Hazır giyimin ithalat devleri Türkiye'ye güveniyor

- Türkiye'den yıllık 4 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı yapan Nike, Adidas, Mango ve H&M gibi 15 global firmanın temsilcisi Türkiye ile ilgili planlamalarında değişikliğe gitmedikleri, Türkiye'ye güvendikleri mesajını verdi - İHKİB Başkanı Tanrıverdi: - "Küresel pazarlardaki sıkıntılara rağmen 2016'nın 7 aylık bölümünde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 ihracat artışı gerçekleştirdik" - "Uluslararası iş ortaklarımızla çok daha güçlüyüz. Onların da çok yakından takip ettiği üretim ve ihracat süreçlerimiz aksamadan sürüyor, taahhütlerimizi kesintisiz yerine getiriyoruz"

Hazır giyimin ithalat devleri Türkiye'ye güveniyor
17 Ağustos 2016 Çarşamba 12:37

İstanbul Hazırgiyim İhracatçıları Birliğinin (İHKİB) Four Seasons Otelde "Birlikte Daha Güçlüyüz" başlıklı buluşma toplantısında İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Türkiye'den hazır giyim ithalatı yapan global ölçekli 15 büyük firmanın Türkiye temsilcileriyle bir araya geldi.

Tanrıverdi, törende yaptığı konuşmada, uluslararası pazarlarda oluşturulmak istenen olumsuz Türkiye algısını kırmak için harekete geçtiklerini belirterek, bugün bir araya geldikleri 15 firmanın Türkiye'de yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalat yaptığını söyledi.

Bu küresel grupların Türk hazır giyim endüstrisi için vazgeçilmez öneme sahip olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, Türkiye'nin 17 milyar dolar ihracatla dünyanın yedinci, AB'nin ise üçüncü büyük tedarikçisi konumunda olduğunu anımsattı.

Tanrıverdi, 2023 yılı için 60 milyar dolar ihracat hedefi koyduklarını hatırlatarak, "Bu markaların Türkiye'den yaptıkları alımlar önemli yer tutuyor. Onların ihracatımıza katkısı çok büyük. Türkiye'nin büyük avantajları var ve bu yüzden Türkiye hala merkez konumunu devam ettirmekte. İhracatımız son yıllarda her şeye rağmen az da olsa çok da olsa artmaya devam ediyor." dedi.

Geçen yıl hem Rusya hem yakın çevrede yaşanan kriz nedeniyle ihracatta küçük bir düşüş yaşandığını, ihracatın 17 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Tanrıverdi, bu yıl 18 milyar doların üzerine çıkacaklarını bildirdi.


- "İhracatımız ilk 7 ayda yüzde 3,4 arttı"


Tanrıverdi, küresel pazarlardaki sıkıntılara rağmen 2016'nın 7 aylık bölümünde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 ihracat artışı gerçekleştirdiklerini, yükseliş trendinin ağustosun ilk yarısında da devam ettiğini söyledi.

Sektörel ihracatın yüzde 72'sini-73'ünü AB ülkelerine yaptıklarını dile getiren Tanrıverdi, 2016'nın ilk 7 aylık diliminde bu ülkelere yapılan ihracatta yüzde 2,3 artış kaydedildiğini aktardı.

Tanrıverdi, dünyanın ikinci büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki AB başta olmak üzere küresel pazarlardaki bu başarının ardındaki en önemli faktörlerin "hızlı hareket edebilme kabiliyeti, kısa vadede ve kaliteli işçilik" olduğunu ifade etti.

Alıcılar ve müşterilerle sektörün bugününü, geleceğini, hatta 2030'ları konuşup çözüm parametrelerini birlikte oluşturduklarını aktaran Tanrıverdi, bu paylaşımlardan önemli dersler çıkardıklarını ve hızla faaliyet planlarına yansıttıklarını anlattı.

Tanrıverdi, sektörün geleceğini planlarken çözüm ortaklarının beklenti, talep ve önerilerinin kendileri için yol gösterici olduğunu, ışık tuttuğunu belirterek, dönemsel geçici bir takım sıkıntılar olsa bile emin adımlarla geleceğe yürüdüklerini vurguladı.


- "Türkiye'den alım yapan küresel markalar bize güveniyor"


Tanrıverdi, bugün burada Türkiye'den yılda yaklaşık 4 milyar dolarlık alım yapan küresel ölçekteki 15 büyük markanın temsilcileri ile bir arada olduklarını kaydederek, "Güçlü bir şekilde yine aynı masa etrafındayız ve el ele verip Türkiye ekonomisinin parlayan yıldızı hazır giyim sektörünün geleceğini kurguluyoruz." diye konuştu.

İçeride ve dışarıda yaşanan sarsıntılar karşısında dayanıklılığını ve gücünü kanıtlayan Türk ekonomisinin hedeflerine ulaşmak için emin adımlarla yoluna devam ettiğini dile getiren Tanrıverdi, yatırımlarına ara vermeden hatta yeni yatırımlar planlayarak güçlerini ortaya koyacaklarını bildirdi.

