2017 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

- Sağlık Bakanı Akdağ: (1) - "Üniversite hastanelerinin bu borçluluğu mutlaka ortadan kaldırılmalı. Bunu yapacağız, yapmak zorundayız. Bunu kaldırırken de mutlaka üniversitelerimizde yapısal bir hastanecilik değişim modeli uygulamalıyız. Aksi takdirde bu iş yürümez" - "Şişmanlık ve hareketsizlikle alacak çok yolumuz var. 2017'de bunun için müthiş bir atak yapacağız. Çeşitli mecralarda bu işi geliştirmek üzere, hepinizden destek isteyeceğiz" - "Eğri oturup doğru konuşalım; dünyanın hiçbir yerinde asistanın karşılayıp, asistanın yolcu ettiği bir hasta yoktur. Uzmanlık öğrencisi bir öğrencidir. Bir genelge daha gönderdik üniversitelerimize. Üniversitelerimiz üzerinde çok ciddi bir yaptırımım yok ama hangi yaptırım gerekirse ona da hazırım açıkcası" - "Verimliliği artıracak bir yapısal dönüşümle birlikte üniversite hastanelerini mutlaka kurtarmalıyız. Bunun üzerinde de çalışıyoruz. Maliye Bakanı'mız da Başbakan'ımız da bu hususta çok hassas"

2017 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Üniversite hastanelerinin bu borçluluğu mutlaka ortadan kaldırılmalı. Bunu yapacağız, yapmak zorundayız. Bunu kaldırırken de mutlaka üniversitelerimizde yapısal bir hastanecilik değişim modeli uygulamalıyız. Aksi takdirde bu iş yürümez." diye konuştu.

Akdağ, Sağlık Bakanlığının 2017 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Uzun süreli bakım gerektiren hastalara yönelik olarak yatak sayısını artıracaklarını kaydeden Akdağ, geçen yıl bu kapsamda 2 bin 200 yatak takviye edildiğini bildirdi. Akdağ, şöyle devam etti:

"Bunların sayısını artıracağız. Özel olarak bir başka hastane şeklinde düşünmüyoruz. Böyle yaptığımızda, psikiyatri hastanelerinde ya da benzeri uzun süreli bakım hastanelerinde çalışan personelin bir müddet sonra gardiyan tarzı eğilimler geliştirdiğini biliyoruz. Onun için bunları mümkün mertebe diğer hastanelerimiz içindeki üniteler olarak geliştiriyoruz. Böylece yoğun bakımların üzerindeki yükü oradan biraz azaltacağız. Yani aslında yoğun bakım hastası olmayan, uzun süreli bakım hastası olan vatandaşlarımıza bu şekilde hizmet etme imkanımız olacak."

Akdağ, 2002'de yoğun bakım yatak sayısının sadece 869 olduğunu, bu sayının 13 bin 223'e yükseldiğini ifade ederek, "2017 yılında bunu 14 bin 223'e çıkarmayı planlıyoruz; Sadece Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde." dedi.

Geçmişte sadece 35 yanık bakım yatağı olduğunu, hastaların farklı ünitelerde bakıldığını anlatan Akdağ, bugün 426 yanık yatağı bulunduğunu ve bu yatakların sayısını 2017'de 488'e çıkaracaklarını kaydetti.

- "Ağrı'da 3 bin 300 kişiye bir doktor düşüyor"

Daha önce Ankara'da 2 bin kişiye bir, Ağrı'da ise 27 bin kişiye bir doktor düştüğüne dikkati çeken Akdağ, "Şimdi Ankara'da bin 100 kişiye bir doktor düşüyor, Ağrı'da 3 bin 300 kişiye bir doktor düşüyor. Yani bire 14 fark vardı. Şimdi bire üç fark var." dedi.

Bugün 290 MR cihazı bulunduğunu anlatan Akdağ, "MR'ların bir kısmı kanıta dayalı tıp uygulamaları açısından tam yerinde çekilmiyor olabilir. Bununla ilgili klinik kaliteyi geliştirmek için de ciddi çalışmalar yapıyoruz ve bu kolay değil. Buradaki eksiklikleri sadece Sağlık Bakanlığına ya da sisteme bağlamak yanlış olur. Öncelikle eğitimimizi masaya yatırmamız lazım. Bir tıp doktoru neden gereksiz MR çeksin ki..." diye konuştu.

Akdağ, bu konuyla ilgili daha önce bir gazetenin, doktorların performans için apandisit aldığını iddia eden "apandisit performansı" başlığıyla bir haber yaptığını ve bunun üzerine doktorların ayağa kalktığını anımsattı.

Konuyla ilgili bir araştırma yaptıklarını ifade eden Akdağ, "Sağlık Bakanlığında apandisti alınan hastaların yüzde 8'i, üniversite hastanelerinde yüzde 12'si, özel hastanelerde de yüzde 15'i aslında apandisti alınmaması gereken kişi olarak çıktı. En düşüğü Sağlık Bakanlığı hastaneleriydi. Patoloji arşivlerine giderek çalıştı arkadaşlarımız." dedi.

- Hastane odalarının yüzde 64'ünde banyo olacak

Sağlıkta 4 ana hizmetleri bulunduğunu anlatan Akdağ, bunlardan birinin temel sağlık hizmetleri olduğuna işaret etti.

Akdağ, "Şişmanlık ve hareketsizlikle alacak çok yolumuz var. 2017'de bunun için müthiş bir atak yapacağız. Çeşitli mecralarda bu işi geliştirmek üzere, hepinizden destek isteyeceğiz." diye konuştu.

