2017 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

- Sağlık Bakanı Akdağ: (2) - "(Sağlık Bakanlığına devredilen asker hastaneleri) Doğrudan cephe ve cephenin hemen gerisinde Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız Türkiye'deki operasyonlar itibarıyla hizmet verecek, bizler de hastanelerde bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz" - "(Sağlıkta dönüşümde ikinci faza geçilmesi) Politika laboratuvarları oluşturarak teşhislerimizi oluşturacağız, politikalarımızı geliştireceğiz. Önümüzdeki 4-5 ay içerisinde yeni bir strateji planı ve eylem planı hazırlayacağız" - "2017 yılında 270 bin kemik iliği vericisi hedefliyoruz. Kemik iliği bekleyenler artık Türkiye'den kemik iliği temin etmeye başladılar. Önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu konudaki ihtiyacımızı tamamen göreceğimize inanıyoruz" - "Aile hekimliğine müracaat sayılarımız hala yetersiz" - "Yoğun bakım servislerinin sayılarını artıracağız. Uzun süreli bakımı evde bakımla birleştirerek vatandaşlarımıza hizmete devam edeceğiz"

2017 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bakanlığa devredilen asker hastanelerine ilişkin, "Doğrudan cephe ve cephenin hemen gerisinde Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız Türkiye'deki operasyonlar itibarıyla hizmet verecek, bizler de hastanelerde bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz." dedi.

Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2017 yılı bütçesi üzerine yaptığı sunumda, son 7 yıldır toplum temelli ruh sağlığı kavramına ve ruh sağlığı merkezleri uygulamasına geçildiğine dikkati çekerek, geçmişte hekim sayısı ve imkanlar az olduğu için 7 hastanede ruh sağlığı açısından rahatsızlıkları olan vatandaşların tedavi edildiğini anlattı.

Hastalara yönelik bu şekilde bir toplama yaklaşımının sağlıklı olmadığını vurgulayan Akdağ, "Şehirlerimizde insanların, ailelerin ve ihtiyacı olan vatandaşlarımızın kolay ulaşabileceği, bir damgalamaya yol açmayacak çok daha insani ve toplumdaki rehabilitasyonu da sağlayabilecek bir toplum temelli ruh sağlığı yaklaşımıyla merkezler oluşturuyoruz. 170 merkeze ulaştık. Bu merkezlerimizin sayısını arttıracağız." ifadelerini kullandı.

Akdağ, tedavi sonrası rehabilitasyon ve sosyal uyum mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğini belirterek, "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız şu anda bunun üzerinde çalışıyor ve biz de onlara destek veriyoruz. Burada tedavi aşamasında Sağlık Bakanlığının yapacağı önemli işler var. Yatarak ve ayakta tedavi merkezlerinin sayılarını arttırdık. 2017 yılında yatak sayımızı bin 300'e çıkaracağız." diye konuştu.

- "Kadınlarımız mamografi konusunda gerekli farkındalığa erişmedi"

Kanserle mücadelede erken teşhisin çok önemli olduğunu dile getiren Akdağ, meme kanserlerinde 2002'de yüzde 22 olan uzak yayılımı vaka oranının 2015'te yüzde 10'a indiğini aktardı.

Akdağ, kadınlardaki serviks kanserlerinin de yüzde 18'den yüzde 10'a, hem kadın hem erkeklerde görülen kolon kanserlerinin ise yüzde 30'dan yüzde 23'e gerilediğine işaret etti.

Bu oranların çok daha aşağı indirilmesi gerektiğini anlatan Akdağ, "Tarama programları açısından kolon ve serviks kanserlerinde ciddi bir mesafemiz var. İmkanlarımız çok geniş. Gerek KETEM'lerde gerek mobil araçlarımızda, bütün hastanelerimizde ücretsiz mamografi taramaları yapıyoruz ama sosyal erişimi tam sağlayabilmiş değiliz. Bu imkanlara rağmen kadınlarımız mamografi konusunda gerekli farkındalığa erişmiş değiller. 2017 yılında bu hususa özel bir önem göstereceğiz." dedi.

