SANKO Üniversitesinin akademik yıl açılışı

- Başbakan Yardımcısı Şimşek: (2) - "Türkiye'de sistemi doğru kurgularsak, parlamento doğru yerde konumlandırılır, yargı ve yürütme sağlam bir şekilde tanımlanırsa ki öyle olacak, o zaman başkanlık sistemi Türkiye'yi öngörülebilir kılacak. Başkanlık sistemi, temsilde adaleti, yönetimde istikrarı sağlayacak" - "Mart sonu itibariyle bu referandumu aradan çıkartabilirsek 2019'a kadar bütün reformları da uygulamaya koyarız. Bu reformlarla Türkiye güçlü bir şekilde tekrar yüksek patika bölgesine oturur. Benim iyimserliğim buradan geliyor. Türkiye'de halen güçlü bir iktidar var" - "Geçen sene küresel terörün dünya ekonomisine maliyeti tam 13,6 trilyon dolar. Bu dünya ekonomisinin yüzde 19’u. Neredeyse küresel ekonominin 5’te 1’i kadar küresel terörün yıllık maliyeti var"

SANKO Üniversitesinin akademik yıl açılışı

GAZİANTEP (AA) - Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, başkanlık sistemine ilişkin, "Türkiye'de sistemi doğru kurgularsak, parlamento doğru yerde konumlandırılır, yargı ve yürütme sağlam bir şekilde tanımlanırsa ki öyle olacak, o zaman başkanlık sistemi Türkiye'yi öngörülebilir kılacak. Başkanlık sistemi, temsilde adaleti, yönetimde istikrarı sağlayacak." dedi.

Şimşek, Özel SANKO Üniversitesinin 2016-2017 akademik yıl açılışında, gelişmekte olan ülkelerin eskisi kadar büyüyemediğini ve eskisi kadar cazip olmadığını söyledi.

2000’li yılların başında önde gelen merkez bankalarının bilanço büyüklüğünün 2 trilyon dolar olduğunu belirten Şimşek, şöyle devam etti:

"Amerikan Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası, Çin Merkez Bankası gibi dünyanın büyük ekonomilerinin bilanço büyüklüğü 2 trilyon dolardan 16 trilyon doların üzerine çıkmış. Ne demek? Bu kadar para basmış demek. Ona rağmen dünya ekonomisi yüzde 3’lük büyümeyi zar zor başarıyor. Bu paranın normalde nereye gitmesi lazım? Büyümenin hızlı olduğu ülkelere. Yok, hayır, tam aksine şu anda gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı var. 2015 yılında net olarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden 739 milyar dolar sermaye çıkışı oldu. Yani en çok sermayeye, küresel sermayeye ihtiyaç duyan ülkeler gelişmekte olan ülkeler, ama o ülkelerden sermaye çıkışı var. O nedenle gelişmekte olan ülkelerde faiz eksi. Şu anda 9-10 trilyon dolar civarında örnek olarak söylüyorum gelişmiş ülkelerde eksi faizle işlem gören faiz var. Dünyanın bütün var olan dengeleri alt üst olmuş bir anlamda. Bu sene de çıkış devam ediyor. Gelecek sene de çıkış devam edecek diye öngörülüyor. Türkiye’yi bu çerçevede değerlendirmekte fayda var."

Çin'in büyümeyi devam ettirdiğini, ancak borcunun da hızla arttığını anlatan Şimşek, genelde bu tür durumlarda emlak fiyatlarının yakından izlendiğini, Çin’de de emlak fiyatlarının artış gösterdiğini ifade etti.

