"Terör destekçilerinin hariçten maval okumasına kulağımız kapalı"

- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü: - "Her egemen ülke gibi bizim de kırmızı çizgilerimiz vardır. Terörün, teröristlerin, terör destekçilerinin, hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, korunmasına ve kollanmasına asla tahammülümüz yoktur" - "Biz ülke olarak, siyasiler olarak yapıcı eleştirilere her zaman açığız ancak kendi ülkelerinde teröre çanak tutanların, bize hariçten maval okumalarına kulağımız kapalıdır" - "Biz, Avrupa Birliği'ne, 'Bizi birliğe alın' diye yalvarıyor değiliz. Biz, AB'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin de AB'ye ihtiyacı olduğunu söylüyoruz ancak bölgemizde ve dünyada yaşanan son gelişmeler şunu gösteriyor, AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin AB'ye ihtiyacından fazladır" - "AB ülkelerinin ve sorumlularının bu açık, basit ve net gerçeği, görecek kadar akla ve izana sahip olduklarını umut ediyorum"


KOCAELİ (AA) - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, "Her egemen ülke gibi bizim de kırmızı çizgilerimiz vardır. Terörün, teröristlerin, terör destekçilerinin, hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, korunmasına ve kollanmasına asla tahammülümüz yoktur. Biz ülke olarak, siyasiler olarak yapıcı eleştirilere her zaman açığız ancak kendi ülkelerinde teröre çanak tutanların, bize hariçten maval okumalarına kulağımız kapalıdır." dedi.

Bakan Özlü, Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Kasım ayı Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kocaeli'nin Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu, ülkenin en küçük yüz ölçümüne sahip şehirlerinden biri olmasına rağmen, ekonomik faaliyetlerde sürekli ilk sıralarda yer aldığını ifade etti.

Özlü, Kocaeli'nin sanayi üretiminde ve ihracatta, İstanbul'un hemen arkasında ikinci sırada yer aldığını anımsatarak, bu nedenle bakanlık olarak Kocaeli'yi çok önemsediklerini, sanayide olduğu gibi teknolojide de ülkeye liderlik edeceğine inandıklarını kaydetti.

Türk ekonomisinin ihracat eliyle büyüyen bir ekonomi olduğuna dikkati çeken Bakan Özlü, "İhraç ettiğimiz ürünler ise petrol veya doğalgaz değildir, tarım ürünleri veya hammaddeler değildir. Türkiye, yarı mamulleri ve nihai ürünleri ihraç etmektedir. 2015 yılında, ihracatımızın yüzde 93'ten fazlasını sanayi ürünleri oluşturmaktadır." diye konuştu.

Özlü, ihracata dayalı bir ekonomik büyüme modeline sahip ekonomilerin, dış ülkelerle geliştirdiği diplomasi faaliyetlerinin son derece önemli olduğunu aktararak, dış politikanın, ekonomik hedefleri destekleyecek, iş dünyasının önünü açacak bir anlayışla kurgulanması, aktif olması dışa açılması ve sorunlara değil, fırsatlara odaklanması gerektiğini bildirdi.

- "Bize ders ve öğüt verecek olan yegane otorite milletimizdir"

"Biz de 2002'de göreve geldiğimiz andan itibaren bunu yaptık. Bütün dünya ülkeleriyle olan ilişkilerimizi, kazan-kazan prensibine göre yeniledik, tazeledik." diyen Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tavrımızı bundan sonra da sürdüreceğiz. Dünya ülkeleriyle olan ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Dostlukları artıracağız, düşmanlıkları azaltacağız. Bizimle iyi geçinmek isteyen, Türkiye'yi bir dost ve müttefik olarak gören her ülkeyi, biz de dost ve müttefik olarak görüyoruz ve göreceğiz. Bize uzatılan hiçbir eli biz boşta bırakmayacağız, geri çevirmeyeceğiz ancak bu tavrımız, uysal başlı koyun olduğumuz şeklinde anlaşılmamalıdır. Her egemen ülke gibi bizim de kırmızı çizgilerimiz vardır. Terörün, teröristlerin, terör destekçilerinin, hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, korunmasına ve kollanmasına asla tahammülümüz yoktur. Biz ülke olarak, siyasiler olarak yapıcı eleştirilere her zaman açığız ancak kendi ülkelerinde teröre çanak tutanların, bize hariçten maval okumalarına kulağımız kapalıdır. Terör örgütleriyle iş tutanların bize demokrasi dersi vermesine karnımız toktur. Bize ders ve öğüt verecek olan yegane otorite milletimizdir."