Evde sağlık hizmeti uygulamasının bütün dünyanın gıptayla takip ettiği bir program olduğunu vurgulayan Akdağ, "Şu anda evlerinde 315 bin takipli hastaya hizmet veriyoruz. 2017 yılında bunu 350 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Burada da farkındalık eksiklikleri var. Farkındalığı da arttırarak uzun süreli bakıma ihtiyacı olan vatandaşlarımızın evde sağlık hizmetlerini yürütmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

- "Zika virüsü ile ilgili tedbirleri aldık"

Recep Akdağ, bulaşıcı hastalıklarla mücadele konusunda Türkiye'nin çok büyük bir mesafe aldığının altını çizerek, tüberkülozun her yeni yılda görülme oranının orta-üst gelir grubu ülkelerde yüzbin kişide 84, DSÖ Avrupa bölgesinde 37, üst gelir grubu ülkelerde 21, Türkiye'de ise 18 olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'de artık su kaynaklı tifo vakasının hemen hemen hiç görülmediğini dile getiren Akdağ, şöyle devam etti:

"Yerli sıtma vakası da görmüyoruz. Burada da yine Avrupa Birliği ve DSÖ Avrupa bölgesinden daha iyi durumdayız. Türkiye'ye dışarıdan gelen sıtma vakaları var. Mesela Filipinler'e gitti insanlar, oradan sıtmayı alıp getirebiliyor ama Türkiye'de yerli vakamız yok. Zika virüsü ile ilgili tedbirlerimizi almış durumdayız. Şu anda Türkiye'de bir tehdit yok ama bu gibi durumlara karşı uyanık olmak durumundayız."

Bakan Akdağ, hazırlanan genelge gereği ağustos ayında bütün köylerde suların otomatik cihazlarla klorlanacağını bildirdi.

Çok nadiren de olsa küçük salgınlarla karşılaşıldığını ve Elbistan'da geçtiğimiz yaz yaşanan olayın buna örnek olduğunu belirten Akdağ, "Türkiye'deki salgınlar artık genellikle norovirüs salgınları oluyor. Norovirüsler gelişmiş ülkelerin suyla ilgili salgınlarıdır. Çok küçük miktarda virüsün herhangi bir sebeple şebekeye karışmasıyla ortaya çıkabiliyor. Tabii Elbistan'daki durumda gerekli tedbirleri aldık, herhangi bir hayat kaybı olmadı. Savcılık da Elbistan Belediyesi hakkında soruşturma açtı. Kararlıyız, ister AK Parti'li ister başka bir partili belediye olsun, bu salgınları gördüğümüz her yerde savcılıklara suç duyurusunda bulunacağız." açıklamasında bulundu.

- Göçmen sağlığı merkezlerinin sayısı 500'e çıkarılacak

Türkiye'deki 3 milyon Suriyeliye ücretsiz sağlık hizmeti sunulduğunu anlatan Akdağ, göçmen sağlığı merkezlerinin sayısını 500'e çıkaracaklarını ifade etti. Suriyelilere sağlık hizmeti verilmesinde AFAD'ın bütçe aktardığına dikkati çeken Akdağ, "Gerçi istediğimiz bütçeyi tam almış değiliz ama kendi bütçemiz içerisinde bu kardeşlerimizin sağlık hizmetlerinde bir aksama olmamasına gayret ediyoruz." dedi.

Akdağ, 2002'de ambulanslarla taşınan vaka sayısının 350 bin iken bu sayının 5 milyona çıktığını belirterek,Türkiye'nin 112 sağlık hizmetlerini veren en iyi ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 20 hava ambulansıyla 2008'den bu yana 34 bin vakanın ücretsiz taşındığını, dünyada ikinci bir örneği bulunmayan gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan 8 bini aşkın Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) elamanının bulunduğunu dile getirdi.

Huzur ve güven operasyonları kapsamında geçtiğimiz aylarda aksatmadan hizmet vermeyi başardıklarını kaydeden Akdağ, terör örgütünün sağlık çalışanlarına saldırılarına karşı zırhlı ambulans yapma ihtiyacı duyduklarını söyledi Akdağ, bölgedeki görevliler ve silahlı kuvvetlerin koordinasyonuyla sağlık hizmetlerini aksatmadan sürdürdüklerinin altını çizdi.

Fırat Kalkanı Operasyonu'nda, Cerablus'ta UMKE'nin çok önemli görevler üstlendiğine işaret eden Akdağ, "15 Temmuz'daki hain darbe teşebbüsü sırasında bir gecede 2 bin 194 yaralıyı, büyük çoğunluğu İstanbul ve Ankara'da olmak üzere, sağlık sistemimiz karşıladı, göğüsledi. Büyük bir fedakarlıkla sağlık çalışanları bu kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gördüler. Bütün ülke için zor bir geceydi ama bizim sistemimiz için de ciddi bir testti. Bu testi de alnımızın akıyla geçtiğimize inanıyorum." ifadelerini kullandı.

