz'da Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından yayınlanan haberlerde vatandaşların tankların önüne geçerek darbeyi engellemesini görmezden gelerek demokrasi sınavını geçemedi.

Darbe girişimine ilişkin gelişmelere hem televizyon kanallarında hem de gazetelerde geniş bir şekilde yer veren Alman basını, Türk halkının 15 Temmuz darbe girişimini püskürtmesini bir demokrasi zaferi olarak görmemesi adeta bir algı medyası olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Darbe girişiminden sonra Türkiye’de alınmaya başlanan tedbirler konusunda ülkenin geleceğine dair endişelerini sayfalarına taşıyan Alman basını, darbede hayatını kaybeden demokrasi şehitlerine yeterince yer vermemesi dikkati çekti.

Dünyada her darbe girişiminde insanların tankların üzerine çıkmasını veya vatandaşın silahlı güçlere karşı koymasını gösteren fotoğrafları manşetlere taşınırken Alman medyasının, vatandaşların darbe girişiminde yer alan askerlere sözde kötü muamele ettiğine ilişkin içerikleri ilk sayfadan okuyucularla paylaşması göze çarptı.

Alman basını, darbe girişimi sırasında parlamentonun havadan bombalanmasını, tankların vatandaşların üzerine yürütülmesini ve darbecilerin vatandaşlara ateş etmesini çok fazla sayfalarına taşımayarak darbecilerin kötü yüzünü gizlemeye çalıştı.

Haberlerde darbenin bir senaryo olduğu yönündeki iddialara ise geniş yer ayıran Alman basını, Türkiye'deki darbe girişimine Türk toplumunun tümünün karşı çıktığı konusunu ise cılız bir şekilde işledi.

Haberlerde darbecilere değil, demokratik seçimle göreve gelmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıtı içeriklere ve yorumlara özellikle yer verilmesi de Alman basınının aslında demokrat görünümlü iki yüzlü bir yayın yaptığını ortaya koydu.

Türkiye ile ilgili haberlerinde genelde eleştirel yayınlar yapan Almanya Birinci Televizyon Kanalı ARD ve Gezi olaylarında tarihinde ilk kez Türkiye'de de Türkçe ek dağıtan Spiegel dergisinin darbe girişiminin ardından hemen, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in Pensilvanya’daki ikametgahında röportaj yapması darbe teşebbüsünün dışarıdan ne kadar destek aldığı sorusunu gündeme getirdi.

- Almanya'daki Türkler sosyal medyadan Alman basınına tepki gösterdi

Almanya'da yaşayan ve yayınları yakından takip eden Türkler, demokrasilerde halkın tanklara geçit vermemesinin bir sevinç unsuru olması gerektiğini ifade ederek demokrasi sınavından geçemeyen Alman basınının, darbe girişiminin başarısız olmasını neredeyse üzüntülü bir tutumla okuyucularına aktardığına dikkati çekti.

Esma Akkuş adlı bir kişi Facebook hesabında, Alman gazetelerindeki haberlerin veriliş şeklinin darbecilere kimin destek verdiğini gösterdiğini belirterek "Alman medyasının, saatlerce Türkiye'deki gelişmelere ilişkin yalanlar yaydığını da biliyoruz. Düşmanlarımız ortaya çıkıyor" ifadesini kullandı.

-Türkler Alman medyasına artık güvenmiyor

"Noyan" adlı bir kullanıcı da "Çok yazık. Alman medyasında sadece Erdoğan karşıtlarına yer veriliyor. Almanya’daki Türkler Alman medyasına artık güvenmiyor" mesajını Twitter'dan paylaştı.

Facebook'ta Fazlı Altın adlı avukat da "İhtilal başarılı olaymış, Almanya'da bayağı kına ihtiyacı doğacakmış" yorumunda bulundu.

Mehmet Ünal adlı sosyal medya kullanıcısı da "Türk halkının darbeyi engellemesi sistematik bir şekilde küçümseniyor" ifadesini kullandı.

- Bild gazetesinden darbe karşıtı paylaşımdan dolayı Türk hukukçuya yönelik kışkırtma kampanyası

Öte yandan Bild gazetesi, "Darbe başlamadan bitmek üzere. Her şeyde vardır bir hayır, en azından biraz pislik temizlenir. Ağzının payını almış olur herkes. Artık yedirmeyiz kolay kolay. Allah'ın izniyle" şeklindeki ifadeleri sosyal medya üzerinden paylaşan Betül Ulusoy adlı bir hukukçuya yönelik kışkırtma kampanyası başlattı.

"Berlinli başörtülü hukukçu Erdoğan'ın yanında yer alarak tahrik ediyor" başlığıyla verilen haberde, Ulusoy'un bir süre önce Neukölln Belediyesi'nde başörtüsü takarak stajını yapmak istemesiyle adını duyurduğu hatırlatılarak Ulusoy'un düşüncesinin demokratik hukuk devletine uymadığı ve Erdoğan'ın yanında yer aldığı belirtildi.

Ulusoy ise söz konusu paylaşımın demokratik hukuk devletine uygun olmadığına ilişkin suçlamaları reddederek paylaşımdaki "temizlik" kelimesiyle askeri diktatörlük isteyenler ile askeriyeyi demokratik bir unsur olarak görenlerin ayrıştırılmasını kastettiğini ifade etti.

Türk halkının askeri diktatörlüğe karşı olduğunu gösterdiğini vurgulayan Ulusoy, halkın demokratik hukuk devleti yolunu sürdürmesi gerektiğini kaydetti.

Diğer taraftan ise Yeşiller Partisi Milletvekili Renate Künast, Würzburg kenti yakınlarında trende yolculara saldıran 17 yaşındaki Afganlı sığınmacının, polisin ateş açması sonucu öldürülmesini eleştirmesine tepki gösterildi.

Saldırganın öldürülmesi yerine neden yaralanmadığı sorusunu Twitter'dan yönelten Künast'a Oberbayern Emniyet Müdürlüğü, bu şekilde bir sorunun sorulmasının an itibarıyla yersiz olduğu şeklinde cevap verdi.

Kendi partisinden dahil çok sayıda kişinin tepki göstermesi üzerine geri adım atan Künast, ifade etmek istediğini Twitter’dan anlatamadığını belirtti.

Almanya'da bir saldırganın polis tarafından öldürülmesine yönelik eleştiriye tahammül edilemezken, Alman televizyonlarında, FETÖ’nün darbe girişimi başarısız olduktan sonra yakalanan generallerin yüzlerindeki yaralara işaret edilerek bu generallere polis tarafından kötü muamele edildiğinin iddia edilmesi ise Alman medyasındaki iki yüzlülük bir kez daha tescil edilmiş oldu.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×