2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (3) - "AB'yi uyarırken, milletimiz ve tüm insanlık adına yürüttüğümüz bu adalet mücadelesinin şahsımıza ve ülkemize bir bedeli olduğunun gayet iyi farkındayız. Ne yazık ki ülkemdeki anamuhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır. Bunu başka yaptırımlar da takip edecektir.' diyerek tehdit ediyor. Zavallıya bak" - "53 yıldır bu ülkeye AB'nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor? Eğer yaptırım uyguluyorlarsa battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk. Şu 14 senede Türkiye'yi aldığımız yerden nereye getirdiğimiz ortada. Bizi bu tür yaptırımlar vesaire Allah'ın izniyle çökertmez" - "Unutmayın, Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye, AB'den destek gelecek diye kapılarımızı açmadık. Niye açtık? O varil bombaların üzerilerine yağdığı o insanları biz zalimlerin insafına bırakamazdık. Onun için kapılarımızı açtık" - "Batı'daki insan hakları savunucularının, çevrecilerin, kadın ve çocuk hakları müdafilerinin öne çıkardıkları birkaç kare ile dünyayı oyalarken, aynı zamanda arka planda yaşanan gerçek dramları gizlediklerini düşünüyorum. Eğer adaletten söz edeceksek, tartışmaya öncelikle buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız" - "Şayet kendi ailem başta olmak üzere, kadınların desteği ve teşviki olmasaydı bu uzun ve meşakkatli siyasi mücadeleyi bugüne kadar yürütebilir miydim, açıkçası bilmiyorum"

 2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AB'yi uyarırken, milletimiz ve tüm insanlık adına yürüttüğümüz bu adalet mücadelesinin şahsımıza ve ülkemize bir bedeli olduğunun gayet iyi farkındayız. Ne yazık ki ülkemdeki anamuhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır. Bunu başka yaptırımlar da takip edecektir.' diyerek tehdit ediyor. Zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye AB'nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor? Eğer yaptırım uyguluyorlarsa battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk." dedi.

Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından düzenlenen "2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi"ndeki konuşmasında, şu anda Sahraaltı Afrika başta olmak üzere dünyanın büyük bölümünde elektrikten, sudan ve gıdadan, her türlü imkandan uzak şekilde hayatların sürdürüldüğünü söyledi.

Yüzlerce milyon insanın trajedisine kimsenin dönüp bakmadığını dile getiren Erdoğan, Myanmar gibi dünyanın pek çok yerinde ise insanların inançları nedeniyle katledildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür olayların bir futbol karşılaşması kadar değer görmediğini vurgulayarak, şunları kaydetit:

"Derilerinin renkleri, kökenleri, konuştukları dil, hatta giydikleri kıyafet sebebiyle ötekileştirilen, aşağılanan insanlar bir televizyon dizisi ekibine gösterilen alakadan dahi mahrumdur. Batı'daki insan hakları savunucularının, çevrecilerin, kadın ve çocuk hakları müdafilerinin öne çıkardıkları birkaç kare ile dünyayı oyalarken, aynı zamanda arka planda yaşanan gerçek dramları gizlediklerini düşünüyorum. Eğer adaletten söz edeceksek, tartışmaya öncelikle buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız. Mazlumun derdini anlatmayı, zalimin insafına bırakmak, kuzuyu kurda teslim etmekten farksızdır. Bunu böyle bilelim. Sorunun kaynağı olanların bakış açıları ve kavramlarıyla meseleleri tartışmaya başladığımızda kendimizi ağaçlarla uğraşıp ormanı gözden kaçıran kişiler olarak buluruz. Merhum Akif ne diyor: 'Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.' Biz birilerine hoş görünmek adına zulmü alkışlayamayız. Doğru bildiklerimizi söylemekten geri duramayız, durmayız, durmayacağız."

Dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları ve yanlışlıkları dile getirdikleri için eleştirilmekten korkup sustuklarında ecdatlarına ve gelecek nesillere mahcup olacaklarını aktaran Erdoğan, o nedenle "Dünya beşten büyüktür." dediğini anımsattı.

- "Unutmayın, Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

"AB'yi uyarırken, milletimiz ve tüm insanlık adına yürüttüğümüz bu adalet mücadelesinin şahsımıza ve ülkemize bir bedeli olduğunun gayet iyi farkındayız. Ne yazık ki ülkemdeki anamuhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır. Bunu başka yaptırımlar da takip edecektir.' diyerek tehdit ediyor. Zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye AB'nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor? Eğer yaptırım uyguluyorlarsa battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk. Şu 14 senede Türkiye'yi aldığımız yerden nereye getirdiğimiz ortada. Bizi bu tür yaptırımlar vesaire Allah'ın izniyle çökertmez. Evelallah. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz, yolumuzda böyle devam edeceğiz. Unutmayın, Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye, AB'den destek gelecek diye kapılarımızı açmadık. Niye açtık? O varil bombaların üzerilerine yağdığı o insanları biz zalimlerin insafına bırakamazdık. Onun için kapılarımızı açtık. 'Acaba AB'den para gelir mi gelmez mi?' diye düşünmedik. Bize BM'den gelen para 550 milyon dolar. AB güya söz verdi, gönderdiği para şu ana kadar eğer doğruysa 700 civarında. Bizim harcadığımız ne? Yaklaşık şu ana kadar 15 milyar dolar biz harcadık. STK'ları söylemiyorum. 15 milyar dolar, bunlar faturalı."