- Aile hekimliğine başvurular

Türkiye'de kişi başı hekime müracaat sayısının 8'e ulaştığını aktaran Akdağ, "Aile hekimliğine müracaat sayılarımız hala yetersizdir. Ortalama 3'e kadar çıkarmıştık. Bu 2,7'de. Bu sayıyı arttırmak için yeni önlemlerimiz var 2017 ve sonrasındaki eylem planlarımız çerçevesinde." bilgisini verdi.

Akdağ, yoğun bakım yatak sayılarının 3 binlerden 13 binlere, yanık tedavi yatak sayılarının da 35'ten 485'e ulaştığını bildirdi.

Uzun süreli bakım merkezleri ve yatakları oluşturulduğunu söyleyen Akdağ, "Özellikle yoğun bakım servisleri çok ciddi bir baskı altındaydı. Bunların sayılarını arttıracağız. Uzun süreli bakımı evde bakımla birleştirerek vatandaşlarımıza hizmete devam edeceğiz." dedi.

- Asker hastanelerine yönelik planlama

Akdağ, FETÖ ile ilişkisi tespit edilen 35 sağlık tesisini aldıklarını, bunların 16'sının işletilebileceğini gördüklerini belirtti.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve askeri hastanelerin devriyle ilgili de 26 ilde, 3'ü eğitim hastanesi olmak üzere 33 hastaneyi devraldıkları bilgisini veren Akdağ, şöyle devam etti:

"Açık söylemek gerekirse 3 eğitim hastanesi dışındaki askeri hastanelerin faaliyetleri çok minimum seviyedeydi. Yüzde 10 yatak doluluk oranıyla çalışan birçok hastane vardı. Bu hastanelerimizde askeri sağlık hizmetlerimizi yüksek duyarlılık ve öncelikle sunmaya devam ediyoruz. Buralarda verimlilik ciddi ölçüde artmaya başladı ama söylediğim gibi şehit yakınları, askerlerimize ve gazilerimize öncelikli hizmet sunmaya devam edeceğiz.

Buraların güvenliği açısından ya da asker personelin psikolojik ihtiyaçları açısından da Milli Savunma Bakanlığımızla bir protokol çerçevesinde işbirliği yapıyoruz. Planlamamız, askeri sağlık hizmeti sunumlarında rol tanımları var. Doğrudan cephe ve cephenin hemen gerisinde Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız Türkiye'deki operasyonlar itibarıyla hizmet verecek, bizler de hastanelerde bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz."

- "Donör sayısını artırmaya ihtiyacımız var"

Kanser ilaçlarını hastanelerden vermeye başlayarak, çok önemli bir mağduriyetin önüne geçtiklerini belirten Akdağ, "Organ nakli sayımız büyük bir başarı gösterdi ama hala donör sayımızı arttırmaya ciddi ihtiyacımız var. Dolayısıyla bu hususta da sizlerin desteğine ihtiyacımız var." şeklinde konuştu.

Akdağ, TÜRKÖK projesine yönelik de, "2017 yılında 270 bin kemik iliği vericisi hedefliyoruz. Kemik iliği bekleyen çocuklar, insanlar artık Türkiye'den kemik iliği temin etmeye başladılar. Önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu konudaki ihtiyacımızı tamamen göreceğimize inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- Antibiyotik bulunan reçete sayısı azaldı

İlaçta ithal ürün yerelleştirme çabalarını bu yıl başlattıklarını ifade eden Akdağ, "Türkiye'de üretimi olan eşdeğer ilaçların Türkiye piyasasından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından satın alınmasını ve böylece yerelleştirilmesini amaçlıyoruz." dedi.

Sağlık Bakanı Akdağ, ilaç takip sisteminin dünyadaki en başarılı takip sistemlerinden biri olduğunu vurgulayarak, "karekod sistemi" ile Türkiye'de kullanılan 2 milyarı aşkın ilacın her birinin ayrı bir kimliği olduğuna dikkati çekti. Bu uygulamanın tıbbi cihazlar için de başlatıldığını söyleyen Akdağ, "Her tıbbi cihazın da bir kimliği olacak ve 2017'de sistemin tüm modüllerini ürün takip sistemi içinde açmış olacağız." diye konuştu.

