TÜSİAD: Hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istiyoruz

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, çağdaş, demokratik ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istediklerini söyledi.

TÜSİAD: Hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istiyoruz

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, çağdaş, demokratik ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istediklerini söyledi. Vatanseverliğini kimseye sorgulatmayacağını belirten Yılmaz, “İşimi gücümü bırakmışım, uğraşıyorum. TÜSİAD Başkanı olarak vazifemi, TÜSİAD’ın bana yüklediği sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum. Vatan hainliği gibi bir şey kabul edilemez.” dedi.

Muharrem Yılmaz, dün akşam CNN Türk’te yayınlanan “Eğrisi Doğrusu” programında gazeteci Taha Akyol ve Emin Çapa’nın sorularını cevapladı.

Başbakan Erdoğan’ın TÜSİAD Genel Kurulu’nda dile getirilen konulara ilişkin eleştirisine cevap veren Yılmaz, “Ben bir genel kurul konuşmasında olması gerektiği gibi bir dünya analizi yaptım. Sonra ülkemizin ekonomisiyle ilgili, dünyadaki gelişmelerden nasıl etkileneceğinin analizini yaptım. Dünyada artık sermaye azalıyor. Sermayenin azaldığı bu ortamda, kalkınmasını finanse edebilmek için tüm kalkınmaya çalışan ülkeler dünyadan sermaye çekmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bizim dikkat etmemiz lazım. Dünyadaki azalan sermayenin Türkiye’yi tercih etmesi için bizim de evimizin içini iyi süpürmemiz lazım. Evimizi, yatırım ortamımızı iyi hazırlamamız lazım. Tam dünyada bu gelişmeler devam ederken, aksine herkesi ürkütecek tedirgin edecek ‘Türkiye nerede? Nereye doğru yöneldi?’ dedirtecek bir ortam yarattık. Bunu ben yaratmadım. Bu bir vakadır. Bu vakayı tespit edip gerekli uyarıda bulunmak, TÜSİAD Başkanı’nın görevidir. Ben bunu yaptım. Dolayısıyla, biz bu şartları sağlamazsak dünya sermayesi gelmez, ülkemizdeki sermaye de gelmez. Var olanlar da gider.” ifadelerini kullandı.

TÜSİAD Başkanı olarak uyarı yapmasından daha doğal bir şey olamayacağını ifade eden Yılmaz, ““Bu konuda biri bir söz söyleyecekse benden başka kim söyleyecek? Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin hepsi benim üyem... ‘Niye uyarmadın?’ diye bana sorarlar.” diyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Ben TÜSİAD’ın başkanıyım ve Türkiye ekonomisinin yarısını üretiyorum. Eğer yabancı sermayenin nasıl hareket edeceğini Türkiye’de birisi söyleyecekse ben söylemek zorundayım, onlarla ben çalışıyorum. Dünyadaki muadil örgütlerle ben çalışıyorum. ‘Türkiye’ye gelin, yatırım yapın!’ diye dolaşıyorum, anlatıyorum.” dedi.

‘ÇÖZÜM SÜRECİNİN EKONOMİK AYAĞINI BİZ ÜSTLENDİK’

Türkiye’de çözüm sürecinin ekonomik ayağını TÜSİAD olarak üstlendiklerini belirten Yılmaz, “Sorumluluğunu biz üstlendik. İçeride ve dışarıda herkesi Doğu, Güneydoğu’ya götürüp, ‘arkadaşlar yatırım ortamımız iyileşiyor, gelin yatırım yapın’ demeye çalışıyorum. Cizre’ye gittim, Batman’a gittim. Yanımda yabancı misyon temsilcilerini götürüyorum. Elimden geleni yapıyorum. Mektuplar yazdım, Avrupa’daki iş dünyası örgütleriyle birlikte çalıştık. Bütün bu çabalarım memlekette ihtiyacımız olan refahın, ihtiyacımız olan zenginliğin yaratılabilmesi için, istihdamın oluşabilmesi için, genç nüfusumuza iş temin etmek için, aş temin etmek için, yatırım yapılması lazım. Bunun gayreti içerisindeyim.” diye konuştu.

