İş dünyasında ‘fişleme’ endişesi: Bu tür uygulamalar totaliter ülkelerde olur

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 100 bin şirketin fişlendiği yönündeki haber iş dünyasında endişe ile karşılandı. Uygulamayı 'çok vahim' bulan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, fişlemenin...

İş dünyasında ‘fişleme’ endişesi: Bu tür uygulamalar totaliter ülkelerde olur

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 100 bin şirketin fişlendiği yönündeki haber iş dünyasında endişe ile karşılandı. Uygulamayı 'çok vahim' bulan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, fişlemenin anti demokratik bir uygulama olduğunu ve totaliter ülkelerde görüldüğünü vurguladı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin de fişlemenin hukuk ve demokrasiye uygun olmadığını dile getirdi. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, şirketleri ‘şucu ya da bucu’ diye ayırmanın ekonomiye zarar vereceğini aktardı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkan Yardımcısı Adnan Dalgakıran'ın tepkisi ise "Türkiye’de böyle bir şey olacağına inanmam mümkün değil." şeklinde oldu.

Taraf gazetesinin dünkü nüshasında "100 bin şirkete 'paralel' kıskaç" başlığı ile verilen habere göre, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Kozmik Çalışma Grubu (KÇG), 81 ilde, çoğu KOBİ olmak üzere irili ufaklı 100 bin işletmeyi 'Cemaatle ilgili olabilir' diye fişledi. Haberde söz konusu firmalarla ilgili olarak, mahkeme kararı ve savcılık talimatı olmadan MASAK, BDDK, Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı gibi ekonominin kilit kurumlarından bilgi toplandığı kaydedildi. Firmaların; müşterileri, bağış yaptığı dernekler, iş hacimleri, ödedikleri vergiler gibi bilgilere göre de ayrı ayrı profil oluşturulduğu da aktarıldı.

Söz konusu fişlemeye iş dünyası temsilcileri tepki gösterdi. TUSKON Başkanı Rızanur Meral, “Haber içeriğinde yer alan iddialar gerçekten çok vahim; iş dünyası, güven ve ekonomik istikrar adına kaygı verici.” dedi. TGSD Başkanı Cem Negrin de fişlemenin hukuk ve demokrasiye uygun olmadığını belirterek, “Türkiye G-20’de bulunuyor, 2023 hedefleri ile birinci lige oynuyor. Bu ortamda kanunlar ve polisler de birinci lig seviyesinde olmalı.” temennisinde bulundu. İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi de şirketleri ‘şucu ya da bucu’ diye ayırmanın en çok ekonomiye zarar vereceğinin altını çizdi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkan Yardımcısı, Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran ise iddiaların uydurma olduğunu düşündüğünü ifade ederek, "Böyle bir şeyi kim savunabilir." diye sordu. İş dünyasının sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:

TUSKON Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral:

“Haber içeriğinde yer alan iddialar gerçekten çok vahim; iş dünyası, güven ve ekonomik istikrar adına kaygı verici. Gelinen noktada, yeni Türkiye diye adlandırılan olgunun aslında 28 Şubat’ın zihin kodlarıyla hareket edilen ve toplumu, iş dünyasını fişlemek için çalışma gruplarının oluşturulduğu eski derin devlet Türkiye’sinden hiç farklı olmadığını görüyoruz. Demokrasi ve insan hakları açısından örnek almamız gereken hiçbir medeni ülkede, sivil toplum kuruluşlarının üyelerini fişlendiği görülmemiştir. Bu tür uygulamalar tam tersi totaliter rejimlerde görülür. Totaliter rejimlerin fişleme gibi anti demokratik uygulamalara karşı savunması da genel de fişlemeyi inkâr etmek ya da konuyu milli güvenlik gibi soyut olgulara bağlamak olmaktadır. Bu nedenle suçsuz insanların sadece siyasi iktidarın görüşlerine karşı oldukları zannıyla fişlenmesi ülkemizin evrensel demokratik değerlerden uzaklaşması anlamına gelmektedir. İş dünyamıza yapılan anti demokratik ve baskıcı uygulamaların AB ve Dünya İş ve yatırımcıları nezdinde izahı mümkün değildir. Bu baskıların ve fişlemelerin mağduru olan insanlar Türkiye’de ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde haklarını aradıklarında, anayasal bir suç olan fişlemeyi siyasiler ve onların emrindeki bürokratların yapılan suçların bedelini ödeyecekleri günlerin uzak olmadığını düşünüyoruz.

