Eczacı İşverenler: Bulunmayan ilaçların çözümü için döviz kuru güncellenmeli

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, piyasada bulunmayan ilaçlar için döviz kurunun güncellenmesi gerektiğini kaydetti.

Eczacı İşverenler: Bulunmayan ilaçların çözümü için döviz kuru güncellenmeli
17 Ocak 2014 Cuma 13:13

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, piyasada bulunmayan ilaçlar için döviz kurunun güncellenmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'de ilacın en ucuz Avrupa ülkesinin bile yüzde 40 altında bir fiyata satıldığını hatırlatan Saydan, “Bu nedenle firmalar kar etmedikleri bir ürünü Türkiye yerine başka ülkelerde satmaktadırlar. İlaç fiyatlandırmasında hesaplanan kur güncellenmeden, fiyatlar üreticiyi veya ithalatçıyı rahatlatacak boyuta gelmeden bu ilaçlara ulaşılmak vatandaş için oldukça sıkıntılı olacaktır. Aynı zamanda tedaviye yeni sunulan ilaçlarda fiyat politikası değiştirilerek ülkemiz insanlarının yeni ilaçlara ve tedavilere ulaşması sağlanmalıdır. Unutmayınız ki bulunamayan ilaç en pahalı ilaçtır.” dedi.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Eczacı Nurten Saydan, eczacıların ve hastaların ilaç alırken yaşadığı sıkıntıları, piyasada bulunmayan ilaçları ve eczacıların beklentilerini düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı. Son yıllarda sağlıkta dönüşüm adı altında bir proje sürdürüldüğünü, bu proje ile vatandaşların sağlığa erişiminin paralı hale geldiği belirten Saydan, şu görüşleri dile getirdi: “Vatandaşlarımız herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurduğunda muayene ücreti ödemektedirler. Halbuki, bir asgari ücretli için ödenen primin yüzde 33'ü yani 133 TL'lik kısmı genel sağlık primi olarak ödenmektedir. Ayrıca reçete yazıldığında vatandaşın cebinden 'reçete yazılma' ücreti olarak, 3 kalem ilaca kadar 3 TL ve sonraki her kalem için 1 TL ilave ücret çıkmaktadır. Diğer taraftan doktorun yazdığı ilaç için çalışanlardan yüzde 20, emeklilerden yüzde 10 katılım payı alınmaktadır. Doktorun yazdığı ilaç eğer SGK'nın o ilaç grubu için belirlediği bedelin üzerindeyse, vatandaşımız ayrıca 'pahalı ilaç' fark ücreti ödemektedir.”

Son 10 yılda ilaç fiyatlarının yetkililerin tabiriyle yüzde 80 ucuzladığını kaydeden Saydan, şu eleştirilerde bulundu: “Hangi reel ekonomide benzin, elektrik, kira, doğal gaz, telefon, personel, su kısacası tüm giderler artarken, sattığımız ürünün fiyatı, yani ilaç fiyatı yüzde 80 düşebilir? Bu şartlarda eczanelerin ayakta kalması nasıl beklenebilir? Eczacılarımız, yıllar içinde yaptıkları birikimlerini geçtiğimiz süreçte eritmiş, birikimi olmayanlar ise kredilerle ayakta durmaya çalışmaktadır. Eczanelerimiz can çekişmektedir. Eczaneler için acilen bir eylem planı hazırlanması gerekmektedir. İlaç karlılıkları artırılmalı, meslek hakkı hayata geçirilmeli, elektrik, telefon su gibi sabit giderlerde sübvansiyona gidilmeli, Bağ-kur ve SSK primlerinde indirimler yapılmalı, KOSGEB aracılığıyla faizsiz kredi sağlanmalıdır. Aksi takdirde çok kısa bir süre içinde eczacılarımızın yarısından fazlası eczanelerini kapatmak durumunda kalacaktır.”