- Küresel terörün yıllık maliyeti

Dünyada 65 milyon insanın savaş veya terör sebebiyle yerinden, evinden barkından olduğunu aktaran Şimşek, bunların büyük kısmının da Türkiye’ye geldiğine işaret etti. Şimşek, "Türkiye dünyada en çok mülteci barından ülke konumunda. Geçen sene küresel terörün dünya ekonomisine maliyeti tam 13,6 trilyon dolar. Bu dünya ekonomisinin yüzde 19’u. Neredeyse küresel ekonominin 5’te 1’i kadar küresel terörün yıllık maliyeti var. Türkiye, bu maliyeti çok yakından biliyor zaten. Türkiye ekonomisi bu şoklara karşı birçok şokun da merkezinde diyebilirim. Büyük bir direnç gösterdi." diye konuştu.

Türkiye’nin yakın dönem performansına bakıp eleştirel yaklaşanları saygıyla karşıladığını, ancak bu konunun küresel konjonktüre göre değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Küresel krize 'büyük resesyon' diyorlar. 'Büyük daralma' dönemi diyorlar. O dönem hariç Türkiye neredeyse 54 çeyrek kesintisiz büyümüş. Türkiye’nin diğer ülkelere göre performansı nasıl olmuş? 2016’yı dahi esas alsanız Türkiye’nin performansı iyi. Kime göre? Çin, Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelere göre, dünya ortalamasına göre ve AB’ye göre. Bize benzer ülkeler Çin ve Hindistan’ı ayırmışlar. Performansımız kötü değil. Bu nedenledir ki bu dönemde Avrupa ile arayı 20 puan kapatmışız. 2000’li yılların başına gidin. AB’nin ortalama kişi başı milli geliri 100 avro olsun. Türkiye’nin 33 avrodur. Geçen sene AB’nin kişi başı milli geliri yine 100 avro olsun. Türkiye’nin 54 avroya çıkmış. Avrupa ile arayı hızlı bir şekilde kapatmışız. 2000 yılında dünya ihracatından payımız yüzde 0,55. Şimdi 0,96. Yani dünyadan daha fazla pazar payı anlamında bir başarı var. AB ile de iyi. Avrupa’ya ihracatımızın toplam Avrupa ithalatı içindeki payı yüzde 2,6’dan yüzde 3,9’a çıkmış. Neredeyse 2 kata yakın bir artış söz konusu. Türkiye küresel yatırımlarda da büyük bir başarı göstermiş."

- Terörün turizme etkisi

Türkiye'nin karşısında dünyanın en azılı terör örgütlerinin bulunduğunu vurgulayan Şimşek, "Bir taraftan bölücü terör örgütü PKK, geçen sene palazlandı. Neredeyse mahallelerin bir kısmını işgal etmeye kalkıştı. DEAŞ... En büyük zararı DEAŞ verdi. Doğrudan doğruya Türk turizmini, büyükşehirleri hedef aldı. YPG, PYD bir de Türkiye'nin en önemli terör örgütü FETÖ. Bir demokrasi için yapılabilecek, bir topluma yapılabilecek en büyük ihanet darbe girişimidir. Bunun etkileri çok daha büyük ölçeklidir. Bugün Türkiye'de OHAL varsa darbe girişiminden dolayıdır ve bu ister istemez ekonomiyi etkiliyor." dedi.

Türkiye'nin 2014'te 30 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini, bu yıl için ise 26-27 milyar civarında gelir öngördüklerini anlatan Şimşek, "18-19 milyar dolara inmiş olacak, bu sene itibariyle. Turizm bu kadar terörden etkilenmeseydi 1,2 puan daha yüksek olurdu. Terör nedeniyle Türkiye hakikaten ciddi bir etki yaşadı." şeklinde konuştu.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye'nin ekonomi açısından en büyük sorununun 'cari açık' olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Cari açık, aslında yatırım tasarruf açığı demektir. Sizin 100 liralık bir geliriniz var. Bunun 70 lirasını harcadınız, tükettiniz. 30 lirasını tasarruf ettiniz. 30 liralık yatırım yapma imkanınız var demektir, dışarıdan borçlanmadan. Bütün dünyaya bakarsanız, dünya vatandaşları 100 liralık gelir elde ediyorsa bunun 75 lirasını tüketiyor, 25 lirasını tasarruf ediyor. Bizim gibi ülkelere bakarsanız; orta yüksek gelir düzeyinde ülkelerde 100 lira gelir elde ediyorlarsa 67,5 lirasını tüketiyorlar, 32,5 lirasını tasarruf ediyorlar. AB'de ise tasarruf oranı yüzde 20'nin üzerindedir. Türkiye'de tasarruf oranı yüzde 14'ün altında. 100 lira gelir elde ediyoruz, bunun 86 liradan fazlasını harcıyoruz, tüketiyoruz. Biraz yatırım yapmamız lazım. Çin'de 100 lira gelir elde ediyorsa bir vatandaş, 48 lirasını tasarruf ediyor. Çin'in büyüme hikayesi buradan geliyor. Maalesef Türkiye, elde ettiği geliri tüketen, gelecek için fazla birşey ortaya koymayan nadir ülkelerden birisidir."

