İKV'nin 54'üncü Olağan Genel Kurulu

- İTHİB Başkanı Gülle: - "İkiyüzlülük örneğini arasak herhalde AB'den daha iyisini bulamayız. Ne yapsak ne etsek bir yol alamayacağımızı, yapılan işlemlerin, uygulamaların içinde mutlaka buluyoruz. Bu kadar ikiyüzlülük onlara, dik durmak millet olmakta bize yakışır" - "Ciddi olduğuna inandığımız bir kurumun, olayın sıcaklığı bile geçmeden iki gün sonra, bir ülke için hayati önem taşıyan, anlam ifade eden bir durumda, anlamadan dinlemeden not açıklaması, çok iyi bir davranış değil" -TİSK Genel Sekreteri Pirler: - "Brexit tartışmaları yapılırken, tüm tartışmanın neredeyse odak noktasında Türkiye vardı. Esasında Avrupa'nın ya da AB'nin Türkiye'den ne kadar endişe duyduğunu gösteriyor"

İKV'nin 54'üncü Olağan Genel Kurulu

İSTANBUL (AA) - İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, "İkiyüzlülük örneğini arasak herhalde AB'den daha iyisini bulamayız. Ne yapsak ne etsek bir yol alamayacağımızı, yapılan işlemlerin, uygulamaların içinde mutlaka buluyoruz. Bu kadar ikiyüzlülük onlara, dik durmak millet olmakta bize yakışır" dedi.

İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) 54'üncü Olağan Genel Kurul açılışında konuşan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle konuşmasına İKV'nin son dönemde yaptığı çalışmaların öneminden bahsederek başladı.

Gülle, Türkiye'nin içinden geçtiği günleri zor değil, "Çok daha güzel, çok daha anlamlı günler" olarak nitelendirerek, şunları anlattı:

"Çok daha birbirimize kenetlenmiş, Türk bayrağını, devletini, milletini eskisinden çok daha sevdiğimiz kanaatindeyim. Bugün yapılan iş, yapılan millet duruşu, 16 Temmuz sabahına hepimizi çok daha farklı duygularla uyandırdı. Pek çok sanayicimiz ertelediği sanayi yatırımını yapmakta ve bu ülkeye bağlılığını, her şart ve koşul altında ifade etmekte. Bunlar çok kolay oluşmadı. Bunları ne söylemle yapabilirsiniz, ne de başka bir şeyle.

Ama öyle bir olay olur ki, sizi millet yapar ve millet olduğunuzu hatırlatır. Bugünlere arınma günleri olarak bakmamız lazım, bir temizlenme günleri olarak bakmak lazım. 30-35 senelik bir kiri vücuttan çıkarmak çok kolay değil. Bunu hep birlikte yapacağız ve bunu eskisinden daha güçlü olarak yapıyoruz."

İsmail Gülle, son 10 gündür yaşananlar hakkında değerlendirmelerde bulunurken, bu işin en masum tarafının çocuklar olduğunu söyledi. Olaya bu açıdan bakılması gerektiğine işaret eden Gülle, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz maalesef çocuklarımızı gidip kendi ellerimizle teslim etmişiz. 100-150 liralık burs parasına gidip çocuklarımızı bu insanlara teslim etmişiz, 'Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun' diye de hiç hesap sormamışız. Görüyoruz ki, o değerli aziz evlatlarımız, o göz bebeklerimiz zaman içerisinde büyümüş ve bizim hiç beklemediğimiz, ummadığımız yerden bizi vurmuş. Herkesten beklerdik ama onlardan beklemezdik. Bu, ihanetin, alçaklığın ta kendisidir, bunun tarifi yok, bunun adı bu, adını söylemezseniz eksik yaparsınız.

Terörist bir eylem demek genellemedir, bizim en değerli varlıklarımızı biz çok ucuza vermişiz. Bugünde kimi dinlesek, 'Ben 100-200 çocuğa burs veriyorum' diyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli işi belki de Milli Eğitim politikası. Bugün ve bugünden sonra evlatlarımızın kıymetini anlayalım, götürüp artık oralara bırakmayalım. Devletimiz çocuklarımızı kimseye muhtaç etmemeli, en önemli misyonu bu olmalı."

