AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz:

- "(FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin) Bu milletin topyekun iradesini temsil eden kuruma savaş uçaklarıyla saldırdılar. Bunun özü milli idareye, milletin değerlerine düşmanlıktır. Bu eylem tek başına bu terör yapılanmasının bu topraklara ait olmadığının en açık göstergesidir" - "Adalet sistemimizi daha iyi işler hale getirmeliyiz. İçinde çetelerin, paralel yapıların olduğu bir adalet sistemiyle birinci sınıf ekonomi olamazsınız. Bunları temizlemiş adalet sistemini sadece hukuka adalete uygun işleten bir toplum olursanız ekonominiz ilerler" - "Terör örgütleri, isimleri, söylemleri isimleri ne olursa olsun hepsi kalkınmaya ve demokrasiye düşmandır. İçinde bulundukları topluma zarar veren yapılardır" - "Asgari müştereklerimizden biri terörün ilkesel bir şekilde reddedilmesi olmalıdır. Amasız, fakatsız şekilde her türlü teröre karşı tavır almak durumundayız"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz:

MUŞ (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, "Bu milletin topyekun iradesini temsil eden kuruma savaş uçaklarıyla saldırdılar. Bunun özü milli idareye, milletin değerlerine düşmanlıktır. Bu eylem tek başına bu terör yapılanmasının bu topraklara ait olmadığının en açık göstergesidir." dedi.

Muş Alpaslan Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen "ÜNİDAP Uluslararası Bölgesel Kalkınma Konferansı"na katılmak üzere kente gelen Yılmaz, havaalanında Vali Yardımcısı Ercan Öter, AK Parti İl Başkanı Namık Ergün ve partililer tarafından karşılandı.

Yılmaz, üniversite kongre merkezinde gerçekleştirilen konferansta yaptığı konuşmada, üniversitelerin sadece mevcut bilgileri gelecek nesillere aktarmanın dışında, bulundukları toplumun daha ileriye gitmesine destek olan kalkınma kurumlarından biri olduğunu vurguladı.

- "15 Temmuz milletimize yeni bir güç verdi"

15 Temmuz'da yaşanan hain bir kalkışmayı milletin büyük bir kahramanlıkla önlediğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Tankla, topla, savaş uçaklarıyla milli iradeye yönelen tehdidi milletimiz çıplak elleriyle, göğsüyle püskürttü. Şehitlerimiz, binlerce yaralımız oldu ancak 15 Temmuz milletimize yeni bir güç verdi. Bu fedakarlıklarla adeta yeniden millet olma ruhumuz pekişti. FETÖ gibi yapılanmalar bu ülkenin birliğini ortadan kaldırmaya çalıştılar ancak daha çok kenetlenmemize vesile oldu. Değişik partiden insanlar bu tehdit karşısında daha çok bir araya geldi. Siyasi kutuplaşma azaldı, diyalog arttı. Bunun ülkemiz, demokrasimiz için büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum. Bunu iyi değerlendirebilirsek ekonomik kalkınmamıza da önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Partiler arasında anayasa başta olmak üzere yapılan çalışmalar son derece önemli."

- "TBMM'ye savaş uçaklarıyla saldırdılar"

Yılmaz, 15 Temmuz'u yapanların bu ülkenin ilerlemesine, gelişmesine, demokrasisinin güçlenmesine engel olmaya çalıştıklarını bildirdi.

Yılmaz, "Bunun en bariz göstergesi Türkiye Büyük Millet Meclisine yönelik saldırıdır. Bu milletin topyekun iradesini temsil eden kuruma savaş uçaklarıyla saldırdılar. Bunun özü milli idareye, milletin değerlerine düşmanlıktır. Bu eylem tek başına bu terör yapılanmasının bu topraklara ait olmadığının en açık göstergesidir. İçinde bulunduğumuz süreçte bu terör örgütünün ve diğer örgütlerin yapmaya çalıştığının tersine bizim daha fazla kenetlenmemiz, daha fazla bilgi üretmemiz ve ülkemizi geleceğe taşımamız lazım." ifadesini kullandı.

