2017 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

- Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: (1) - "Özellikle 'Yezidiler'i savunuyor' görüntüsü adı altında Sincar'ı da Kandilleştirmeye çalışan heves içindeki PKK'ya karşı tedbirlerimizi almış bulunuyoruz. Son zamanlarda sınırımıza belli sayıda askerimizin, silahlı kuvvetlerimizin gönderilmesinin amaçlarından biri de budur. Böyle şeylere asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz" - "Başika kampı konusu da işte bu mezhepçi bakış açısı nedeniyle gereksiz bir kriz haline geldi. Biz, bu meseleyi diplomatik yolla çözmek için Iraklılarla görüşmeye devam ediyoruz. Amacımız, kampı koalisyon bünyesine almak ve Irak'la birlikte çalışmaktır" - "Bakanlığımızdaki verilere göre, bugüne kadar 7'si dernek statüsünde, 72'si okul veya eğitim merkezi olmak üzere, 79 FETÖ kuruluşunu kapattırdık veya yönetiminin devrini sağladık"

2017 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Özellikle 'Yezidiler'i savunuyor' görüntüsü adı altında Sincar'ı da Kandilleştirmeye çalışan heves içindeki PKK'ya karşı tedbirlerimizi almış bulunuyoruz. Son zamanlarda sınırımıza belli sayıda askerimizin, silahlı kuvvetlerimizin gönderilmesinin amaçlarından bir tanesi de budur. Böyle şeylere asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz." dedi.

Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının 2017 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.

Geçen yılki bütçe görüşmelerinden bu yana Türkiye'de ve dünyada önemli gelişmeler olduğunu belirten Çavuşoğlu, bunların en önemlisinin 15 Temmuz darbe girişimi olduğunu dile getirdi.

Çavuşoğlu, FETÖ ile mücadelenin, dış politikanın önceliklerinden biri olduğunu belirterek, TBMM'nin, FETÖ'nün gerçek yüzünün yabancılara anlatılması konusunda çok önemli rol üstlendiğini ifade etti.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın Demokrasi ve Dayanışma Zirvesi düzenlediğini, uluslararası kurumların parlamenter asamblelerinin temsilcilerinin Türkiye'ye gelerek yaşanılan tehdidi bizzat gördüklerini anlatan Çavuşoğlu, iktidar ve muhalefet partilerinden milletvekilerinin çeşitli ülkelere giderek yabancı muhataplarını bilgilendirdiğini kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'yi ziyaret eden yabancı konukları Meclisi ziyaret etmeye yönlendirdiklerini dile getirerek, "Meclisimize yapılan saldırıyı bizzat görmelerini, 15 Temmuz gecesi yaşananları milletvekillerimizden dinlemelerini sağlıyoruz. Gazi Meclisimizin bu çalışmaları, bizim yurtdışındaki çabalarımıza büyük katkıda bulunuyor. FETÖ, gerçek anlamıyla uluslararası bir terör örgütüdür. Dolayısıyla, FETÖ’yle mücadelenin yurtdışı boyutu büyük önem taşıyor." diye konuştu.

- Yurtdışı temaslar

Dış temsilciliklerde bugüne kadar, cumhurbaşkanı düzeyinde 64, başbakan düzeyinde 88, bakan düzeyinde 597, milletvekili düzeyinde ise bin 444 temas olduğunu paylaşan Çavuşoğlu, diğer üst düzey yetkililerle beraber yaklaşık 8 bin 400 temasın gerçekleştirildiğini kaydetti.

