ABD'nin bağımsızlığının 240. yıl dönümü

- AB Bakanı Çelik: - "Paris ne kadar güvenli ise Londra, Berlin ne kadar güvenli ise Ankara da o kadar güvenli. Küresel terörün tüm bir coğrafyayı aynı anda tehdit edebilmesi. Bu yeni bir durum. Buna karşı yapılacak en iyi şey yaptığımız işi yapmaya devam etmek. Normal hayatımızı devam ettirmek" -"Mülteci ve göç meselesi konusunda hakikaten Avrupa vizyonuna, temel insanlık değerlerine uygun bir tutum geliştiremezlerse bu göç meselesi yüzünden aşırı sağın kendini yükseltme faaliyetleri karşısında direnemeyecekler. Aşırı sağ siyasetler ana akım siyasetleri götürecek" -"Son dönemde Suriye'den Ukrayna'ya Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya kadar bölgemizde cereyan eden hadiseler, artan terör tehdidi ile düzensiz göç akımları gibi giderek büyüyen sorunlar Türkiye ve ABD'nin her alanda işbirliğini derinleştirmesinin elzem olduğunu ortaya koymaktadır" - ABD'nin Ankara Büyükelçisi Bass: - "Her ülkede yaşanan saldırılar sadece demokrasilerimizi güçlendirme kararlılığımızı artırmaya hizmet etmiştir. Hoşgörü ve barışın nefrete ve şiddete galip gelmesini sağlamak zorundayız"

 ABD'nin bağımsızlığının 240. yıl dönümü

ANKARA (AA) - Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, "Paris ne kadar güvenli ise, Londra, Berlin ne kadar güvenli ise Ankara da o kadar güvenli. Küresel terörün tüm bir coğrafyayı aynı anda tehdit edebilmesi. Bu yeni bir durum. Buna karşı yapılacak en iyi şey yaptığımız işi yapmaya devam etmek. Normal hayatımızı devam ettirmek." dedi.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass ve eşi Holly Bass'ın ev sahipliğinde büyükelçilik konutunda ABD'nin bağımsızlığının 240. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Ankara'da görev yapan çok sayıda yabancı misyon temsilcisi, diplomat ve gazeteci katıldı. Resepsiyon, Büyükelçi Bass'ın konukları kapıda karşılamasının ardından iki ülkenin milli marşlarının çalınması ile başladı.

Bass, burada yaptığı açılış konuşmasında konukları selamlayarak, misafirlere, ABD'nin Bağımsızlık Günü davetini onurlandırdıkları için teşekkür etti.

Geçen yıl düzenlenen bağımsızlık günü resepsiyonundan bu yana "zor ve acı dolu bir yılın" geride kaldığını söyleyen Bass, "Her iki toplum da teröristlerden kaynaklanan acıyı ve kaybı yaşadı. Türkiye’de yaşanan kayıpları yüreğimizde hissediyoruz ve taziyelerimizi sunuyoruz, başınız sağ olsun." dedi.

Bass, "Ne kadar acı verici ve her nerede olursa olsun İstanbul’da, Orlando ya da Midyat’ta olsun... Her ülkede yaşanan saldırılar sadece demokrasilerimizi güçlendirme kararlılığımızı artırmaya hizmet etmiştir. Hoşgörü ve barışın nefrete ve şiddete galip gelmesini sağlamak zorundayız. Demokratik toplumlarımızın dayanağını oluşturan temel özgürlükleri korumak için çalışmalıyız. ABD tüm bu çabalarda Türkiye'deki dostlarını desteklemeyi sürdürecektir." dedi.

- Ömer Çelik'in konuşması

AB Bakanı Çelik ise 4 Temmuz 1776'da ilan edilen Bağımsızlık Bildirisi'nin dünya siyasi tarihinde önemli bir milat oluşturduğunu belirterek, bildirinin tüm insanlığın paylaştığı önemli insani değerler olan özgürlük, bağımsızlık ve eşitliğin dünyanın dört bir köşesinde ulusal hareketlere ilham kaynağı olduğunu kaydetti.