Akdağ, geçmişte bir hastaneye gidildiğinde 8 kişilik küçücük koğuşlarda, annelerin bebeklerinin yanında, betonun üstünde yattığını, kendisinin siyasete girişinin en büyük nedenlerden birinin bu tip problemlerle karşı karşıya kalınması olduğunu ifade etti.

Daha önce kamuya ait hastanelerdeki yatakların sadece yüzde 6'sında odanın içerisinde bir tuvalet, banyo bulunabildiğini söyleyen Akdağ, "Şu anda yüzde 51'inde var. 2017'de yüzde 64'üne çıkaracağız. 2023'te yüzde 100'e çıkarmayı hedefliyoruz." diye konuştu.

- "Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar bu meseleyi bugüne taşıdı"

Şehir Hastaneleri Projelerine yönelik, klasik usülle yapılan bir hastane ile kamu özel ortaklığı modeliyle yapılan hastane arasındaki maliyet karşılaştırmasına ilişkin bilgi veren Akdağ, yeterliliği olan firmalardan fiyat teklifleri alındığını, 5'inin ihaleye çağrıldığını, zarflar açıldıktan sonra da açık eksiltmelerin gerçekleştirildiğini aktardı.

Bu süreçte en düşük fiyatı veren firmayla pazarlık yapıldığını ifade eden Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Vatandaşın ne ihtiyacı vardır? Hastalandığı zaman kapısına ambulans gitmesi lazım. Hastalanmaması için birinci basamakta koruyucu hizmet yapacaksınız. Temel sağlık hizmeti vereceksiniz. Vatandaş bizden bunu bekler, cebinden çok fazla para harcamayacak.

'Vatandaş cebinden özel hastanelere daha çok para harcıyor...' Doğru. 'Vatandaş üniversite hastanelerinde özel muayene ya da bilmem ne adı altında para vermeye başladı...' Bağışlayın beni, bu sürece biz evrilinceye kadar anamuhalafet partimizin Anayasa Mahkemesine götürdüğü kanunlardan dolayı, bu mesele bugüne taşındı."

"Tam Gün Yasası'nı mı kastediyorsunuz?" şeklindeki soruya Akdağ, "Elbette. Yoksa üniversite hocalarının böyle bir şansı yoktu. Bugün böyle bir şansları var." yanıtını verdi.

Akdağ, milletvekillerinin "demek ki yanlıştı" yönündeki yorumları üzerine "Anayasa Mahkemesi de yanlış yapar. Biz kararlarına uyarız ama ona 'yanlış' diyebiliriz." ifadelerini kullandı.

- Üniversite hastanelerinin mali problemleri

Anne-bebek ölümünün azaltılması gibi sağlıkta nihai göstergelere ulaşabilmek için çok paydaşlı bir sağlık sektörü yaklaşımları bulunduğunu dile getiren Akdağ, bu süreçte söyleyecek sözü olan herkese kapısının açık olduğunu vurguladı.

Akdağ, üniversite hastanelerinin ciddi bir mali problem içerisinde olduğunu belirterek, "Ben bundan dolayı hem çok rahatsızım hem de bu meselenin bir an önce halledilmesi gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerimizle görüşüyoruz. Şahsen mali problemlerin çözülmesi hususunda hükümete, onların önüne düşerek gidecek kişiyim. Kendimi öyle görüyorum." şeklinde konuştu.

Üniversite hastanelerinin yapısal sorunlarının bulunduğunun altını çizen Akdağ, "Üniversite hastanelerinin mali açıdan sıkıntıya girmesinin sebebi sadece Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları ya da başka fiyatlar değil. Kamu hastanelerinin borçluluk oranı hiçbir zaman yüzde 20'leri geçmedi. Bu sene Maliye Bakanı'mızla en büyük tartışmam; onlar 'borçululuk oranı yüzde 17'lerde kalsın' diyor. Biz, 'Hayır, 15'in altına düşmezse bizim için zorluk olur' diyoruz. Üniversite hastanelerinin borçululuk oranı ortalamada yüzde 66. Yüzde 80'in üzerine çıkan borçluluk oranları var. Üniversite hastanelerine aslında sıradan bir devlet hastanesine göre SUT'da daha fazla para ödeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

Akdağ, üniversite hastanelerine, ayakta tedavi gören hastalar için de daha fazla para ödendiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Eğri oturup doğru konuşalım, dünyanın hiçbir yerinde asistanın karşılayıp, asistanın yolcu ettiği bir hasta yoktur. Uzmanlık öğrencisi bir öğrencidir. Bir genelge daha gönderdik üniversitelerimize. Üniversitelerimiz üzerinde çok ciddi bir yaptırımım yok ama hangi yaptırım gerekirse ona da hazırım açıkcası.

Uzmanlık öğrencileri uzmanmış gibi hasta tedavi edip gönderemezler. Kimsenin böyle bir hakkı yok. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir uygulama yok. Yapılan bu. Gelin buna mani olalım. Bir müessesede çalışan bir kişi ister kamu ister özel olsun, kendi kazancını o kurumun kazancından ayrı bir kazanç olacağına inanırsa orası batar."

Akdağ, "Üniversite hastanelerinin bu borçluluğu mutlaka ortadan kaldırılmalı. Bunu yapacağız, yapmak zorundayız. Bunu kaldırırken de mutlaka üniversitelerimizde yapısal bir hastanecilik değişim modeli uygulamalıyız. Aksi takdirde bu iş yürümez. Verimliliği artıracak bir yapısal dönüşümle birlikte üniversite hastanelerini mutlaka kurtarmalıyız. Bunun üzerinde de çalışıyoruz. Maliye Bakanı'mız da Başbakan'ımız da bu hususta çok hassas." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×