Mermer ve taş ocakları, yasal boşluktan yararlanarak ÇED raporu almıyor

Mermer ve taş ocaklarının çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporu almamak için yasadaki bir boşluktan yararlandığı ortaya çıktı. Yasa, 25 hektardan az alanlarda madencilik faaliyeti yürütmek isteyenlerden ÇED istemiyor. Madenciler de bu...

Mermer ve taş ocakları, yasal boşluktan yararlanarak ÇED raporu almıyor

Mermer ve taş ocaklarının çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporu almamak için yasadaki bir boşluktan yararlandığı ortaya çıktı. Yasa, 25 hektardan az alanlarda madencilik faaliyeti yürütmek isteyenlerden ÇED istemiyor. Madenciler de bu esneklikten yararlanarak 25 hektarın altında izin isteyip, faaliyet alanını ek taleplerle genişletiyor. Antalya’da faaliyet gösteren 100 civarında taş ve mermer ocağının yüzde 90’nın bu şekilde çalıştığı ifade ediliyor.

    Antalya Ticaret Borsası’nda (ATB), 'Taş Ocaklarının Tarıma Etkisi' konulu sektör toplantısı yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Osman Sarı’nın moderatörlük yaptığı toplantıya tarımsal ve hayvansal üretim yapanlar, madenciler, ilgili kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantıda, madencilerin ekonomik gerekçelerle savunduğu taş ve mermer ocaklarının ormanlara, tarım alanlarına, hayvancılığa, çevreye ve toplumsal yapıya büyük zarar verdiği fikrinde birleşildi. Sorunun çözümü için Türkiye’de bir an önce alan planlamasına geçilmesi gerektiği fikri ağırlık kazandı.

    Toplantıda öne çıkan konulardan biri de madencilerin ÇED gibi yasal zorunlulukları aşmak için kullandığı yöntemin göz önüne serilmesi oldu. Mustafa Sarı, maden için gerekli ruhsatları alan yatırımcının işletme izni için ÇED’e ihtiyaç duyduğunu belirterek “Yatırımcılar, şöyle bir yol izler. İşletmelerin bir çoğu 24,4 hektar alan ister. 25 hektar isterse ÇED çalışmasına tabi olacaktır. Çok özür dileyerek söylüyorum bu yasayı tamamen arkadan dolanmaktır. Burada işletmelerimiz 24 rakamından yola çıkar, işletir, daha sonraki dönemde ilavesini isterler.” diye konuştu. Sarı, mevzuattaki bu boşluğu fark eden devletin izin verilen alanların tümünü dikkate almaya başladığını, ancak bundan geç kalındığını ifade ederek, “Bu zamana kadar atı alan Üsküdar'ı geçti. Çevre tahribatına olan oldu.” dedi.

    Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ÇED Şube Müdürü İbrahim Özçelik, madencilerin ÇED almamak için bu yolu kullandığını doğruladı. Antalya’da faaliyette olan 25-30 arası taş ocağı, 50-60 kadar da mermer ocağı olduğu bilgisini paylaşan Özçelik, “Antalya’da toplam 100 civarı mermer ve taş ocağı var. Ortalama alan büyüklükleri 20-25 hektar arası. Hemen hemen yüzde 90’ı böyle. Bu yönetmeliğin maddesi olduğu için bunu kullanmak istiyorlarsa siz de ona ‘yapamazsın’ diyemiyorsunuz.” şeklinde konuştu.

    KİM NE DEDİ?

    ATB Başkanı Ali Çandır, “Her ne pahasına olursa olsun taş ve maden çıkarmak, bunları ticarete tahvil etmek, ihraç etmek bir anlamda bizi rahatsız ediyor. Artık gelişmiş, gelişmekte olan ülkelerin hepsi kentlerin etrafında yeşil kuşaklar yapmak için çaba sarf ederken bizim doğal olarak elde ettiğimiz bu alanları tahrip ediyor olmamız gelecek nesiller için de, Antalya’nın niteliği için de çok olumsuz. Antalya, turizmin, tarımın başkenti derken, binlerce endemik çeşitliliğimiz var diyoruz. Diğer taraftan da kontrolsüz şekilde yapılan taş ve maden ocaklarıyla bunlara zarar veriyoruz.”

    Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, "Taş ocaklarından çıkan toz meyveciliği, açık arazideki sebzeyi tartışmasız tahrip ediyor. Bunu defalarca dile getirmemize rağmen sonuç alamadık. Taş ocaklarından tabi ki katkı vardır ama tarımdan taş ocaklarını uzaklaştırmak lazım." ifadelerini kullandı.

    Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, "Bir köye taş ocağı ruhsatı verildikten sonra çobanların kullanım alanlarını imha etmiş oluyorsunuz. O taş ocakları yerleştiklerinde dağın yamacındaki sahaları imha ederek bizim otlak sahalarımızı yok hale getiriyorlar. Birçok bölgede, tapulu arazileri çıkardıkları mermer kütlelerini yerleştirerek işgal ediyorlar. Bir keçinin ya da sürünün, bir köyün çobanlarının, hiçbir hayvancılığın o köye maden ocağının verdiği zararın onda birini vermeyeceğini düşünüyorum." dedi.

    Antalya Orman Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Güneş, "Yasaların uygulanması noktasında sıkıntı yok. Sıkıntı çıktığı zaman taraflar müdahil olabiliyorlar. Yasaların güncellenmesi söz konusu. Arazi kullanım planlarımızda ciddi eksiklik var. Arazi kullanımlarının net şekilde ortaya konulsa süreç ilerler ve problemler bertaraf edilir." ifadelerini kullandı.

    Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Cumhur Güngöroğlu, "Orman Genel Müdürlüğü’nün çıkardığı yönetmeliklerle mevzuatta çatışma var. Taş ocakları ormanlık sahalarda üst havzalarda, havza bazında düşünülmediği için altta tarım arazilerini de meraları da etkiliyor. Kayıplar ortaya çıkıyor. Toz meyveciliği ve ormanda büyümeyi azaltıyor." diye konuştu.

    Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Ögke, "Ocaklar, tozdan dolayı arılarımızda kalıcı hasarlar yapıyor. Saklıkent’te 5 mermer ocağı var. Saklıkent’te bin yıllık ardıçlar her gün molozla örtülüyor. Doyran’da 9 kum ocağının ruhsatını iptal ettirdik. O ocaklar durduğu için şu an Doyran patlıcanı dünyada marka." dedi. CİHAN

Mermer ve taş ocakları, yasal boşluktan yararlanarak ÇED raporu almıyor


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×