"Adalet ve Merhamet" Temalı Kısa Film Yarışması Ödül Töreni

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2) - "Suriye'de DAİŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiçbiri, ne bizim kadar örgüte zaiyat verdirmişlerdir, ne de bizim kadar bedel ödemişlerdir. Bir yandan canlı bombalarla diğer yandan Kilis'e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar." - "Zalim diktatörlerin, acımasız terör örgütlerinin tehdidinden kaçan biçare çocuklar ve kadınlar, karşılarında şefkatle açılmış kollar değil kapatılmış kapılar, duvarlarla örülmüş sınırlar buluyor." - "Hemen yanı başımızdaki Suriye'de 6 yıldır yaşananlar karşısında, insanlık çok kötü bir sınav vermiştir. Türkiye gönlünü ve sınırlarını mazlumlara ve mağdurlara açarken, üç maymunu oynayanlar, konu kendileri olunca, ilk iş kapıları kapattılar. İşte bunlarda merhamet yok, işte bunlarda adalet yok. Bunlarda diktatörlük var, bunlarda zulüm var."


İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'de DAİŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiçbiri, ne bizim kadar örgüte zaiyat verdirmişlerdir, ne de bizim kadar bedel ödemişlerdir. Bir yandan canlı bombalarla diğer yandan Kilis'e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çekmeköy Belediyesince Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleştirilen "Adalet ve Merhamet" Temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni'ne katıldı.

Erdoğan, törenin yapıldığı merkeze işaret ederek, "Böyle muhteşem bir çatı altında, böyle bir muhteşem kültür sanat merkezinde ki İstanbul'un değil dünyanın önemli merkezlerinden bir tanesi. İnşallah ikincisini de bizim Ankara'daki külliyemiz de yapıyoruz, onu da önümüzdeki haftalarda, bir iki ay içerisinde inşallah açacağız. Tüm halkımızın, milletimizin emrine sunacağız." ifadelerini kullandı.

Birçok ilkleri içinde barındıran yarışmaya, 20 farklı ülkeden 500'ü aşkın başvuru yapılmasının dahi başlı başına projenin başarısını gösterdiğini dile getiren Erdoğan, amatör ve profesyonel sinemacıların "adalet ve merhamet" temalı böyle bir yarışma için harekete geçmiş olmalarının kendisini heyecanlandırdığını ve mutlu ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Açık konuşmak gerekirse sinema kendi medeniyet ve kültür dünyamıza uygun ürünler bakımından çok da verimli bir alan değildir. Elbette bir kısmı da burada olan kıymetli sinemacılarımız, büyük mücadeleler ve emeklerle ciddi ürünler ortaya çıkmasını sağlamışlardır ama sektörün büyüklüğü ve etki alanını dikkate aldığımızda, yapılanların yapılması gerekenlere göre çok az olduğunu görüyoruz. Sıkıntı burada. Son yıllarda bu doğrultuda birtakım ümit verici gelişmelere şahit oluyorsak da henüz arzu ettiğimiz seviyenin oldukça gerisindeyiz. Şimdi Kültür Bakanlığımız sinema dünyasıyla alakalı yine bir atağın, yeni bir hamlenin içerisinde. Temennim odur ki; inşallah bu geri kalmışlığımızı süratle başarır ve burada da dünya ile bir rekabetin içerisine girmiş oluruz."

- "Adaletsizlik ve merhametsizlik her tarafı sarmış durumda"

Kültür ve sanat alanında söz sahibi olmayan bir düşüncenin, bir mücadelenin kalıcı başarıyı yakalamasının oldukça güç olduğunu söyleyen Erdoğan, "Siyasi iktidar önemlidir, ekonomik iktidar önemlidir ama sosyal iktidarla taçlandırmadığınızda buralarda elde ettiğiniz başarıları sürdürülebilir kılamazsınız. Onun için kültür, onun için sanat çok çok önemli. Katıldığım bu tür programlarda ilgili arkadaşlarımızı eğitim, kültür, sanat konularındaki eksiklerimizi gidermemiz konusunda hep teşvik etmeye çalışıyorum." dedi.