- Başkanlık sistemi

Konuşmasının son bölümünde başkanlık sistemine değinen Mehmet Şimşek, Türkiye'nin en kötü dönemlerini koalisyonla yönetildiği yıllarda yaşadığına işaret etti.

Ülkenin 70'li yıllarda adeta iflas ettiğini ve terörle mücadeleyi yapamadığını vurgulayan Şimşek, üstelik askeri darbenin de aynı tarihlerde yapıldığını, sokakta kardeşin kardeşi vurduğunu anımsattı.

1990'lı yıllarda da Türkiye'nin koalisyonla yönetildiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:

"Türkiye krizden krize koştu. Başkanlık sistemiyle ilgili birtakım sorular var, ancak bu sorular kişiler üzerindendir. Yanlış. Sistemi konuşursak Türkiye için iyi bir model. Türkiye'de yönetimde istikrar için başkanlık sistemi en uygun sistemdir. Çünkü herkes yarışır, bir kişi başkan olur. Ondan sonra 5 yıl ülkeyi yönetir. Yani 'koalisyon bozuldu, bozulacak, beraber çalışabilirler mi?' tartışmaları olmayacak. Türkiye'de seçim barajı yüzde 10. Sizin partiniz yüzde 9,9 alacak, çığlık atacaksınız. Türkiye, koalisyonlar olmasın diye belli oranlarda baraj getirmiş. Başkanlık sisteminde temsilde adalet var, baraja ihtiyaç yok. Türkiye'de sistemi doğru kurgularsak, parlamento doğru yerde konumlandırılır, yargı ve yürütme sağlam bir şekilde tanımlanırsa ki öyle olacak, o zaman başkanlık sistemi Türkiye'yi öngörülebilir kılacak. Başkanlık sistemi, temsilde adaleti, yönetimde istikrarı sağlayacak. Koalisyon hiçbir zaman olmayacak. Bir başkan gelecek 5 yıllığına yönetecek. Vatandaş beğenmezse bir başkasını seçecek. Beğenirse bir dönem daha yapacak."

"Türkiye bütün bu sıkıntılar içindeyken koalisyonla yönetilseydi halimiz ne olurdu? Hain darbe girişimi sırasında bir koalisyon olsaydı Türkiye'nin durumu ne olurdu?" diye soran Şimşek, 90'lı yıllardaki koalisyon sorunlarını yaşatmayacak modelin başkanlık sistemi olduğunu dile getirdi.

Gelişmeleri iyi takip etmek gerektiğini, yapısal olarak Türkiye'nin önünün açık olduğunu aktaran Şimşek, "Mart sonu itibariyle bu referandumu aradan çıkartabilirsek 2019'a kadar bütün reformları da uygulamaya koyarız. Bu reformlarla Türkiye güçlü bir şekilde tekrar yüksek patika bölgesine oturur. Benim iyimserliğim buradan geliyor. Türkiye'de halen güçlü bir iktidar var. " ifadesini kullandı.

(Bitti)



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×