Bakan Özlü, özellikle son günlerde AB'nin ortaya koyduğu tavrın milleti rahatsız ettiğine işaret ederek, "Avrupa kıtası, bizim en büyük ticaret ortağımızdır. Avrupa Birliği'ne tam üyelik, Türkiye'nin uzun zamandır sahip olduğu bir idealdir ancak Türkiye-AB ilişkileri tek taraflı bir ilişki değildir. Nasıl Türkiye'nin sorumlulukları varsa Avrupa Birliği'nin de vardır." değerlendirmesinde bulundu.

- "Türkiye'yi terör belasından kurtaracağız"

Türkiye'nin 7 Haziran seçimlerinin ardından defalarca terör saldırılarına maruz kaldığına değinen Özlü, konuşmasına şöyle devam etti:

"Daha birkaç gün önce, görevi başındayken, bir kaymakamımız, Muhammet Fatih Safitürk kardeşimiz şehit edildi ancak Avrupa Birliği, bu süreçte bize destek olmak bir yana, engel olmaya çalıştı ve çalışmaya devam ediyor. Bunu herkes bilmelidir: Terörle mücadele, bizim en temel hakkımızdır. Daha doğrusu, terörle mücadele, bizim en temel vazifemizdir. Biz bu vazifeyi yerine getireceğiz. Türkiye'yi terör belasından kurtaracağız. Demokrasisi ve ekonomisi çok daha güçlü olan bir Türkiye inşa edeceğiz. Biz, Avrupa Birliği'ne, 'Bizi birliğe alın' diye yalvarıyor değiliz. Biz, AB'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin de AB'ye ihtiyacı olduğunu söylüyoruz ancak bölgemizde ve dünyada yaşanan son gelişmeler şunu gösteriyor, AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin AB'ye ihtiyacından fazladır. AB ülkelerinin ve sorumlularının bu açık, basit ve net gerçeği, görecek kadar akla ve izana sahip olduklarını umut ediyorum."

- "Jeopolitik riskler ekonomi üzerinde baskı oluşturuyor"

Türkiye'nin son birkaç yıldır, oldukça zorlu bir süreçten geçtiğini vurgulayan Özlü, bölgede ortaya çıkan jeopolitik risklerin, ekonomi ve ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Dünya ekonomisinin küresel kriz sonrasında hala tam olarak toparlanamadığını anlatan Bakan Özlü, "Küresel ekonomide ve bölgesel jeopolitikte bunlar yaşanırken, Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz gibi darbe girişimleri gibi çok zorlu hadiselerle boğuşmak durumunda kaldık. Şükürler olsun, bütün bu zorluklara rağmen, dimdik ayaktayız. Böyle zamanlarda, temel makroekonomik göstergeleri korumak büyük önem taşıyor. Zira temel sağlamsa gerisini bir şekilde halledebiliriz. Bu sağlam temel üzerinde, daha yenilikçi, rekabetçi, verimli ve yüksek katma değerli bir üretim yapısına geçebiliriz." ifadesini kullandı.

Sadece daha fazla mal ihraç ederek, istedikleri seviyeye gelemeyeceklerini belirten Özlü, sanayi üretiminde ve ihracatta, nitelikli ürünlerin ağırlığını artırmak durumunda olduklarını, Ar-Ge, tasarım ve markalaşma yoluyla ürünleri daha değerli hale getirmeleri gerektiğini aktardı.