‘VATANSEVERLİĞİMİ KİMSEYE SORGULATMAM’

Vatanseverliğini kimseye sorgulatmayacağını belirten Yılmaz, “İşimi gücümü bırakmışım, uğraşıyorum. TÜSİAD Başkanı olarak, vazifemi, TÜSİAD’ın bana yüklediği sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum. Vatan hainliği gibi bir şey kabul edilemez. Bu kadar kolay vatan hainliğinden bahsedilemez. Ben bu sözlerin çok sık kolay kullanılmasını doğrusu yakıştıramam, doğru bir yaklaşım değil. Bu tür yaklaşımlardan artık uzaklaşmamız lazım. Ayrıca bu kurum 43 senelik, memleketin hayrına çalışmış bir kurum. Bu kurumun başındaki başkan olarak bunu kabul edemem, Muharrem Yılmaz olarak da kabul edemem. Nasıl hepimiz çoluğumuza, çocuğumuza şerefli, haysiyetli bir isim bırakmaya çalışıyorsak, - Sayın Başbakan da öyle değil mi? Çoluk çocuğuna bir leke gelmesin diye uğraşmıyor mu? – ben de bırakamam çocuklarıma, vatanseverliği sorgulanan biri olarak hatırlanamam, böyle bir şey bırakamam. Ben bu sözlerin inşallah en kısa zamanda telafi edilip geri alınmasını diliyorum. Çünkü biz birbirimizi tanıma fırsatı bulduk, benim samimiyetimi, vatanseverliğimi, ülkemi ne kadar sevdiğimi anlamış olmasını dilerim.” şeklinde konuştu.

‘BUGÜNE KADAR HEP YAPICI YAKLAŞTIM'

Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu konuda da uyardım; ‘Çok yıkıcı bir kavgada, kazananı olmayacak bir kavgada enerjimizi tüketiyoruz.’ dedim. Yapmayalım bunu. Dünya büyük bir yarış içerisinde biz ülkemizi bu yarışta kuvvetlendirecek önlemleri nasıl alırız, onunla uğraşalım. Ben bu güne kadar hep yapıcı yaklaştım. Bütün söylediklerimin de yapıcı olarak anlaşılmasını tercih ederdim. Yapıcı anlarsanız bunlardan bir sonuç çıkartabilirsiniz. Yapıcı anlamazsanız, Türkiye’deki kavga ortamı devam eder. Ben etmesini tercih etmem doğrusu. Türkiye’nin de bunu tercih etmemesi lazım.”

‘KURUMLARI ALT ÜST EDEREK ÇÖZÜM BULMAYA ÇALIŞMAK DOĞRU DEĞİL’

Hukuk devleti ilkesine vurgu yapan Yılmaz, “Gözleri kör eden bu kavganın temelinde hukuk devleti, güçler ayrımı, temiz siyaset gibi vazgeçilmez demokratik kavramlar konusundaki zaaflarımızın yattığı açıkken, bu meseleye sistemi, kurumları alt üst ederek çözüm bulmaya çalışmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Diğer yandan devletin güvenlikle ilgili kurumlarında yaşananlardan sonra bu kurumların daha önce nasıl işlediğini bundan böyle nasıl işleyeceğini sorgulamadan da edemiyoruz. Emniyet güçleri ve yargı içerisindeki varlığı ortaya çıkan gruplaşmaları ve bu gruplaşmaların örgütlü niteliğini devletin kurumsallığı açısından kabul edilemez buluyoruz. Siyaset dışı örgütlenmelerin devlet kurumları aracılığıyla siyaseti etkilemeye çalışması hepimizi tedirgin ediyor. Bunlar bence ne anlama geliyor? Muz cumhuriyeti de istemiyoruz, ananas cumhuriyeti de istemiyoruz, çağdaş, demokratik, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir Türkiye istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×