

Emine Şenlikoğlu İle Samimi Bir Söyleşi -3
1. BÖLÜME ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN!
2. BÖLÜME ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN!
KAYIP NESİL: HZ. MUHAMMED MEKKE DE Mİ YAŞIYOR?!
SonHaberler.com: Sizin yetiştirdiğiniz veya sizlerin diyeyim yetiştirdiği bir nesil var. Bu nesil galiba sizden veya sizin gibi yazarlardan aldığını kendinden sonraki nesle aktaramadı mı?
Emine Şenlikoğlu: Evet gerçekten de böyle bir sorun var. Ben bunu Almanya’da fark ettim. Almanya’nın bir bölgesi vardı ben oraya çok emek verdim. Geçen sene oraya gittiğimde benim yıllarca emek verdiğim, konferans verdiğim o kalabalıklar o gönüllü ders yapan hanımların kızları geldi sohbetime. Çok enteresandır bir tanesi şöyle bir soru sordu: Hocam dedi, Hz. Muhammed şu anda nerde yaşıyor Mekke’de mi yaşıyor?
Şimdi bu kızın annesine ben bir çok dersler verdim. Sadece ben de ders vermedim, başkaları da veriyor. Kızlar 20-22 yaşlarında var.
Anneler babalar kızlarına çocuklarına dini bilgileri verme yöntemini bilmedikleri için, ürküttükleri için faydalı olamıyorlar. Kayıp bir nesil var yani, şu anda gerçekten kayıp nesil var. Bunlar şu anda nerdeler ne yaparlar ve hangi fikri güderler belirsizlik var. Bu belirsizliğin sebebi düzgün bir aile yapısının olamaması. Mesela aile hukuku kanunları diye bir şey bilmiyor çocuklarımız. Ben bir aileye rastladım. Her gece karı koca evlerinde kitap okuyan her gece evlerinde Kuran okunan, çocuklarıyla yarışma düzenleyen bir aile. Çocuklardan birine sordum: Sizin evde aile kanunlar var mı? Tabi var dedi çocuk. 9-10 yaşlarındaydı. Aile kanunlarınızdan mesela üç tanesini söyleyebilir misin? Dedim. Aile kanunlarımızda her akşam çocuk büyük mutlaka kitap okur dedi. Mutlaka büyükler ve küçükler birbirlerine iyi geceler dilerler ve mutlaka dişlerini fırçalarlar. Daha sayayım mı dedi? Yine mesela bizim ailede kimse yemek saatinden sonra eve gelemez dedi. Bir yere gezmeye gidersek hep beraber gideriz. O kadar güzel anlattı ki çocuk mest oldum ben.
Aile kanunları diye bir şey yok. Sorumluluk bilinci yeterli değil. Ama yine de bütün bunlara rağmen yirmi yıl öncesine göre şimdi aileler daha iyi. Şimdi çocuk eğitimi diye bir soru var en azından, o zamanlar bu yoktu.
40 GÖMLEKLİ ERKEKLER 30 AYAKKABILI KIZLAR!
SonHaberler.com: Emine hanım ben bir şey eklemek istiyorum. Özellikle kızlarda bir israf kültürü var. Bir kızın 30 çift ayakkabısı var 20 pardösüsü var, yani o kadar ki aslında bu kızın elbise gideriyle bir aile geçinir. Yani lüks düşkünlüğü var. Neye değer vermeleri gerektiği konusunda gençlerimize genel olarak neler önermek istersiniz?
Emine Şenlikoğlu: Sadece kızlar değil mesela bir erkeğin 30-40 adet gömleği var. Aynı gömleği üst üste 3 kere giydiğinde utananlar var. Niye? Çünkü cahil! Kendisini kıyafeti ile ispatlamaya çalışıyor, kendini beyni ile ispat edememiş. Kendisi tanıyor görüyor ya kendi gömleğini, kendisi giydiği için zannediyor ki o gömleği giydiği zaman herkes fark ediyor. Hâlbuki seni gören en az bin tane gömlek giymiş insan görüyor. Senin gömleğini seçemez biri ama çocuk onu bilmiyor. Dolayısı ile israf ve bu lüks düşkünlüğü kızlarda erkeklerde hepsinde var. Bazı erkeklerde az olabilir, kabul ediyorum. İkisinde de israfın haram olduğu bilgisi yok. İkisinde de para varsa yapıyor bunu. Ama lüks düşkünü hale getirildiği için gençler bu sefer para bulamayınca da başka türlü para arama peşine düşüyor.