Bu yapılanlar, hukuk ve demokrasiyle bağdaşmıyor. Hatta habere konu olan uygulamaların ‘hukuk ve demokrasi’ ne değildir sorusunun cevabı olduğunu düşünüyoruz. Demokrasi ve hukukun tanımı içerisinde, vergi incelemesini kendisi gibi düşünmeyen kişileri ve şirketleri dize getirmek için bir araç olarak kullanan bir devlet olabilir mi? Hükümete muhalif basın kuruluşlarına, kapı komşunuz olan bir fabrikaya, aynı bölgedeki müşteriniz ya da tedarikçiniz olan firmaya durduk yere vergi incelemesi geldiğini gören insanlar, eninde sonunda benzer bir durumun başlarına gelmeyeceğinden nasıl emin olacaklar? Bu tür bir güven bunalımında bırakın yabancı yatırımcı yerli yatırımcılar bile işlerini büyütmekten, yatırım yapmaktan, istihdam oluşturmaktan imtina edecektir. Siz, yüz binlerce firmayı korkuttuğunuzda bunun sadece bu firmalar ile sınırlı kalacağını düşünmek herhalde ekonomiyi hiç bilmemek olsa gerek. Bu 100 bin firmanın başka yüz binlerce firmanın bayii, müşterisi, tedarikçisi olduğunu düşünmek gerekir. Hükümet kanadı bu tür anti demokratik uygulamalarla, hukuku rafa kaldırarak Hizmet Hareketine gönül verenleri bitirmeyi amaçlıyor. Kozmik çalışma grubu, şirketlerin fişlenmesi gibi uygulamalar iktidar kanadında sağlıklı düşünen kimsenin kalmadığını gösteriyor. Çünkü yapılanlar sadece Hizmet Hareketini ve gönül verenlerini değil, ülkemizin tamamını, demokrasimizi, hukukumuzu ve ekonomimizi olumsuz etkilemeye başlamış durumda.

Maliye ülkenin en itibarlı ve saygın, her sene vergi rekortmenleri listelerine giren sanayici ve tüccarlarına karşı başlattığı yıldırma operasyonunu, iktidar olunan 12 senede kayıt dışında ve illegal çalışan kişi ve firmalara yapsa idi Türkiye kayıt dışı ekonomi ve yüksek dolaylı vergi sorunlarını çoktan çözmüş olurdu.”

TGSD Yönetim Kurulu Başkanı Cem Negrin:

“Türkiye gibi belli seviyelere gelen memlekette fişlemelerin olmaması gerekiyor. Tabii memnuniyet veren fişlemenin ortaya çıkması ki bu böyle bir olayın olmayacağı anlamına gelir. İyi ki fişlemeler ile ilgili iddia ortada. Bundan evvel telefon dinlemesi var. Bunlar Türkiye’ye yakışmıyor, Türkiye o seviyeleri geçti. Fişlemeler hukuk ve demokrasi ile bağdaşmıyor. İnsanlara tüm dünyada eşit davranılmalı. Bunun yanında olayın arkadaşlarını rakibini fişlemeye dönmesi doğru olmaz. Türkiye G-20’de bulunuyor, 2023 hedefleri ile birinci lige oynuyor. Bu ortamda kanunlar ve polisler de birinci lig seviyesinde olmalı. Avrupa seviyesine gelmeli. Türkiye birinci lig takımı olarak hareket etmeli. “

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi:

“Ticari şirketlerin her zaman için siyasetin dışında kalması gerekir. Şirketler ile ilgili tutulacak datalar ileride ekonomik olarak şirketler aleyhine kullanılabilir. O yüzden böyle bir şeye müsaade edilmemeli. Yani ekonomiyi yönlendiren şirketleri ‘şucu ya da bucu’ diye ayırmak ekonomiye zarar verir. İnsanların yatırım hevesini azaltır. “

İSO Başkan Yardımcısı Adnan Dalgakıran:

Türkiye’de böyle bir şey olacağına inanmam mümkün değil. Dolayısıyla bu konuda yorum yapmam. Ben bu tür haberlerin uydurma olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada insanların fikirlerinden dolayı fişlenebileceğini düşünmüyorum. Ya biz demokrasiyi savunuyoruz. Yani böyle bir şeyi kim savunabilir.”

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×