AB katılım müzakerelerinde 33. fasıl açıldı

- Avrupa Birliği Bakanı Çelik: - "Tam üyelikle doğrudan bağlantılı olan ve üyelikle birlikte AB bütçesine aktarılacak öz kaynaklara ilişkin kuralları içeren bu faslın müzakerelere açılması, hem Türkiye’nin hem de AB’nin, Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefine olan bağlılığının en somut göstergesidir" - "Uzun zamandır Türkiye-AB katılım müzakerelerinde süregelen durgunluğun ardından, 6 ay içerisinde 2 faslı müzakerelere açmamız aynı stratejik anlayışla hareket ettiğimizde neleri başarabileceğimizi ortaya koymuştur"

AB katılım müzakerelerinde 33. fasıl açıldı

BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, "Tam üyelikle doğrudan bağlantılı olan ve üyelikle birlikte AB bütçesine aktarılacak öz kaynaklara ilişkin kuralları içeren bu faslın müzakerelere açılması, hem Türkiye’nin hem de AB’nin Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefine olan bağlılığının en somut göstergesidir." dedi.

Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde Mali ve Bütçesel Hükümler faslı, Brüksel'de düzenlenen hükümetler arası konferansla açıldı.

Konferansta konuşan Bakan Çelik, sözlerine İstanbul’da gerçekleşen terör saldırısı sonrasında AB kurumlarının verdikleri destekten ve terörü lanetlemelerinden ötürü teşekkür ederek başladı.

Katılım müzakerelerinin başladığı 3 Ekim 2005'ten bu yana bakanlar düzeyinde Türkiye-AB 12. Hükümetlerarası Katılım Konferansının yapıldığına dikkati çeken Çelik, 14 Aralık 2015'te 17 No’lu Ekonomik ve Parasal Politika Faslının açılmasının ardından 33 No’lu Mali ve Bütçesel Hükümler Faslının müzakerelere açılmasının Türkiye-AB ilişkilerinde yakalanan olumlu atmosferin somut kazanımlarının devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

33. faslın açılması ile birlikte katılım müzakerelerinde 16 fasıl açılmış, 1 fasılın ise geçici olarak kapatılmış olduğunu vurgulayan Çelik, "Tam üyelikle doğrudan bağlantılı olan ve üyelikle birlikte AB bütçesine aktarılacak öz kaynaklara ilişkin kuralları içeren bu faslın müzakerelere açılması, hem Türkiye’nin hem de AB’nin Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefine olan bağlılığının en somut göstergesidir." diye konuştu.

Çelik, "Uzun zamandır Türkiye-AB katılım müzakerelerinde süregelen durgunluğun ardından, 6 ay içerisinde 2 faslı müzakerelere açmamız aynı stratejik anlayışla hareket ettiğimizde neleri başarabileceğimizi ortaya koymuştur." ifadesini kullandı.

Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin Türkiye’nin yararına olduğu kadar, AB’nin büyük krizler karşısında yeni mekanizmalar, yeni ittifak alanları oluşturabilmesi ve Avrupa vizyonunu güçlendirebilmesi için de son derece önemli olduğu düşündüğünü belirten Çelik, "Son dönemde göç krizindeki işbirliğimiz ve "1’e 1" uygulamasındaki başarımız Türkiye-AB birlikteliğinin krizler karşısındaki işbirliği kapasitesinin kanıtı olmuştur. Bugün Türkiye-AB arasında göç alanındaki işbirliğinden övgüyle bahsetmekteyiz ve bu işbirliğinin sonuçlarının diğer ülkeler için ilham verici bir örnek olarak gösterilmesinden memnuniyet duyuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çelik, Türkiye-AB birlikteliğinin üyelik yoluyla kurumsallaşması ve kalıcı hale getirilmesiyle, karşı karşıya olunan sınamaların üstesinden daha sistematik ve etkili bir şekilde gelinebileceğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"AB bakımından sınamalar her geçen gün daha zorlu hale gelmektedir. Son on yılda yaşanan çoklu krizler aşılabilmiş değildir. Kuruluşunda esas alınan felsefe, AB için yolun sürdürülmesine yeterli olmamaktadır. Yarım asrı aşkın bir bütünleşme sürecinde olan AB’nin sorunlara kalıcı bir çözüm üretmesi gerekmektir. Bugün Avrupa projesinin geleceği için en önemli tehlike, aşırı sağ akımların, yabancı düşmanlığının, İslamofobi ve antisemitizmin yükselmesi suretiyle Avrupa’nın üzerinde yükseldiği değerlerin karşı karşıya bulunduğu tehdittir.

Aşırı sağ akımlar kendilerini Türkiye düşmanlığı üzerinden ifade ediyor gibi gözükse de Türkiye karşıtlığı, aslında Avrupa karşıtlığıdır. İslamofobi, anti-semitizm, yabancı düşmanlığı ve AB karşıtlığı aslında aynı çarpık zihniyetin farklı tezahürleridir."

Çelik, "oy kaygısıyla, aşırı sağ söylemlerini benimseyen ana akım siyasetin, rakiplerinin gücünü azaltmaktan ziyade bizatihi aşırı sağın çarpık ve radikal söylemlerinin yerleşmesine neden olduğunu" belirtti.

Avrupa'da ana akım partilerin, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi cephesine savrularak, Türkiye'yi eleştirme üzerinden söylem geliştirdiklerinde başarılı olamadıkları görüldüğünü belirten Çelik, "Bu sonuçtan ders çıkararak aklıselim sahibi Avrupalı liderlerin bu akımların etkisinde kalmamaları, seslerini yükseltmeleri, sorumluluk almaları ve bu gidişata dur demelerinin zamanı gelmiştir." diye konuştu.

Çelik, AB’nin kendi geleceği açısından artık önlem almasının zorunlu olduğuna dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Yeni reformlar zorunludur. Avrupa’nın yeniden inşasını birlikte düşünme zamanıdır. AB’nin yeni bir heyecana, yeni bir inandırıcılık aşısına, taze bir başlangıca olan gereksinimi açıktır. Böyle bir başlangıcın Türkiye’ye de cesaretli bir bakışı öne çıkarması gerekecektir. Türkiye-AB birlikteliği bugün her zamankinden daha fazla ilerleyebilecek potansiyeli ve katma değeri içinde barındırmaktadır.

İlişkilerimizin gerçek potansiyeli ancak açık bir üyelik perspektifi ve güvenilir bir katılım süreci çerçevesinde tam olarak ortaya çıkabilecektir. Bu kapsamda, tüm fasıllarda ilerleme kaydedilerek, katılım sürecinin hızlandırılmasının önemi ortadadır."

İngiltere'de AB'den ayrılık kararı çıkan referandum sonrasında Avrupa'da Türkiye’nin konumunun güçleneceğini kaydeden Bakan Çelik, "Türkiye, AB etrafında yaşanan dinamiğin ayrılmaz bir parçası olup, kararlı iradesiyle Avrupa’nın yeniden inşasının güçlü bir aktörü olacaktır. Avrupa’nın geleceğinin şekillenmesinde, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da her zaman Türkiye’nin söyleyecek sözü olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×