Çekmeköy Belediyesinin bu projesiyle sinema alanında takdire şayan bir gayret ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, bu çabanın diğer belediyelere ve sivil toplum kuruluşlarına da örnek olması dileğinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatın her alanında adalete ve merhamete, ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyulan bir dönemden geçtiklerini vurguladı.

Dünyanın bir köşesinde masum insanlar katledilirken, dünyanın diğer tarafında milyarlarca kişinin yürekleri acıtan bir kayıtsızlık içinde kendi konforunu yükseltmenin peşinde koştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "Zalim diktatörlerin, acımasız terör örgütlerinin tehdidinden kaçan biçare çocuklar ve kadınlar, karşılarında şefkatle açılmış kollar değil kapatılmış kapılar, duvarlarla örülmüş sınırlar buluyor." değerlendirmesini yaptı.

Afrika'da, Asya'da sayıları milyarı bulan insanların açlık tehdidi altında yaşarken, batıda obezliğin giderek bir sorun haline dönüştüğünün altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakın şunu söyleyeyim, bizim ülkemiz de şu anda obezlikte hatırı sayılır bir konuma gelmiş vaziyette. Bir obezlik tehdidi altındayız Türkiye olarak. Dünyamızın uzaydan çekilen görüntülerinde, geceleri belli bölgeler ışıl ışıl iken, diğer bazı bölgelerin derin bir karanlığa gömülü olduğu, net bir şekilde seçilebiliyor. Velhasıl, adaletsizlik ve merhametsizlik her tarafı sarmış durumda. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Hemen yanı başımızdaki Suriye'de 6 yıldır yaşananlar karşısında, insanlık çok kötü bir sınav vermiştir. Türkiye gönlünü ve sınırlarını mazlumlara ve mağdurlara açarken, üç maymunu oynayanlar, konu kendileri olunca ilk iş kapıları kapattılar. İşte bunlarda merhamet yok, işte bunlarda adalet yok. Bunlarda diktatörlük var, bunlarda zulüm var. Biz meseleyi kaynağında çözmeyi, Suriye'de güvenli bölge oluşturarak, insanları göç etmeye zorlayan sebepleri ortadan kaldırmayı teklif ettiğimiz halde meseleyi ısrarla başka yönlere çekmeyi sürdürdüler. Suriye'de DAİŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiçbiri, ne bizim kadar örgüte zaiyat verdirmişlerdir, ne de bizim kadar bedel ödemişlerdir. Bir yandan canlı bombalarla diğer yandan Kilis'e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar."

- "Bu çarpıklığa karşı itirazımızı da dile getiriyoruz"

"Ankara ve İstanbul'da patlayan bombalara verilen tepkilerle, Paris'te ve Brüksel'de yapılan eylemlere verilen tepkiler arasındaki fark, adaletsizliğin somutlaşmış halinden başka bir şey değildir" diyen Erdoğan, Türkiye'nin 3 milyon göçmeni topraklarında barındırırken, 300 bin göçmene tahammül edememenin merhametsizlik olduğunu dile getirdi.

Uluslararası kuruluşların yapısı ve işleyişinin adaletsizliği derinleştiren, merhametsizliği ödüllendiren bir pratiğe sahip olduğunu aktaran Erdoğan, "Biz 'dünya 5'ten büyüktür' derken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapısı nezdinde işte bu çarpıklığa karşı itirazımızı da dile getiriyoruz. Adalet var mı? Yok. 5 tane daimi üye, dünyanın kaderini belirliyor. Adaletsizlik, bir defa orada tamamıyla pekişmiş vaziyette. İşlerine geliyor mu? Gelmiyor. Ne diyoruz biz. Dünyada şu anda 195-196 ülke BM Genel Kurulunun üyesi mi? Üyesi. Gelin bunların tamamını 15-15 mi? Yaparız. 20-20 mi? Yaparız. BM Güvenlik Konseyinin üyesi olsunlar. Dönerli olarak her kıtadan, her dinden BM Güvenlik Konseyinde üyeler olsun. Kabul etmiyorlar." şeklinde konuştu.

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×