Özlü, ihraç edilen ürünlerle ithal edilen ürünlerin ortalama fiyatları mukayese edildiğinde neyi değiştirmeleri gerektiğinin açıkça ortaya çıktığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Bakınız, sizlerle otomotiv ve makine gibi iddialı ve güçlü olduğumuz iki sektöre ait bazı verileri paylaşmak istiyorum. 2015 yılında, ihraç ettiğimiz motorlu kara taşıtlarının ortalama kilogram fiyatı 7 lira iken, ithal ettiklerimizin ortalama kilogram fiyatı 10,3 liradır. İhraç ettiğimiz makinelerin ortalama kilogram değeri 6,1 lira iken, ithal ettiklerimizin ortalama kilogram fiyatı 11,1 liradır. Basit bir hesapla makine sektöründe, başa baş hale gelmemiz için, 1 kilo makine ithal ediyorsak, 2 kilo ihraç etmemiz gerekiyor. Açık söylemek gerekirse bu farkın daha dramatik olduğu sektörler de bulunuyor."

- "Teknoloji, tasarım ve markalaşma seviyemizi artıracağız"

"Yapmamız gereken işler aslında bellidir. Otomotiv, tekstil ve makine gibi sektörlerde, teknoloji, tasarım ve markalaşma seviyemizi artıracağız. İlaç, optik, elektronik, havacılık gibi ileri teknoloji gerektiren sektörlerde yatırımlarımızı artıracağız." ifadelerini kullanan Özlü, "Sadece ürünlerimizi değil, üretim sistemlerimizi de çağın ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden kurgulayacağız. Bunları başarmak için çok ciddi bir gayret içindeyiz." dedi.

Bakan Özlü, bu yıl hayata geçirdikleri Ar-Ge Reform Paketi'yle birçok önemli adım attıklarına işaret ederek, Ar-Ge merkezi kurmayı ve işletmeyi çok daha kolay hale getirdiklerini, tasarım ofislerini de Ar-Ge merkezleri gibi desteklemeye başladıklarını bildirdi.

Şu anda Türkiye'de 287 Ar-Ge Merkezi bulunduğunu, Ar-Ge Reform Paketi'nin de etkisiyle önümüzdeki süreçte, Ar-Ge merkezi sayısının önce 500'e, ardından bine çıkarmayı hedeflediklerini belirten Özlü, özel sektörün de bu hedefi kendileriyle paylaşıyor olmasının önemini vurguladı.

Bakanlık olarak, daha fazla ve daha nitelikli üretim hedefleri için gelecek dönemde, bazı çalışmalara öncelik vereceklerini ifade eden Özlü, sözlerine şöyle devam etti:

"Öncelikle, TBMM gündeminde olan Sınai Mülkiyet Kanun Tasarımızı yasalaştıracağız. Böylece patent, tasarım ve markalarla ilgili çok daha iyi işleyen bir dönemi başlatacağız, iş ve yatırım ortamını daha da iyileştirmiş olacağız. TÜBİTAK'ı yeniden yapılandırarak, ülkemizin bilim ve teknoloji ekosistemini daha da geliştireceğiz. Üretim Reform Paketi'yle, yatırımcıların üzerindeki birçok yükü daha kaldıracağız, özellikle yatırım yeri konusunda yaşanan sıkıntıları çözeceğiz. Üretim alışkanlıklarımızı köklü bir şekilde değiştirecek olan 4. Sanayi Devrimi'yle ilgili geniş katılımlı bir platform oluşturarak, bu konuda planlı ve etkin politikalar geliştireceğiz. Bu çalışmaların, ülkemizin daha nitelikli ve rekabetçi üretim yapısına geçişine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz."

Bakan Özlü, konuşmasının ardından, sanayicilerin talep ve önerilerini dinledi. Daha sonra KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Bakan Faruk Özlü'ye, Hereke halısı hediye etti.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×