Mevlüt Çavuşoğlu, dış temsilciliklerin yazılı ve görsel basınla gerçekleştirdiği mülakat sayısının 2 bin 270, basın toplantısı sayısının 236, yayınlanan makale ya da mektup sayısının ise 488 olduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Girişimlerimiz sonucunda, İslam İşbirliği Teşkilatı geçtiğimiz günlerde tarihi bir karar alarak FETÖ'yü terör örgütü ilan etti. Böylece FETÖ'nün; Türkiye’nin, İslam ülkelerinin ve diğerlerinin kamu düzenine, güvenlik ve istikrarına yönelik tehdit oluşturduğu kayıt altına alındı. Üye devletler, FETÖ’ye karşı gerekli her türlü tedbiri almaya ve bu yönde ülkemizle işbirliği yapmaya davet edildi. İİT Genel Sekreteri de kararın uygulanmasını takip etmekle ve 2017'de gerçekleştirilecek İİT 44. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısına bu konuda bir rapor sunmakla görevlendirildi."

Körfez İşbirliği Konseyi Dışişleri Bakanları ile 13 Ekim’de yaptıkları toplantıda FETÖ'nün terör örgütü ilan edildiğini anımsatan Çavuşoğlu, ikili ziyaretlerde ve katıldıkları çok taraflı toplantılarda FETÖ tehdidini anlattıklarını aktardı.

-"Girişimlerimiz aralıksız sürüyor"

Mücadelenin ikinci ayağının, FETÖ'ye bağlı kuruluşların kapatılmasını ve devralınmasını sağlamak olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bakanlık verilerine göre, bugüne kadar 7’si dernek statüsünde, 72’si okul veya eğitim merkezi olmak üzere 79 FETÖ kuruluşunu kapattırdıklarını veya yönetiminin devrini sağladıklarını vurguladı. Çavuşoğlu, "Somali, Azerbaycan, Sudan, Libya, Ürdün, Gine, Angola, Kazakistan ve Tacikistan'daki FETÖ okulları kapatıldı ya da bunlara el konuldu. Gine’de devralınan beş okuldan ikisine Şehit Ömer Halisdemir'in adı verildi. FETÖ'nün faaliyet gösterdiği bütün ülkelerde girişimlerimiz aralıksız sürüyor. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ve Maarif Vakfımızla tam bir uyum ve işbirliği içerisinde çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

- "ABD'nin elinde en sağlam dosya var"

Çavuşoğlu, terörist başı Fetullah Gülen ile diğer örgüt üyelerinin iadesi için uğraştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bazı FETÖ üyeleri değişik ülkelerden ülkemize iade edildi. Bunların isimlerini ve iade aldığımız kişilerin isimlerini, o ülkelerin ricası üzerine, hepsini açıklamıyoruz ama bazılarını bildiğiniz gibi açıkladık. Pensilvanya’daki örgüt liderinin iadesi için de Adalet Bakanlığımızla birlikte çabalarımız sürüyor. Gerekli belgeleri ABD makamlarına ilettik. Son olarak Adalet Bakanımız Washington'u ziyaret etti. Şu anda ABD'nin elinde en sağlam dosya var. Geçici olarak tutuklaması ve bize iade etmesi için şu anda en sağlam dosya FETÖ ile ilgili Washington'da mevcuttur."

FETÖ'nün bakanlığına sızdığını belirten Çavuşoğlu, bugüne kadar örgütle bağlantısı olduğu tespit edilen 440 personelin ilişiğini kestiklerini anlattı.

Bakanlığının bir yandan da PKK, DHKP/C, DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütleriyle mücadeleye katkı sağladığını dile getiren Çavuşoğlu, PKK ve DHKP/C’nin yurtdışındaki propaganda faaliyetlerine, finansman ve eleman devşirme çalışmalarına karşı önlem aldıklarını kaydetti.

Çavuşoğlu, "Ne yazık ki özellikle bazı Avrupa ülkelerinin terörle mücadele çabamıza yeterince destek vermediğini görüyoruz. Bunu kendilerine de söylüyoruz. Bu, kabul edilemez bir çifte standarttır, ikiyüzlülüktür. Terör örgütü kendilerini hedef aldığı zaman çok iyi bir işbirliği ve dayanışma var ama Türkiye'yi hedef aldığı zaman tüm faaliyetlerine izin veriyorlar, adeta ev sahipliği yapıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin 3 milyon Suriyeli ve Iraklı'ya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çavuşoğlu, Türkiye'nin Suriyelilere yönelik bütçeden 12 milyar dolardan fazla harcama yaptığını, bu rakamın belediyeler ve STK’ların da eklenmesiyle 25 milyar dolara yaklaştığını vurguladı.