"ECZACILAR İLAÇ ZAMMINA KARŞI, AMA NEREYE KADAR"

Eczacıların ilaç fiyatlarının ucuz olmasını istediğini, ilacın ucuz olması gerektiğini, bu sayede insanların ilaca ulaşabileceğine inandıklarını kaydeden Saydan, “Ancak ilacın ucuz olmasından daha da önemli olan, ilaç bulunabilir olmalıdır. Türkiye'de ilacı üreten veya ithal eden firmalar kar etmiyor. İlaç çok önemli bir üründür. Ancak en nihayetinde bir ticari üründür. Üretici bu üründen kar etmiyorsa yapacağı tek şey üretmemek ve satmamaktır. Ülkemizde ilaca olan da budur. Bulunamayan, hastanın ulaşamadığı ilaç bedava olsa neye yarar. İlaç elbette ucuz olsun, ama bir yere kadar. Bugün bir damacana su 8-10 TL'den satılmakta. Antibiyotiklerden ağrı kesicilere yüzlerce, binlerce ilacın fiyatı ise 10 TL'nin altındadır. Burada bir yanlışlık olduğu aşikardır. İlaç fiyatlandırmasında mutlaka düzenleme yapılmalıdır. Euro kuru 3 TL'ye dayanmıştır. İlaç fiyatı hesaplanırken ise Euro kuru 1.95 olarak baz alınmaktadır. Bu şartlarda firmalar hem eski ilaçlarını hem de büyük araştırma geliştirme maliyetleri sonucu buldukları yeni ilaçları Türkiye'ye getirmemektedirler. Sonuçta olan ilaç bekleyen vatandaşlara olmaktadır. En basit örneği; antiviral bir ilaç piyasada olmadığından ülkemizde yaşanan grip salgınından korunmak için insanlarımız fiyatı ucuz olmasına rağmen bu ilaca ulaşamamaktadır. Hayati önemi haiz kanser ilaçlarının bulunmaması ise kronik hale gelmiş olup, eczanelerde bulunmasını sağlamaya çalışmak yerine ihaleyle getirmeye çalışmak gibi aklımızın almadığı bir yöntem izlenmeye çalışılmaktadır.” açıklamasında bulundu.

Türkiye'de, ilaç fiyat kararnamesindeki yanlışlardan ve kurun düşük hesaplanmasından dolayı ilaç fiyatları en ucuz Avrupa ülkesinin bile yüzde 40 altında bir fiyata satıldığını hatırlatan Saydan şunları söyledi: “Bu nedenle firmalar kar etmedikleri bir ürünü Türkiye yerine başka ülkelerde satmaktadırlar. İlaç fiyatlandırmasında hesaplanan kur güncellenmeden, fiyatlar üreticiyi veya ithalatçıyı rahatlatacak boyuta gelmeden bu ilaçlara ulaşılmak vatandaş için oldukça sıkıntılı olacaktır. Aynı zamanda tedaviye yeni sunulan ilaçlarda fiyat politikası değiştirilerek ülkemiz insanlarının yeni ilaçlara ve tedavilere ulaşması sağlanmalıdır.çUnutmayınız ki, bulunamayan ilaç en pahalı ilaçtır.”

ECZACILARIN TALEPLERİ

Eczacıların taleplerinin uygulanamaz ve kabul edilemez boyutta olmadığını belirten Saydan taleplerini şu şekilde sıraladı: “İlaç fiyat düşüşleri ilan tarihinden itibaren 45 gün sonra yürürlüğe girmeli ve ilan edildiği tarihten itibaren eczanelerimize düşük fiyattan ilaç akışı sağlanmalı ve İTS ile kayıt altına alınmış geçmiş dönem zararları ödenmelidir. İlaç firmaları tarafından devlete yapılan Kamu Kurum İskontosu’nun (KKİ) eczaneler üzerinden yapılmasını istemiyor, firmalarca doğrudan devlete yapılmasını istiyoruz. Muayene ücreti tahsildarlığı yapmak istemiyoruz. Hastalarımızla sırf bu sebepten dolayı tartışma yaşamaktan büyük üzüntü duyuyoruz. Muayene ücreti tahsildarlığı yükü üzerimizden alınmalıdır. Eczane kar oranları artırılmalı ve birçok çağdaş ülkede de uygulanan kutu başına ödenen 'meslek hakkı' uygulaması acilen uygulamaya konulmalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), eczaneler üzerindeki tek taraflı ve acımasız uygulamalarına son verilmelidir. Elektrik, su ve SSK primlerinde sübvansiyon olmalıdır.” CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×