Tarih boyunca yakın birer müttefik olan ABD ve Türkiye'nin bugün stratejik ortak olarak güçlü ilişkilerini sürdürdüğünü dile getiren Çelik, "ABD ile siyasi, askeri ve güvenlik parametreleri çerçevesinde şekillenen ortaklığımız zaman içerisinde gelişip evrilmiş, ekonomik ve insani boyutları da kapsayacak şekilde çok önemli düzeye ulaşmıştır. Türkiye ve ABD arasında müstesna ve vazgeçilmez nitelikteki bu ortaklık halihazırda gerek bölgemizde gerek küresel planda yaşamakta olduğumuz bölgesel ve uluslararası barış ve istikrarı tehdit edici nitelikli sorunların üstesinden gelinmesi bakımından hayati bir önem taşımaktadır. Son dönemde Suriye'den Ukrayna'ya, Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya kadar bölgemizde cereyan eden hadiseler artan terör tehditiyle düzensiz göç akımları gibi giderek büyüyen sorunlar Türkiye ve ABD'nin her alanda işbirliğini derinleştirmesinin elzem olduğunu ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.

- "Ankara, Türkiye bu terör tehdidine rağmen güvenli ülkedir"

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, "Fransız Büyükelçiliği, bugün resepsiyon iptallerini açıkladı. AB Bakanı olarak dış elçilikliklerin böyle bir terör korkusunu Türkiye'de yaşaması konusunda ne düşürüyorsunuz?" sorusu üzerine, bunun büyükelçiliklerin kendi takdir hakları olduğunu belirtti.

Ancak bu konuda deneyimli olduklarını dile getiren Çelik, "Paris'te bir alarm verilmiş. Öyle anlaşılıyor ki böyle entegre durum var. Özel noktasal bir istihbarat mı aldılar yoksa genel bir durumun bir parçası mı bilemiyorum." dedi.

Ömer Çelik, "Paris ne kadar güvenli ise, Londra, Berlin ne kadar güvenli ise Ankara da o kadar güvenli. Küresel terörün tüm bir coğrafyayı aynı anda tehdit edebilmesi. Bu yeni bir durum. Buna karşı yapılacak en iyi şey yaptığımız işi yapmaya devam etmek. Normal hayatımız devam ettirmek." diye konuştu.

Bu noktada en önemli şeyin, terörün kendisine meşruiyet alanı yaratmasına dönük faaliyetleri ortadan kaldırmak olduğuna dikkat çeken Bakan Çelik, "Örneğin, Paris'te terör tehdidi sebebiyle olağanüstü durum ortaya çıkıyor. Jandarma, polis daha fazla göreve çağırılıyor ama aynı gün Avrupa Parlamentosunda PKK-PYD terör örgütünün propagandasının yapıldığı bir sergi açılıyor. Dolayısıyla Avrupa, terör meselesini sadece DAİŞ meselesi olarak anlamamalıdır. DAEŞ, PKK, PYD bunların hepsi birdir. Geçmişte eski Afganistan'da terör örgütleri arasında çeşitli devletlerin ayrım yapmasını, bu ayrım çerçevesinde herkesin belli örgütleri tutup, diğerleriyle mücadele etmesi gibi bir durumun dünyayı ne büyük felakete götürdüğünü gördük. Aynı mantık Suriye'de ve Irak'ta sürdürülürse o eski Afganistan'dan 100 kat daha büyük bir tahliye gelir, Suriye'ye yerleşir. Bu hem Akdeniz hem de Avrupa açısından bu kadar yakına bu kadar büyük bir tehlikenin gelmesi manasına gelir." değerlendirmesinde bulundu.

Terör ile fiziki olarak mücadele ettiklerini, terörün fiziken herhangi bir şekilde kazanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Çelik, esas meselenin ise terörün ideolojik olarak yenilmesi olduğunu, ideolojik olarak yenmek için de terörle ilgili hiçbir meşrulaştırıcı veya mazur gösterici faaliyete izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Çelik, daha önce de herhangi bir PKK çadırı açılmamasıyla ilgili Belçika'ya uyarılarda bulunduklarını anımsatarak, "Son zamanlarda görüyoruz. Bir terörist ortaya çıkıyor. Bakıyorsunuz geçmişte PKK'da bulunmuş, şimdi DAEŞ saflarında terör faaliyeti gerçekleştiriyor veya DAEŞ'te bulunuyor. DAEŞ ve PKK birbirlerinin yöntemlerini kullanıyor. Bununla ilgili ilkesel bir tutum alındığında bunun üstesinde gelmemek diye bir şey söz konusu olmaz. 'Artık temennilerin ötesine geçelim, ortak eylem planları çerçevesinde bir araya gelelim' diyoruz. Ankara, Türkiye bu terör tehdidine rağmen güvenli ülkedir. Dolayısıyla biz isterdik ki büyükelçilik normal faaliyetine devam etsin." ifadelerini kullandı.