Türkiye'de antibiyotik kullanımı başta olmak üzere akılcı ilaç kullanımında eksiklikler bulunduğunu bildiren Akdağ, şu açıklamada bulundu:

"2012'den itibaren başlattığımız çalışmalar şu anda sonuçlarını vermeye başladı. 2016 yılında antibiyotik bulunan reçete sayısını yüzde 29'a düşürmüş bulunuyoruz. Bu husustaki çalışmalarımız devam edecek.

Sağlık insan gücümüzü 256 binden 570 bine çıkardık. Gerçekten daha çok ihtiyacımız var. Bu hususta Maliye Bakanlığımızla, diğer bakanlıklarımızla da bir mücadele halindeyiz. Biz daha fazla personel istiyoruz, istediğimiz personeli alamıyoruz. Almak için de gayret göstermeye devam edeceğiz."

Akdağ, sağlıkta dönüşüm başladığında Ankara'da 2 bin kişiye bir hekim düşerken Ağrı'da 26 bin-27 bin kişiye bir hekim düştüğüne dikkati çekerek, günümüzde bu sayıları birbirine oldukça yakınlaştırdıklarını belirtti.

- Şehir Hastaneleri Projesi

Şehir Hastaneleri Projesine yönelik olarak, 30 bin yatakla, 9 milyon metrekare kapalı alanda 21 projenin yürütüldüğünü aktaran Akdağ, "Bunlara 9 proje daha ekleyeceğiz. Şu anda programımızda 41 bin yatak var. Belki bir iki hastane hariç, mesela İstanbul'da Sancaktepe'de düşündüğümüz hastane hariç, çok büyük bir hastane, büyük çoğunluğunu 2019'a kadar bitirmiş olacağız. Belki birkaç proje daha ekleyebiliriz. Üzerinde çalışıyoruz. Aslında 2023'te Türkiye'de bütün sağlık binaları yenilenmiş olacak ve nitelikli yatağı olmayan hastane kalmayacak." ifadelerini kullandı.

Cepten yapılan sağlık harcamalarında son yıllarda küçük bir artış olduğunu dile getiren Akdağ, şöyle konuştu:

"15,4'ten 17,8'lere çıktı. Bu, katastrofik harcamalarda da kendisini gösteriyor. Sonuçta gelir durumu bize benzeyen ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye'de katastrofik harcama oranı çok az ama bu oranı yüzde 10'ların altına düşürmemiz lazım. Bunun için yeni dönemde, yeni tedbirler planlamış durumdayız. Sağlık hizmetlerinden memnuniyette de yüzde 70-75 arasında bir platodayız. Burada da yine yeni bir faza, sağlıkta dönüşümün yeni hamlelere ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Sağlıkta dönüşümün ikinci fazını gerçekleştirmemiz lazım. Bu tabii bir şeydir, başladığından itibaren 14 sene geçti. Hayat devam ediyor. Bir su bir yerden iki defa akmıyor. Nihai gayelerin yani bu memnuniyetin, katastrofik harcama azalmasının, sağlık göstergeleri iyileştirilmesinin daha da ileri gitmesini bir hedef olarak aldık. Ana sebebimiz budur. İkincisi, bir demografik değişimimiz var. Hastalık yükleri değişti. Sağlıklı yaşam kültürünü değiştirme ihtiyacımız var. Nüfusumuz artıyor, genç nüfusumuz azalıyor, yaşlı nüfus artıyor."

- Akılcı ilaç kullanımı

Akdağ, Türkiye'de toplam hastalık yükünde yüzde 4 azalma bulunduğuna işaret ederek, milletvekillerinin ilaç kullanımları ile ilgili yorumları üzerine şunları söyledi:

"Akılcı ilaç kullanımını geliştirerek, ilaç kullanımını azaltabiliriz. Türkiye'de bir taraftan gereksiz yere kullanılan ilaçlar var, bir taraftan da hala ilaç kullanması gereken tansiyon ve diyabet hastalarının da bir kısmı ilaç kullanmıyor. Akılcı ilaç kullanımı gereksiz ilacın kullanılmaması gerekli ilacın kullanılması anlamına gelir. 'Türkiye'de ruh sağlığı ile ilgili ilaçlar çok kullanılıyor' evet çünkü vatandaşın bu konuda hiçbir farkındalığı yoktu."