Tanrıverdi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uluslararası iş ortaklarımızla çok daha güçlüyüz. Onların da çok yakından takip edip bildiği gibi üretim ve ihracat süreçlerimiz aksamadan sürüyor, taahhütlerimizi kesintisiz yerine getiriyoruz. Var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Alım yapan firmalarımız Türkiye stratejisinde en ufak bir değişiklik olmadığını belirtti. Alım grupları 15 Temmuz'dan sonra planlarında hiçbir değişiklik yapmadıklarını beyan etti. Biz de bundan sonra aynı şevkle durmadan çalışacağız. Türkiye'nin en büyük yarası olan istihdama en büyük katkı bu sektörde. Son dönemdeki yatırımlarla istihdam sayımız artmaya başladı."

Tanrıverdi, yurt dışı ile en büyük ilişkileri bulunan ihracatçıların 15 Temmuz gecesinden sonra kendilerini arayan müşterilerini rahatlattığını, ihracatta herhangi bir akama yaşanmadığını bildirdi.


- "Rusya ile ticarette ruble kullanılması ticareti katlar"


Tanrıverdi, Rusya ile Türkiye arasındaki ticarette Ruble ve TL'nin kullanılmasına ilişkin bir soru üzerine, Rusya ile ihracatta TL ve Ruble kullanılması modelini 4-5 sene önce kendilerinin ortaya koyduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteğiyle böyle bir çalışma hazırlandığına değinen Tanrıverdi, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada bizim istediğimiz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) devreye girmesiydi. Bizim oraya ödeyeceğimiz borçları doğalgaz ve petrol alımından doğan borçları ruble ile ödemek. Bunun için örneğin; 3 milyar dolarlık bir bölüm ayrılıp Türkiye'ye gelen rublelerin bu 3 milyar dolar içerisinde biraz daha parite riskinden yoksun şekilde bankalar tarafından TCMB'ye iletilmesi şeklindeydi. O dönemde TCMB fazla topa girmedi. O günden bugüne hali hazırda Türkiye ile Rusya arasında ruble ile ticaret yapılıyor. Çok büyük olmasa da tahmini 500 milyon dolar civarında ruble işlem yapan, orada üretim yapan firmalarımız var. Ama son dönemde rubledeki ani dalgalanmalardan dolayı azalma olmuştur.

TCMB bu işin içine girerse tabi çok ciddi bir avantaj olur bizim için. En azından 3 milyar dolarlık bir alıma ödediği parayı ruble olarak parite açısından fiksleyebilirse hem Türkiye'ye gelen turistler açısından da rahat ruble kullanılır. Aynı zamanda Rusya'ya ihracat yapanlar ruble ile paralarını tahsil ederler. Bu da ihracatımız açısından çok ciddi gelişme sağlar. Yapılacak ticaretin iki katına çıkabileceğini düşünüyorum. Çünkü Rusların yerine koyun kendinizi ,hiçbir parite riski yok. Ruble ile alıp ruble ile satıyorsunuz. O riskleri iki merkez bankası arasında paylaşıp sabit bir ruble kurundan almayı garanti ederlerse iş hacmimizin çok hızlı bir şekilde artacağını düşünüyorum."


- "Kredi geri çağırma yok, teminatlandırma sorunu var"


Tanrıverdi, bankaların kredi geri çağırmasına ve oranları düşürmesine ilişkin soruya karşılık, bankaların kredi faizlerini düşürür gibi yaptığını söyledi.

Sektörde kredi geri çağırma sorunu olmadığını dile getiren Tanrıverdi, "Ancak sektörden hala teminatlandırma konusunda olumsuz haberler geliyor. Her ne kadar kredi geri çağırma olmasa da yeni kredilerde birtakım teminatlandırma zorlukları yaşanıyor. Bu noktada herhalde bankalarla bir daha görüşmek gerekecek." diye konuştu.

Tanrıverdi, bunu çözebilme açısından ihracat garanti fonu kurulduğu bilgisini verdi.

Yeni teşvik paketi ile ilgili bir soru üzerine Tanrıverdi, bu konuda henüz detaylara girmediklerini ancak daha önce ihracatçılar olarak TİM tarafından hükümete sunulan 20 madde olduğunu, bunların tamamının kabul edildiğini söyledi.


- "Tatiller uzun olmasın"


Tanrıverdi, ilgili soruya karşılık, yabancıların Atatürk Havalimanına yönelik terör saldırısı sonrası Türkiye'ye gelişlerini azaltsalar da talebin sürdüğünü belirtti.

Eylül ayından sonra gelişlerin devam edeceğini dile getiren Tanrıverdi, sözlerini şöyle tamamladı:

"Eylül ile birlikte tatil dönemi bitiyor ama bizde bayram tatili var. Türkiye çok tatil yapan bir ülke, tatili uzatmak yerine 'nasıl daha az tatil yaparız?' konusunu konuşmamız lazım. Tatil uzatmasının olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Başına, sonuna eklemelerle 12-13 günlük bir tatili üretim yaptığınız firmaya anlatamazsınız. Bu ihracat açısından iyi olmuyor. Bizim çalışmamız lazım. En büyük avantajımız demografik yapımız. Ancak bunu da kaybediyoruz. Artık bir ekonomik seferberliğe hep beraber çıkmamız lazım."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×