Hükümet olarak 2023 ve ötesine giden bir vizyonlarının olduğunu, bunun için de yeni bir kalkınma kavramının bulunduğunu anımsatan Yılmaz, bu kalkınmanın sadece ekonomik gelişmeyi kapsayan bir kavram olmadığını, sosyal, sürdürülebilir boyutu olmayan, temel hak ve hürriyetlerle bağlantısı bulunmayan bir kalkınma kavramının gerçek anlamda bir kalkınma getirmeyeceğini dile getirdi.

Kalkınmada bölgeler arasında fırsat eşitliğini oluşturmak ve tüm topluma sunmak için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemizin 4 yanında ulaşım, eğitim, sağlık kurumları fırsat eşitliği kavramının altını dolduran yatırımlardır. Gelir dağılımını daha iyi duruma getirmek durumundayız. Bunu sadece kamu kurumları aracılığıyla sağlayamayız. Özel sektörle, rekabetçi piyasayla bunu yapmak durumundayız. Üniversitelerimizle, yerel yönetimlerimizle bunu yapmak durumundayız. Sosyal boyutu olmayan bir kalkınmanın gerçek anlamda bir kalkınma olduğunu söyleyemeyiz. Kadınıyla, erkeğiyle bu kalkınmayı başarmak durumundayız. Kadınları daha fazla sosyal ve ekonomik hayata katıldıkları bir çerçeve içinde bunu başarmalıyız. Çevresel boyut dediğimiz şey de kalkınmanın önemli bir parçası. Sürdürülebilir bir kalkınma nesiller arası kalkınmayı da sağlamak durumundadır. Nesiller arası fırsat eşitliğini sağlamak durumundayız. Bunun için kaynaklarımızı akılcı kullanmalıyız."

- "İçinde çetelerin, paralel yapıların olduğu..."

Kalkınma kavramının içinde, demokrasi, huzur, temel hak ve özgürlükler gibi kavramların mutlaka olması gerektiğini belirten Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Refahı arttırabilirsiniz, bunu iyi dağıtmış olabilirsiniz ama insanlar sadece midesi olan varlıklar değil. Aklı, onuru, kültürü olan varlıklardır. İnsanların özgürlüğü, kalkınmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Güçlü bir hukuk devleti, ileri demokrasi ve temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığı bir düzen, etkili bir yönetim yapısı, huzur ve güvenin sağlandığı yapı kalkınmanın ayrılmaz bir parçasıdır. 15 Temmuz ile ilgili söylediklerim çerçevesinde kalkınmamıza da darbe vurmak istediler. Ekonomimizi tahrip etmeyi hedeflediler. Sosyal yapımımızı bozmak, ülkemize kaosa sürüklemek, temel hak ve özgürlüklerimizden bizi mahrum bırakmaya alıştılar. Türkiye'nin geldiği noktada 4 boyutun önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye, üst, orta gelir grubunda yer alan bir ülke. Bu gruptan, yüksek gelir gurubuna terfi edecekseniz kritik bir takım konularda mesafe almamız gerekir. Bunlardan bir tanesi demokrasi, temel hak ve hürriyetlerdir. Özellikle özgürlükler olmadan yüksek gelir grubuna geçmemiz son derece zor. Düşünce hürriyeti, ifade ve inanç özgürlüğü burada kritik öneme sahip. Bu özgürlükleri olmayan bir toplumun üst noktaya çıkması son derece güç. Yeni fikir ve teknolojiler üreteceksek özgürlük alanlarını genişletmek durumundayız. Adalet sistemimizi daha iyi işler hale getirmeliyiz. İçinde çetelerin, paralel yapıların olduğu bir adalet sistemiyle birinci sınıf ekonomi olamazsınız. Bunları temizlemiş adalet sistemini sadece hukuka adalete uygun işleten bir toplum olursanız ekonominiz ilerler."

