AB Bakanı ve Başmüzakereci Çelik: (3)

- "(AP'nin Türkiye kararı) Esasında eleştirileri varsa, katılım müzakereleri çerçevesinde bu eleştirilerin çözülmesinin yolu, fasılların açılmasıdır" - "Bu kısır döngüden AB'yi çıkarmamız lazım. Kriz, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri arasında bir kriz değildir. Avrupa Birliğinin kendi içinde düştüğü siyasi değerler krizinin, siyasi tutarsızlığın Türkiye'ye yansımasıdır" - "İnsan hakları ve demokrasi konusunda, görünüşte nesnel bahanelere sığınıp da arkasından Türkiye'nin herhangi bir şekilde fasıllarını açmamak, Türkiye'yi siyasi kriterlerle köşeye sıkıştırmak şeklindeki bir yaklaşım aslında Avrupa'nın çok uzun zamandır genişleme konusunda ve kendi kurumlarını güncelleme konusunda nasıl ağır bir krizin içerisine düştüğünü net bir şekilde göstermektedir" - "Bütün dünyayı, Avrupa Komisyonu Başkanı'nın zihniyet dünyasına göre şekillendirecek halimiz yok. Kendisinin beğenmemesi, bunun beğenilmeyecek bir şey olduğunu göstermiyor. Kendisinin daha çok gayret edip bu ülkelerin şartlarını doğru anlaması ve halkların iradesine saygı duyması gerekir"

AB Bakanı ve Başmüzakereci Çelik: (3)

ADANA (AA) - Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzkereci Ömer Çelik, AP'nin Türkiye kararına ilişkin, "Esasında eleştirileri varsa, katılım müzakereleri çerçevesinde bu eleştirilerin çözülmesinin yolu, fasılların açılmasıdır." dedi.

Çelik, Adana'da bir otelde düzenlediği basın toplantısında, 20. yüzyılın Balkanlarda kanlı çatışmalara sahne olarak başladığını ve o şekilde sona erdiğini söyledi.

Küreselleşmenin egemen olduğu dünyada, savaşlarda sivillerin ölüm oranının yükseldiğini anlatan Çelik, "Gözümüzün önünde koskoca bir halk Suriye'de katledilirken, siviller ölürken, 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı'ndaki orandan daha fazla sivil katledilirken, insan hakları ve demokrasi içerisindeki kurumlar, sadece temenni içerisinde bulunuyor." diye konuştu.

"AP Parlamentosu üyeleri şu tarihi gerçeği de unutmasınlar. Yüzyıllık periyotlarla geçmişe baktığınızda, her yüzyılda neredeyse yeni bir Avrupa haritası şekillendi." diyen Çelik, şöyle devam etti:

"1815 Viyana Kongresi'nde bunu gördük. 100 yıl sonra, 1920 Versay Antlaşması'nda da bunu gördük. Şimdi tarihin ve coğrafyanın, 100 yıl sonra kaynadığı dönemdeyiz. Tam da bu noktada, bu tecrübelerden yola çıkarak, Türkiye ile daha yoğun, barış, refah, demokrasi adına daha güçlü iş birliği kurmaları gerekirken, daha ciddi köprüler içerisinde hareket etmeleri gerekirken, resmen tam tersi bir yolda, tarihten ders almamanın somut göstergesi olan bir yolda ilerlemeye devam ettiklerini bize gösterdiler. Özellikle de yargı konusunda söylediklerinin hiçbir geçerliliği yoktur. Gelsinler bizim HSYK üyelerimizle görüşsünler, somut örnekler üzerinden dinlesinler. Ayrıca, bu konuda kamuoyuna son günlerde yansıyan HSYK eski başkan vekilinin itirafları, net bir şekilde Türkiye'nin yargısı içerisinde önemli bir kesimin Fetullahçı Terör Örgütü'nden nasıl talimat aldığını, onlar tarafından nasıl yönlendirildiğini ortaya koyuyor. 'Bağımsız yargı' diyorsanız, bu kişileri yargıdan ayıklama sürecimizin bir eleştiri konusu olmaması gerekir. Tam tersine, bağımsız yargının temin edilmesinde konusunda zorunlu, gerekli bir işlem olduğunun, demokratik usüllerle yapıldığının ciddi bir şekilde tespit edilip altının çizilmesi gerekir."

- "Avrupa'nın da güvenliğini koruyoruz"

Çelik, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi kavramların bütün insanlık için değerli olduğunu ifade etti.