Gülle, AB'ye ilişkin değerlendirmelerinde "Kötü komşu insanı ev sahibi yapar" sözünü örnek vererek, AB'nin de Türkiye'yi uyguladığı politikalarla çok farklı bir konuma getirdiğini ifade etti.

Herkeste AB ile üyelik sürecine ilişkin "Biz ne yaparsak yapalım, bir yol alamayacağız" duygusu bulunduğunu dile getiren Gülle, "İkiyüzlülük örneğini arasak herhalde AB'den daha iyisini bulamayız. Ne yapsak ne etsek bir yol alamayacağımızı, yapılan işlemlerin, uygulamaların içinde mutlaka buluyoruz. Bu kadar ikiyüzlülük onlara, dik durmak millet olmakta bize yakışır" ifadelerini kullandı.

"Artık hepimizin içinde olsa da olur, olmasa da olur öz güveni var, artık bağımlı değiliz, bağlı hiç değiliz" diyen Gülle, tekstil sektörünün AB üyesi olmadığı için, yurt dışı yapılanma ve fuar katılımlarında yaşadığı sorunlardan bahsetti.

İngiltere'nin AB'den çıkış süreci ve kredi derecellendirme kuruluşlarının Türkiye'ye yönelik politikaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Gülle, "Ciddi olduğuna inandığımız bir kurumun, olayın sıcaklığı bile geçmeden iki gün sonra, bir ülke için hayati önem taşıyan, anlam ifade eden bir durumda, anlamadan dinlemeden not açıklaması, çok iyi bir davranış değil, zaten kimse onlardan iyi niyet de beklemiyor. Ama sızlanmak yerine, bizim gibi STK'ların onlara bu işin bu kadar ucuz olmadığını da göstermesi gerekiyor. Gelen notu aldık kenara koyduk ama biz yolumuza bakacağız" diye konuştu.


-"Her zaman olduğu gibi şu anda da Avrupa'da bir anti-Türkiye grubu var"


Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Bülent Pirler ise Türkiye'nin son günlerde zor günlerden geçtiği yorumunda bulunarak, "Aslında baktığınız zaman, bu kadar zor bir dönemden geçmemize rağmen, normalleşmeyi de çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye başladık, bu çok sevindirici" dedi.

AB'nin Türkiye'ye bakış açısı göz önünde bulundurulduğunda, görüntünün Türkiye için flu olduğu değerlendirmesinde bulunan Pirler, şunları kaydetti:

"Avrupalılar gerçekten Türkiye'de ne olup bittiğini çok iyi yargılayabiliyorlar mı? Buna biraz bakmamız gerekiyor çünkü gerçekten bu fluluk içinde Türkiye'ye karşı geliştirecekleri politikalarda da sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Her zaman olduğu gibi şu anda da Avrupa'da bir anti-Türkiye grubu var. Ve bunlar da son gelişmelerle birlikte, gülen yüzleri karamsarlığa çevirtebiliyorlar, bu bir gerçek.

Bu anti-Türkiye gruplarını çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Bunların partnerleri var, Türkiye'de üyeleri var. Hep birlikte bu üyelerle birlikte AB'nin bu tutumuna karşı tedbir almak hepimizin görevi. Brexit olayına gelirsek, Brexit tartışmaları yapılırken, tüm tartışmanın neredeyse odak noktasında Türkiye vardı. Baktığımızda Türkiye'nin son dönemlerdeki gelmiş olduğu noktalarda üye olsun mu olmasın mı tartışmaları vardı, ama diğer yüzüne baktığımızda, esasında Avrupa'nın ya da AB'nin Türkiye'den ne kadar endişe duyduğunu gösteriyor."

Bunun çok iyi irdelenmesi gerektiğinin altını çizen Pirler, "Hem ekonomik gücümüz, hem de insan gücümüz nedeniyle Avrupa içerisinde çok önemli bir konuma gelebileceğimizin, bunu da bir avantaja çevirebileceğimizin farkında olmamız gerekiyor. Bu yönüyle AB'ye dönük politikalarda hareket etmemiz gerekiyor. Ne kadar zor günlerden geçersek geçelim, yapabiliriz" diye konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×