Bulaşıcı hastalıkların oranının yüzde 22'den 12'ye düştüğünü vurgulayan Akdağ, "Bulaşıcı olmayan özellikle yaşam biçimi, hareketsizlikle, şişmanlıkla ilgili olan hastalık gruplarında artışımız var. Bunun için ikinci bir faza ihtiyacımız var. Tütün kullanımını azaltmamız lazım. Sağlıksız beslenmekten kaçınarak, hareketli bir yaşam tarzına dönmemiz lazım. Alkol kullanımı bir risktir ama Türkiye bu açıdan Avrupa, Amerika ülkelerine kıyasla çok iyi durumdadır. Türkiye'de alkol tüketimi aşağı yukarı Avrupa'nın ortalama kişi başına 5'te biri oranındadır. Bunun da yine bir sağlık sorunu olduğunu biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Akdağ, obezite konusunda yeni bir araştırma yaptıklarını ve bununla ilgili ciddi bir mücadeleye başlayacaklarını bildirdi.

Türkiye'de 15 yaş üzeri nüfusun her gün tütün kullanımının yüzde 23'lere inmişken son 4 yılda yeniden yüzde 27'lere çıktığına işaret eden Akdağ, "Sigara içimi artıyor. Bunun aslında madde bağımlılığı ile de ilişkisi var. Risk oluşturuyor. Dolayısıyla yeni dönemde yeni fazda sigaraya karşı ikinci bir kampanya, toplu bir mücadele başlatacağız." diye konuştu.

İkinci fazı nasıl hazırladıklarına yönelik de bilgi veren Akdağ, şöyle devam etti:

"Başlangıç çalışmalarını, saha ziyaretlerini yaptık. Politika laboratuvarları oluşturarak teşhislerimizi oluşturacağız, politikalarımızı geliştireceğiz. Önümüzdeki 4-5 ay içerisinde yeni bir strateji planı ve eylem planı hazırlayacağız. Bunun için de saha koordinatörlerimizle çok ciddi bir çalışma yapıyoruz. Vatandaşlarımızla odak grup toplantıları, sağlık grup toplantıları... Sahada 140 sağlık kuruluşunu ziyaret ettik ve şu anda politika laboratuvarlarını kurmak üzere hazırız. Yeni bir stratejik plan hazırlıyoruz, 2017-2021. Değişen ihtiyaçlar, değişen şartlar yeni bir stratejik plan ve eylem planını gerektiyor daha yüksek etkinlik, kalite ve sürdürülebilirlik için."

Akdağ, bunların içerisinde sağlıklı yaşamın teşvik edilmesi, sağlık hizmet sunumunun güçlendirilmesinin yer aldığını dile getirdi.

- Nitelikli yatak sayısı yüzde 100'e çıkarılacak

Hastanelerdeki nitelikli yatak sayısının yüzde yüze çıkartılacağını vurgulayan Recep Akdağ, şunları kaydetti:

"Bu sene Mersin Şehir Hastanesini, Yozgat Şehir Hastanesini, 2017'nin başlarında Isparta Şehir Hastanesini hizmete sokacağız. 2017 yılında ayrıca Ankara Bilkent, Adana, Kayseri, Manisa şehir hastaneleri de vatandaşların hizmetine girecek.

Sağlıklı Yaşam Merkezleri oluşturuyoruz. Birkaç Aile Sağlığı Merkezinin kolay ulaşabileceği bir alanda fizyoterapi, psikolog, diyetisyenlerin bulunduğu, sigarayı bıraktırma, egzersiz ve şişmanlık programlarının yürütüleceği, sağlıklı yaşam kültürünün teşvik ve tarama programlarının yapılacağı, yaşam desteklerinin verileceği yeni merkezler oluşturuyoruz. Aile sağlığı merkezleri, buralardan hizmet alacaklar."

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) hizmete girdiğini anımsatan Akdağ, "Bu sene Sağlık Sistemleri Enstitüsünü de ekliyoruz." dedi.

Sağlık Bakanı Akdağ, Kanser GENOM Projesi'ne yönelik çalışmasının da devam ettiğini, bunun Türkiye için çok önemli bir çalışma olduğunu vurgulayarak, 2017 içinde Türkiye GENOM Projesine başlanacağını söyledi.

Sağlık alanında kullanılan cihazların ve sarf malzemelerinin Türkiye'de üretilmesi için cazibe merkezlerinin oluşturulduğunu belirten Akdağ, "Özellikle bu cazibe merkezlerinde bu ürünlerin önemli bir kısmının üretimi için çalışmalarımızı yürütüyoruz." bilgisini verdi.

(Bitti)


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×