Çavuşoğlu, "Ne yazık ki küresel problemler göç krizi veya ekonomik meselelerle sınırlı değil. Bugün, özellikle Avrupa'da artan yabancı düşmanlığı, aşırıcılık ve İslamofobi gibi eğilimlerin bilhassa Batı dünyasında giderek arttığını görüyoruz. Biz, yaptığımız bütün temaslarda, bu meselelere dikkati çekiyoruz. Bu artan trendin tehlikesine işaret ediyoruz. Yavaş yavaş özellikle Avrupa'yı 2. Dünya Savaşı öncesine götürüyor. Bunu söylerken abartmış değiliz." değerlendirmesinde bulundu.

- Başika kampı ile ilgili gelişmeler

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Irak'ın yıllardır kaos içerisinde olduğuna ve hükümetin kendi ülkesinde egemenliğini tam olarak kullanamadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"DEAŞ ve PKK başta olmak üzere terör örgütleri Irak'ta yuvalanmış durumda. Bu duruma elbette seyirci kalamazdık. Bu ülkede elini kolunu sallaya sallaya gezen PKK'nın ve DEAŞ’ın özellikle ülkemize ve vatandaşlarımıza yönelik tehdit oluşturmasına izin veremezdik. Bu yüzden, Irak'a destek oluyoruz. Irak ordusuna malzeme verdik. IKBY güvenlik güçlerine de eğitim sağladık. Irak makamları, Başika'da Musullu gönüllüleri eğitmemizi istemişti. Daha sonra biliyorsunuz gereksiz bir gerginlik oldu. Başika'da eğittiğimiz gönüllüler, Musul operasyonunda yer alıyor. Bu eğitimin de amacı buydu. DAEŞ'e karşı yerel güçleri eğitmek, güçlendirmek ki, kendi şehirlerini DAEŞ'ten kurtarsınlar.

Biz, Irak hükümetine karşı hep dürüst olduk. Özellikle de 'Mezhepçilik yapmayın' uyarısını çok yaptık. Maalesef bu mezhepçiliğin acısını Irak halkı çekiyor. Başika kampı konusu da işte bu mezhepçi bakış açısı nedeniyle gereksiz bir kriz haline geldi. Biz bu meseleyi diplomatik yolla çözmek için Iraklılarla görüşmeye devam ediyoruz. Üç temasta bulunduk. Roma'da, İstanbul'da ve Bağdat'ta. Şimdi onların gelmesini bekliyoruz. Amacımız, kampı koalisyon bünyesine almak ve Irak’la birlikte çalışmaktır."

Türkiye'nin Musul operasyonu konusunda da hassasiyetleri bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Haşd-i Şabi adlı mezhepçi milislerin Musul'a ve Telafer'e girmemesi gerektiğini hem Bağdat yönetimine hem Kuzey Irak yönetimine hem de koalisyondaki ülkelere anlatıyoruz. Bu da hedefine ulaşmış durumda. Daha sonra burada oluşabilecek felaketleri ve krizleri yönetmek çok zor olacak. PKK'nın Sincar'daki sözcüleri Telafer'e girmekten, Musul operasyonuna dahil olmaktan bahsediyor, sürekli açıklamalar yapıyor. Özellikle 'Yezidiler'i savunuyor' görüntüsü adı altında Sincar'ı da Kandilleştirme'ye çalışan heves içindeki PKK'ya karşı da tedbirlerimizi almış bulunuyoruz. Son zamanlarda sınırımıza belli sayıda askerimizin, silahlı kuvvetlerimizin gönderilmesinin amaçlarından bir tanesi de budur. Böyle şeylere asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz."

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×