Erdoğan, veren elin alan elden üstün olduğunun altını çizerek, bu şekilde inandıklarını ve böyle de devam edeceklerini anlattı.

Terör, ekonomik, siyasi ve sosyal saldırıları karşılarına çıkan bedelleri ödeme pahasına doğru bildikleri yoldan dönmeyeceklerini aktararak, "Haksızlıklar karşısında susarak, coğrafyamıza ve tarihimize sırt çevirmeyeceğiz. Adalet, hak, mazlumlar ve mağdurlar için verdiğimiz mücadeleyi sonunda kadar sürdüreceğiz. Biliyoruz ki, zafer teslim olanların değil, sadece mücadele edenlerin ulaşabildiği bir neticedir. Eskilerin deyimiyle, buradaki tercüme iyi yapılsın; 'Niyet hayr, akıbet hayr.'"

- "Kadınların desteği ve teşviki olmasaydı mücadeleyi yürütebilir miydim, bilmiyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yıllık siyasi mücadelesinde en büyük gücü kadınlardan ve gençlerden aldığını söyledi.

"Şayet kendi ailem başta olmak üzere, kadınların desteği ve teşviki olmasaydı bu uzun ve meşakkatli siyasi mücadeleyi bugüne kadar yürütebilir miydim, açıkçası bilmiyorum." diyen Erdoğan, sorumluluk üstlendiği, yetki sahibi olduğu her yerde ve konumda kadınların meselelerinin çözümü için çalıştığını ve gayret gösterdiğini ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Belde ve ilçe teşkilatlarından genel merkez yönetim organlarına, belediye başkanlıklarından milletvekilliklerine kadar siyasetin tüm kademelerinde kadınların yer alması için özel çaba harcadım. İslam İşbirliği Teşkilatı'nda, gençlik komisyonu yoktu, onu kurdum. Şimdi de dedik ki, burada kadınlar için de bir komisyonun, bir platformun oluşturulması lazım ve hamdolsun o da engellemelere rağmen kuruldu. Türkiye olarak, orada bizim de bir üyemiz, bir temsilcimiz olacak. Henüz arzu ettiğim düzeye gelmiş olmamakla birlikte bütün bu konularda kat edilen mesafenin küçümsenmesine de asla razı olamıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım döneminde kadınlara yönelik sayısız projeyi hayata geçirdik. Başbakanlığım döneminde de kadınlarımızın konumunu güçlendirmek için Anayasa ve yasa değişikliklerinden eğitim ve istihdama kadar her alanda Cumhuriyet tarihinde görülmemiş reformlar gerçekleştirdik. Bugün kadınlarımız siyasette, iş dünyasında, sivil toplum çalışmalarında daha önce hiç olmadıkları kadar aktifler."

- "Bu millet Nene Hatunlardan doğmuş bir millettir"

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminin önlenmesinde de kadınların oynadığı role dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde en ön saflarda yer alarak cesaret konusunda da kimseden geri kalmadıklarını benim hanım kardeşlerim göstermişlerdir. O gece, tankların karşısına dikilen, namluların önüne kadar gelip korkusuzca itirazlarını dile getiren Safiye hanımlarımız vardı, kadınlarımız vardı. Yeri geldiğinde anne şefkatiyle, yeri geldiğinde anne fiskesiyle darbecileri engellemeye çalışan kadınlarımızın görüntüleri asla hafızalarımızdan silinmeyecek. Şehit olan hanım kardeşlerimiz vardı. Parçalanarak şehit olan hanım kardeşlerimiz vardı. Bizim bunları unutmamız mümkün mü? Unutmayacağız, unutturmayacağız... Çünkü, bu millet Nene Hatunlardan doğmuş bir millettir. Unutturmayacağız. Kararlılıkla bunu devam ettireceğiz. Bu vesileyle 'Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm' diyerek çıktıkları sokaklarda, meydanlarda darbeciler tarafından şehit edilen 248 şehidimizi, kardeşimizi, özellikle de bunların arasında yer alan 11 kadın kahramanımızı rahmetle, minnetle yad ediyorum. Allah rahmet etsin. Milletimize ve kadınlarımıza olan borcumuz, 15 Temmuz'da tarifi mümkün olmayacak şekilde artmıştır, büyümüştür. Bunun için önümüzdeki dönem daha çok çalışacağız. Daha çok mücadele edeceğiz. İnşallah daha çok netice alacağız."

- Kadınlara çağrı

Kadınların sorunlarının çözümü konusunda yapılan her çalışmanın öncüsü ve destekçisi olmaya kararlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, kadınlara seslenerek, "Başkalarının sizin için bir şeyler yapmasını beklemeyin. Siz harekete geçin, zaten bu kardeşinizi yanınızda bulacaksınız. Yeni Türkiye'yi inşallah ülkemizin kadınlarıyla beraber inşa edeceğiz. Geleceğin güvenli, adil, müreffeh dünyasını doğudan batıya, kuzeyden güneye yer kürenin her köşesindeki kadınlarımızla birlikte kuracağız." ifadelerini kullandı.

Zirvenin, bu mücadelenin sembolü haline dönüşmesini temenni ettiğini dile getiren Erdoğan, zirvenin başarılı geçmesini dileyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmalar sonrasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Hattat Ali Hüsrevoğlu'nun 23 ayar altınla yazdığı Ayet'el Kürsi tabloyu hediye etti.

KADEM Başkanı Sare Aydın Yılmaz ise FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası düzenlenen demokrasi nöbetlerine katılanların yaşadıklarının yer aldığı 4 ciltlik "Demokrasi Günlüğü" kitabını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sundu.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×