- "Avrupa'nın temel değerlerinin sarsıldığı bir tablodan Avrupalı siyasetçiler sorumlu olurlar"

Avrupa Birliği'nin 18 bin Suriyeliyi Geri Kabul anlaşması çerçevesinde almasının beklendiğinin ancak bunun gerçekleşmediğinin belirtilmesi ve "Bu noktada sizdeki güncel bilgiler nedir? AB üzerine düşeni yerine getiriyor mu?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Çelik, şu ana kadar bunun yerine getirmediğini söyledi.

Gönüllü yerleştirmenin hayata geçmesi, onun ötesinde "bire bir" kabul anlaşması çerçevesindeki faaliyetin daha da güçlenmesi ve çeşitli ülkelere ayrılan kontenjanların o ülkeler tarafından bu Suriyelilerin alınarak bu kontenjanlar çerçevesinde yerleştirilmesi gerektiğini söylediklerini dile getiren Çelik, "Burada Avrupa değerlerinin Avrupalı siyasetçilerin bu yaklaşımı yüzünden tehdit altında olduğu bir tablo ile karşı karşıyayız. Mülteci ve göç meselesi konusunda hakikaten Avrupa vizyonuna, temel insanlık değerlerine uygun bir tutum geliştiremezlerse bu göç meselesi yüzünden aşırı sağın kendini yükseltme faaliyetleri karşısında direnemeyecekler. Aşırı sağ siyasetler ana akım siyasetleri götürecek." diye konuştu.

Bunun tipik örneğinin İngiltere'de Brexit referandumunda yaşandığını anımsatan Çelik, "Cameron, aşırı sağ siyasetleri idare etmeye çalıştı ama sağ siyaset, ana akım siyaseti yutarak şimdi Cameron'ı koltuğundan etti. Buradaki göç meselesi temel olarak Avrupa değerlerinin ve Avrupa'nın ana siyasi akımlarının korunmasıyla ilgili bir meseledir. Şu ana kadar mükellefiyetlerini yerine getirmemişlerdir. Bu mükellefiyetin yerine getirilmesi, Türkiye ile olan vize serbestisi dahil olmak üzere bu paketin yerine getirilmesi, ayrıca gönüllü kontenjanların o ülkeler tarafından yerleştirilmesi ve gönüllü yerleştirmenin gerçekleştirilmesi ancak bu sorunu çözer. Aksi takdirde göç meselesi yüzünden Avrupa'nın temel değerlerini sarsıldığı bir tablodan Avrupalı siyasetçiler sorumlu olurlar." dedi.

"Fransa konusunda 'İstihbarat Fransa makamlarının' dediniz. Türkiye'nin elinde istihbari bilgiler var mı Fransa'ya yönelik olarak? Ayrıca Türkiye vatandaşlarına yönelik bir tedir de alınıyor mu?" sorusu üzerine Çelik, her gün yüzlerce ihbar geldiğini, bunların engellendiğini, ciddi şekilde mücadele edildiğini, pek çok eylemin gerçekleşme safhasından önce engellendiğini dile getirdi.

Çelik, "Ama böyle bir tablo da ortaya çıkıyor. Maalesef terör tehdidi altında yaşayan ülkelerin ortak kaderi bu mücadele biçimi. Fransa'da benzer şekilde bu kadar istihbarat faaliyeti, bu kadar güvenlik faaliyetine rağmen bir sürü olay oldu. Bu terörle mücadelenin tabiatında olan bir şey." diye konuştu.

Son dönemde engellenen saldırılarla ilgili sayı konusunda ise Ömer Çelik, "çok sayıda" cevabını verdi. Çelik, istihbarat ve güvenlik örgütlerinin bu konuda çok yüksek standartlarda faaliyet yürüttüğünü anlattı.

Öte yandan; daha önce 30 Haziran'da yapılacağı duyurulan resepsiyon, Atatürk Havalimanı'nda meydana gelen terör saldırısı sonrası Türk halkının yasını paylaşmak amacıyla ileri ertelenmişti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×