AP'nin bu kavramları değersizleştirmesine de izin vermemek gerektiğini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AP'nin kararına tepki göstererek, bu kararları değersizleştirme çabasına tepki göstererek, bu kavramların yıpranmasına da müsaade etmeyeceğiz. Bu kavramları temsil etme konusunda, biz bu kavramların sadece kıta Avrupa'sına ait olmadığını, insanlığa ait evrensel değerler olduğunu bildiğimiz için bunu Avrupa'nın vizyonsuzluğuna da teslim etmeyeceğiz. Bu kavramlar konusunda misafir değiliz, ikincil unsur değiliz, asli unsuruz ve ev sahibiyiz. Dolayısıyla bu kavramları kullanarak, başka ülkeleri bazı politik konularda köşeye sıkıştırmaya çalışmak, bazı ülkelerin politik çıkarlarını bu kavramların arkasına saklayarak genel kural gibi dayatmak, bu kavramları yıpratıcı sonuçlar doğurur. Dolayısıyla bu kavramlardan ders almayanların, bu kavramlar adına başkalarına ders vermesini doğru bulmuyoruz. Bu kavramlardan ders alma konusunda herkes eşittir. Kimsenin, 'Ben bu dersi aldım ve başkalarına ders verme aşamasına geldim.' demesi söz konusu değildir. Bu zihniyet başlı başına anti demokratik bir zihniyettir. Dolayısıyla bu kavramları basit bir karalama kampanyasının parçası yapmalarına da herhangi bir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Türkiye, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti konusundaki reformlarını, aynı şekilde sürdürmeye devam edecek."

Avrupa'nın, cumhurbaşkanlığı makamına yönelik eleştirilerinin hiçbir tutarlılığı ve gerçeklikle ilgisi olmadığını aktaran Çelik, "Türkiye'nin seçilmiş cumhurbaşkanı, devletin ve milletin birliğini temsil etmektedir. Onunla ilgili konuşurken son derece özenli bir dil kullanılması gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın liderliğinin, 'Türkiye'nin AB zamanı' dediğimiz, yani AK Parti iktidarları dönemi açısından bu reformlara öncülük etme bakımından ne kadar kıymetli olduğunu baş başa konuştuğumuz her AB yetkilisi söylüyor ama kamuoyunun önüne çıktıkları zaman, farklı şekillerde bu kararları alıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, AB'nin yeniden tutarlı, vizyon ortaya koyan kuruma dönüşmesini, refleks üretmesini beklediklerine işaret ederek "Böyle olduğu zaman kuşkusuz AB, yine reform irademizin kaynağı olacaktır. Onu bu şekilde görmek isteriz. Bizim bir Avrupa ülkesi olarak karşı karşıya bulunduğumuz terör saldırılarını ve terör tehdidini kendisine yapılmış gibi hissetmesi ve uygulamada gereğini yapması gerekir. Bizim karşı karşıya olduğumuz terör tehdidi onların ekranlardan izlediği ama kendilerinin karşı karşıya olduğu terör tehdidi insanlık için bir suç şeklinde iki ayrı kategoriye ayrılamaz. Biz bugün egemen bir devlet olarak kendi meşruiyetimizi koruduğumuz gibi aynı zamanda Avrupa'nın da güvenliğini koruyoruz." ifadesini kullandı.

- "Eleştirilerin çözülmesinin yolu, fasılların açılmasıdır"

Çelik, tüm AB yetkililerine seslenerek, "Bu kısır döngüden AB'yi çıkarmamız lazım. Kriz, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri arasında bir kriz değildir. Avrupa Birliği'nin kendi içinde düştüğü siyasi değerler krizinin, siyasi tutarsızlığın Türkiye'ye yansımasıdır." dedi.

AK Parti iktidarları döneminin, "Türkiye'nin AB zamanı" dedikleri bir dönem olduğunu anlatan Çelik, "Sağduyulu devlet adamları da bizler de çok büyük gayretler sarf ettik. Bunun heba edilmemesi lazım." şeklinde konuştu.

Çelik, AP'nin, içinde bulundukları zamanın ruhunu okuma konusunda geride kaldığını belirterek, şunları kaydetti:

"AB'nin içinde bulunduğu varoluşsal krizin de bunun Türkiye-AB ilişkilerine yansımasının da aşılması için hep birlikte gayret etmemiz lazım. Esasında eleştirileri varsa, katılım müzakereleri çerçevesinde bu eleştirilerin çözülmesinin yolu, fasılların açılmasıdır. Nitekim son zamanlarda yaptıkları eleştirilerin hepsi, 23-24. fasıllar içerisinde bulunmaktadır. Birtakım AP'den gelip de Türkiye'yi ziyaret eden milletvekilleri, Türkiye'deki gerçekliği ve resmi tam olarak gördüklerinde de bunu söylemişlerdir. 'Türkiye ile bu şekilde ipleri koparmak yerine, 23-24. fasılları açalım' demişlerdir. Dolayısıyla tarihi ve coğrafyayı bir kültürel sınır olarak seçip de Avrupa kıtasının içerisinde başka demokratik prensipler ve ölçüler, Avrupa kıtasının dışında başka demokratik ölçüler ve prensipler duygusunun ve bu siyasetin ne büyük acılar yaşattığını anlamaları gerekir. Bu şekilde bir bakış açısı bu yüzyılda tarih, siyaset dışıdır. İnsan hakları ve demokrasi konusunda, görünüşte nesnel bahanelere sığınıp da arkasından Türkiye'nin herhangi bir şekilde fasıllarını açmamak, Türkiye'yi siyasi kriterlerle köşeye sıkıştırmak şeklindeki bir yaklaşım aslında Avrupa'nın çok uzun zamandır genişleme konusunda ve kendi kurumlarını güncelleme konusunda nasıl ağır bir krizin içerisine düştüğünü net bir şekilde göstermektedir."