Dolayısı ile bizim millet olarak kültürümüze yerleşmesi lazım israfın ne olduğu. Yerleşmediği sürece çocuk her gördüğünü almak isteyecek.
Zaten kendisini bir genç kız kişiliği ile değil dişiliği ile ispat etmek istiyorsa mecburen süslenecek. Kız çok süslenecekse mecburen sık sık elbise değiştirecek. Çünkü onun kendini ispat etmesi beyninde değil giyiminde. Erkekte de öyle.
O yüzden bu konu Allah’ın hatırını saymak ve Kuran’daki yiyin için ama israf etmeyin hükmünü anlamak ve çok güzel idrak etmekle bağlantılı. Kişiliğin oturmasıyla da bağlantılı. Kişilikli insanlar kendilerini kendileri ile ispatlamaya çalışırlar, kıyafetleri ile, şöhretle değil. Milyonlarca genç yarışmalara katılıp birinci olmak istiyor. Neden yarışmalara katılmak istiyor? Çünkü kendini öyle kanıtlamak istiyor. Kendini bizlere fark ettirmek istiyor. Bu nerden kaynaklanıyor? Zayıf kişilikten kaynaklanıyor. Güçlü kişilik sahipleri bunu yapmazlar. Onun için bu konuda yapacağımız çok temel çalışmalar olması lazım. Bu günah şu günah demekle olmaz. Kişilik vere vere, kişiliğin ne olduğunu göstere, göstere gidilmesi lazım. Benim bu konuda tanıdığım bir aile var. O aile’nin 3 kızı vardı. Ben o ailenin üç kızına da bu konuyla ilgili bir şeyler anlattım. Bu anlattıklarımı kızlardan sadece biri idrak edebildi. Diğer ikisi idrak edemedi, idrakle de çok alakalı.
İKTİDAR DİNDARLARI BOZUYOR MU?
SonHaberler.com: Şu anda Türkiye’de dindar muhafazakâr insanlar iktidarda. İktidar bu geçen süre içinde bu insanları en azından dindarlıkları yönünden bozdu mu sizce? Böyle bir bozulma sürece var mı?
Emine Şenlikoğlu: Hükümet bozmadı da insanlar kendilerini bozdular son dönemlerde. Biraz bozuldular.
SonHaberler.com: Daha çok güç sahibi olmak, daha çok imkânlara sahip olmak dindarlara yaramıyor mu? Böyle bir durum mu var?
Emine Şenlikoğlu: Dindarlarla alakalı değil. Bütün insanlar böyle. İnsanı para bozmuştur. Sat kavmi Allah’a çok bağlı bir kavimdi. Şeytan bir fent verdi onlara. Torları Cumartesi atın Pazar günü çekersiniz böylece Pazar günü balık tutmuş olmazsınız. Çok zenginlediler ve zenginledikçe pusulayı şaşırdılar. Zenginledikçe giyimleri, eğlence tarzları değişti. Helak olmalarına sebep oldu israfları.
Şimdi ben görüyorum. Birçok yazar veya işadamı var. Çok para gördükçe döküldüler. Neden? Çünkü bu dünyaya bakarken iki gözle bakmak lazım. Bu dünya ahretin bir parçası, o yolculuğun bir parçası olarak bakmak lazım. Daima bir ucunda ahret ekli olarak görmek lazım bu dünyayı. Çünkü geçip gideceğiz, hepimiz öleceğiz. Şurda az kaldı ölümümüze. Böyle bakılmazsa bu gösteriş budalalığının önüne geçilemez. Bunda da AK parti hükümetini suçlamak anlamsız olur. Çünkü AK Parti kimseye dininizde gevşeyin demedi. AK Parti ayrıca benim gördüğüm kadarıyla dini konularda pek bir çalışma yapmak peşine de gitmedi ama Allah razı olsun buna rağmen bazı yanlışları kaldırıyorlar. Bunu, hiçbir hata yoktur anlamında söylemiyorum.
ÇÜRÜMÜŞ AİLELER…
SonHaberler.com: Bilgisayar ve internet aileleri çocuklarını eğitimlerinden koparmış ve dini eğitimden de koparmış. Çocuklar artık sanal dünyada yaşıyorlar. Evde değil sanal dünyada büyüyorlar. Bu konuda ailelere nasıl bir tavsiyeniz olur?
Emine Şenlikoğlu: Ailelerin çürüklüğüdür bu. Dökülmüş bir ailedir bu aile. Ayakta, dinç, fikirli, sağlıklı, bilinçli bir aile bunu yapmaz. Bakın benim torunum bu sene karneyi biraz zayıf getirmiş. Ta… 15 tatile kadar kızım yasak etti bilgisayarı ve interneti. Bilgisayar’ın başına bile oturamıyor artık. Sen internetin başına geçmeyi hak etmiyorsun 15 tatilde karneni göreceğim, düzelttinse belirli yerlerde belirli sitelere girebilirsin.