Yılmaz, özgürlüklerin olduğu toplumlarda yeni fikirlerin ortaya çıkabileceğini, farklılıkları bir arada yaşatabilen toplumların gelişebileceğine işaret etti. Yılmaz, bunları gerçekleştiremeyen, farklılıklarını ortak paydada bir araya getiremeyen toplumların gelişmesinin mümkün olmadığını bildirdi.

Ülkenin geleceğinde 4 temel faktörün tartışılması gerektiğine değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

"Birincisi demokraside temel haklar, özgürlükler, ifade ve inanç özgürlüğü. İkincisi, iyi işleyen yargı sistemi. Hiçbir gücün kontrolünde olmayan, çetelerin, karanlık örgütlerin kontrolünde olmayan, herkese güven veren bir adalet sistemi. Üçüncüsü eğitim sistemimiz. Bugün dünyanın ihtiyaçlarını karşılayan daha özgürlükçü, etkileşim içinde olan bir eğitim sistemi. İdeoloji aktarmaktan öte beceri donanım kazandıran eğitim sistemi. Dördüncüsü teknoloji. Teknolojiyle üst gelir grubuna çıkan bir ülke. Kalkınmamızda bu 4 alan en kritik hususlar. Bunların herbirinde başarılı olmamız için yönetimin önemli olduğunu düşünüyorum. Devlette performansa dayalı hesap verebilir, iyi hizmet eden bir yönetim anlayışı bizim geleceğe yönelik projelerin alt yapısını oluşturacaktır."

- "Son 14 yıldır bölgemize ayrıcalıklı yatırımlar gerçekleştirdik"

Bölgelerin daha hızlı gelişmeye ve kalkınmaya ihtiyacının olduğunu, bu amaçla Başbakan Binali Yıldırım'ın Diyarbakır’da yeni bir kalkınma ve destek planı açıkladığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

"Son 14 yıldır bölgemize ayrıcalıklı yatırımlar gerçekleştirdik. Bir çok alanda çok ciddi kamu yatırımlarını bölgeye taşıdık. Bölgemizin sadece kamu yatırımlarıyla gelişmesi mümkün değil. Bu kamu yatırımlarını mutlaka özel yatırımlarla ve daha canlı sivil toplumla geliştirmemiz gerekir. Bunun yolu terörden arınmış, insanların düşüncelerini hukuk içinde ifade ettiği bir düzeni hep birlikte oluşturmamızdır. Terör örgütleri, isimleri, söylemleri isimleri ne olursa olsun hepsi kalkınmaya ve demokrasiye düşmandır. İçinde bulundukları topluma zarar veren yapılardır. En çok içinde bulunduğumuz bölgede zararları olmuştur. Bunların gündemden çıktığı, terörün olmadığı ortamda kalkınmayı gelişmeyi konuşmamız gerekir. Terörün olmadığı ortamda özgürlükleri daha ileriye götürmeyi, genç nüfusumuza daha iyi iş imkanlarını, şehirlerimizi nasıl daha yaşanılır yapacağımızı konuşmamız gerekir. Terör bölgenin kalkınmasının, demokrasinin düşmanıdır. Teröre karşı net tavır oluşturmadığımız sürece terör bize gençlerimize daha çok zarar verecektir. Dolayısıyla geniş kalkınma anlayışı içinde terör olmadığı ortamda bölgemizi ileriye taşıyacağız. Asgari müştereklerimizden biri terörün ilkesel bir şekilde reddedilmesi olmalıdır. Amasız, fakatsız şekilde her türlü teröre karşı tavır almak durumundayız. Bütün sorunlarımızı demokratik çerçevede tartışmaya, çözmeye devam etmeliyiz."

Muş Valisi Seddar Yavuz da önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Yavuz, "14 yıl önce kente gelseniz böyle bir üniversite bulabilir miydiniz? Sadece Muş’ta değil bütün illerimizde üniversitelerimiz var. Türkiye tarihinden geçmişinden aldığı güçle yoluna devam ediyor. Bu kutlu yürüyüşün engellenmek istendiğini görüyoruz ama bu tür müdahaleler bilin ki Türkiye'ye ve Türk milletini daha güçlü kılıyor ve birbirimize kenetlenmemizi sağlıyor." dedi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×