- "Dünyayı, Junker'in zihniyet dünyasına göre şekillendirecek halimiz yok"

"Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Türkiye'yi beğenmiyor. Avrupa Birliği üyesi Polonya ve Macaristan'ı da beğenmiyor. Amerika'daki seçim sonuçlarından da memnun değil" diyen Çelik, şöyle konuştu:

"Bütün dünyayı, Avrupa Komisyonu Başkanı'nın zihniyet dünyasına göre şekillendirecek halimiz yok. Kendisinin beğenmemesi, bunun beğenilmeyecek bir şey olduğunu göstermiyor. Kendisinin daha çok gayret edip bu ülkelerin şartlarını doğru anlaması ve halkların iradesine saygı duyması gerekir. Eğer karşılıklı olarak düzeltilmesini umduğunuz şeyler varsa da ya da ilerlemesini umduğunuz şeyler varsa da bunun yolu bir masada karşılıklı olarak oturup konuşmaktır. Nitekim bunun bir devamı olan, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiser Johannes Hahn'ın, çok uzun zamandır genişleme yerine Avrupa Birliği'nin daralması yönünde bir refleks ürettiğini görüyoruz. Daha da enteresan olanı şudur, Hahn'ın özellikle Türkiye söz konusu olduğunda sürekli olarak müzakerelerin kesilmesinden bahsetmesi, müzakereleri kesmeye yönelik tweetleri retweet etmesi, Avrupa'da Türkiye karşıtlığının sembolü haline gelen Avusturya hükümetinin görüşlerini, bir AB kurumu temsilisi olarak yansıtmak şeklinde tutum izlemesi çok üzücüdür ama çarpıcı olan şudur, artık AB kurumları ulus üstü, ülkelerin siyasetlerinin üstünde kurumlar gibi hareket etmiyorlar. O AB kurumlarının bazılarında, hangi kökenden ve hangi hükümete bağlı bir komiser varsa, mesela Hahn örneğinde olduğu gibi, bunun istisnaları da var, sahip olduğu siyasi angajmanı, AB kurumunun görüşü gibi yansıtmaya çalışıyor."

Bakan Çelik, bunun AB için başlı başına kriz olduğunu vurgulayarak "Bütün anketlere baksınlar, bu davranışları yüzünden Avrupa'da istikrarlı biçimde aşırı sağ büyümektedir, yabancı düşmanlığı büyümektedir, 'İslamafobi' büyümektedir ama bunların hepsinin kökeninden 'Eurofobia' vardır, Avrupa düşmanlığı vardır, AB'ye düşmanlık vardır." ifadesini kullandı

- "Yapıcı değil, vizyonsuz ve tutarsız bir karar"

Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu karar, yapıcı ve eleştirel bir karar olsaydı biz Ankara'da oturup bunu sağlıklı bir şekilde değerlendirmek, izlemek, kendi siyasetimizin bir parçası haline getirmek için gayret göstermek isterdik ama yapıcı değil, vizyonsuz, tutarsız, tek elden çıkmış bir karar, tarihi doğru okumuyor, zamanı doğru okumuyor, Avrupa'nın kurucu babalarından bile geride kalan şekilde davranmışlardır. Geleceğe dönük olarak hiçbir perspektiflerinin olmadığını ortaya koymuşlardır. Bu sebeple bu karar bizim için yok hükmündedir. Kapıkule sınır kapısından hiçbir şekilde içeriye girmeyecektir. Hiçbir şekilde ciddiye almadığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye, Balkan devleti, Karadeniz, Akdeniz devleti, İslam ülkesi, demokratik bir ülke, Asya ülkesi olma özelliklerinin yanı sıra tarihsel bir gerçek olarak bir Avrupa devletidir. Yüzyıldır da Avrupa demokrasisidir, Türk halkı demokrasi konusunda bütün dünyaya ders vereceğini 15 Temmuz hain darbe girişimde göstermiştir. Türkiye, reform yolunda kendi demokrasisini, hukuk düzenini ve ekonomisini büyütme yolunda, yoluna devam edecektir. Hukukun içerisinde ilerliyoruz, AİHM içtihatlarına atıf yapıyoruz, kendilerinin bunla yüzleşmesini istiyoruz. AİHM ve Avrupa'nın kurucu değerleriyle yüzleşmelerini istiyoruz, değerlendirmemiz bu şekildedir."

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×