Bu konuda hükümet güzel bir atılım yaptı ama sonra ne oldu. Filtre meselesi çok çok iyi bir şey. Keşke geri adımlar atılmasa, inşallah atılmaz. Çok güzel bir girişimdi fakat ne olursa olsun bütün aileler bilinçli ise çocuklarını tehlikeden kurtarabilir… Eğer çocuğunun boşluğunu dolduramıyorsa bir aile, mecburen çocuk sapacak bir yerlere. Çünkü bir enerji var, bir kalori var, eğer helal yolda tükenmezse ister büyük ister küçük olsun bir şekilde harama sapabilir. Bu konuda hem araştırmalarım var hem gözlemlerim var. Bu konu çok derin bir konu.
Çocukların boşluklarını aile doldurması lazım.
BABAMIN ÇOK İLGİNÇ ÖYKÜSÜNÜ YAZIYORUM
SonHaberler.com: Şuan elinizde yazmakta olduğunuz kitaplar var mı ?
Emine Şenlikoğlu: Müslüman Kadın Avrupa’da, Ben Devrim Yapacağımı Sanmıştım ve bir kitabım daha var fakat isminin ne olacağı belli değil. Ama Mehmet’in Öyküleri diye bir kitabım çıkacak. Çok eski bir çalışma, yıllar oldu başlayalı. Mehmet’in öyküleri benim babamın hayatı. O kadar önemli bir hayatı var ki…
Babam inançsızlaşmış gençliğinde. İnancının gitme sebebi de hurafe dualar. Hani var ya şu duayı okursan sevdiğine kavuşursun. Babam da o kadar dua etmiş, o kadar salat-ı terficiye çekmiş. Bisürü dualar falan ki eğer bunları yaparsan sevdiğin sana gelir diye yazmış. Babam da bunlar yapmış ama sevdiği kız babama değil de arkadaşına gitmiş. Babamın inancı kalmayınca anne babasını da çok seviyormuş, onları üzmemek için abdestsiz Cuma namazları kılmış. Sonra bir ara eşkıyalığa soyunmuş. Ama eşkıyalığı götürememiş. Vicdanı el vermemiş. Birçok aşamalardan geçmiş. Çok adaletli olmasına rağmen bir adam vurmuş. Adam vurma olayı başlı başına bir hikâye zaten.
SonHaberler.com: Ne zaman rahmetli oldu babanız?
Emine Şenlikoğlu: 2002 yılında.
Çok enteresan. Karısının üzerine evlenmiş. Kitap yazıyordu, kitabına başlamıştı ve kitabının dörtte birini yazmıştı. Kitabın ismini “İki evliliği gel de bana sor” olarak seçmişti. İki evliliğe çok karşıydı benim babam. Erkekler çok hevesliler, başlarına geleceği bilmiyorlar, bir erkeğe hiçbir şey iki evlilik kadar zulüm etmez demişti. Çok zeki bir insandı babam. Babamın hakkındaki kitap bir öykü kitabı olacak.
Bir diğer kitabım hayali romanım olacak. ben normalde romanların hikayelerini hep yaşanmış hayattan alıyorum. İlk defa hayali bir roman yazdım. Bekli de adı hayali roman olur. Yayınevi karar verecek buna.
SonHaberler.com: Bize zaman ayırdığınız ve fikirlerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler.
Emine Şenlikoğlu: Ben teşekkür ederim. Başarılar dilerim.
Fikirlerinden önemli şekilde faydalandığımız bir yazardan fazla bir hocamızla böyle bir irtibat kurmanız yerinde olmuş!
Böyle röportajların devamı dileğiyle...
Emine hanım her zamanki gibi çok mütevazi,insanı kendine hayran bırakıyor.
Bir çoğumuzun üzerinde emeği vardır,zor zamanlarda bizleri yalnız bırakmadığı için Allah razı olsun.
Çok değer verdiğim bir yazarın güncel konularla alakalı fikirlerini öğrenmek beni çok mutlu etti.
İyiki varsınız Emine ablamız,iyiki hep yanımızdasınız!
Saygılar

İran'da Alkolün Cezası!

Bu gençler çıldırmış olmalı!

Çocuğunu Çamaşır Makinasına Koydu!

Bayern Munih - Chelsea Penaltı Vuruşları
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
Tel : 0212 658 88 11 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA





































