CHP Genel Başkan Yardımcısı Böke:

- "Türkiye ekonomisi, öncelikle güven ortamının sağlanmasına ihtiyaç duymaktadır. Ancak o zaman nitelikli yatırımı teşvik edebilir" - "Nitelikli yatırım demek kendi ayakları üzerinde duran yüksek katma değerli bir ekonomi demektir. Bu şekilde cari açığın temelinde yatan sebepler ve açığın finansmanındaki bozulma kalıcı olarak çözülebilir"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Böke:

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, Türkiye ekonomisinin öncelikle güven ortamının sağlanmasına ihtiyaç duyduğunu, ancak o zaman nitelikli yatırımın teşvik edilebileceğini belirtti.

Böke, 2016 mayıs ayı ödemeler dengesine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti iktidarının Türkiye'yi iyi yönetemediğini, dış rüzgarlara teslim ettiğini gösteren veriler yayınlandığını savundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının açıkladığı verilere göre 2016 ocak-mayıs döneminde ihracatın yüzde 4, ithalatın ise yüzde 10 azaldığını anımsatan Böke, bunun sonucunda cari açığın yüzde 27 azalarak 13,7 milyar dolara gerilediğini bildirdi.

Böke, "Cari açıktaki bu düşüş iktidarın rehavete kapılmasına yol açıyor ancak şu unutulmamalıdır ki düşüş ekonomi yönetiminden değil dışsal gelişmelerden kaynaklanıyor." değerlendirmesini yaptı.

Cari açığın düşmesinin en önemli sebebinin, enerji fiyatlarındaki azalma olduğuna işaret eden Böke, şöyle devam etti:

"Nitekim ocak-mayıs döneminde Türkiye'nin ham petrol ithalatı miktar olarak artarken, enerji ithalatı faturasının yüzde 72 gibi büyük bir oranda azaldığı göze çarpıyor. Bir başka deyişle, enerji bağımlılığı artıyor sadece fatura azalıyor. Petrol fiyatları uluslararası piyasalarda belirleniyor. Türkiye'nin ithalatının değeri bu dış rüzgarlara teslim. Petrol fiyatı düşerse cari açık daralıyor, artarsa genişliyor. Ekonominin dümeninde yönetecek kimse bulunmadığından uluslararası rüzgarlar ne yönde eserse biz de o tarafa savrulmaya devam ediyoruz."

- "Turizm kaynaklı kriz ülkeye giren döviz miktarını azaltıyor"

Dış politikadan kaynaklanan turizm krizinin ve krizi önlemek için herhangi bir önlem alınmamasının faturasının gitgide kabardığını savunan Böke, her yıl cari açığın kapatılmasını sağlayan net seyahat gelirlerinin bu yıl azaldığını bildirdi.

Ocak-mayıs döneminde net hizmet gelirlerinde yaklaşık 2,1 milyar dolar azalma meydana geldiğini aktaran Böke, "Bu azalmanın yaklaşık yüzde 90'ı turizm gelirlerindeki azalmadan kaynaklanıyor. Geri vitese takılmış olan dış politikanın yolda bıraktığı toz toprağın ekonomide hissedilmeye devam edileceğini gösteriyor. Uzmanlar, AKP iktidarının özürlerinin 2016 yılında yaşanan krizi önleyemeyeceğini öngörüyorlar ve yılın tamamında turizm kaynaklı gelir kaybımızın hala milyarlarca dolar olmasını bekliyorlar." ifadesini kullandı.

Ocak-mayıs döneminde 13,7 milyar dolar olarak gerçekleşen cari açığın 7,3 milyar dolarının net portföy girişleriyle, bir başka deyişle sıcak para ile finanse edildiğine değinen Böke, şunları kaydetti:

"Bu, hayli yüksek bir oran. Daha uzun soluklu finansman olarak kabul edilen net doğrudan yabancı yatırımlar, bu dönemde yarı yarıya azalarak 2,3 milyar dolara düştü. Bu kalemin ise cari açığın sadece yüzde 17'sini finanse ettiği görülüyor. Cari açığın finansmanındaki bu kırılganlık, sürdürülebilir olmadığının da bir göstergesi. Ayrıca yeni açıklanan veriler, cari açığın finansmanına ilişkin kaygı verici bilgiler içeriyor. Sadece mayıs ayında ülkeye 1,85 milyar dolar kaynağı belirsiz paranın girdiği gözlemleniyor. Bu rakamın ne kadar çarpıcı olduğunu şuradan anlayabilirsiniz, mayıs ayındaki yaklaşık 2,86 milyarlık cari açığın yüzde 65 gibi büyük bir kısmının kaynağı belirsiz para girişleri ile finanse edildiği gözüküyor.

Türkiye ekonomisi, öncelikle güven ortamının sağlanmasına ihtiyaç duymaktadır. Ancak o zaman nitelikli yatırımı teşvik edebilir. Nitelikli yatırım demek kendi ayakları üzerinde duran yüksek katma değerli bir ekonomi demektir. Bu şekilde cari açığın temelinde yatan sebepler ve açığın finansmanındaki bozulma kalıcı olarak çözülebilir. Bu yapının kurulması hukukun üstünlüğü sağlanmadıkça, düşünce ve ifade özgürlüğü var olmadıkça, demokrasi işlemedikçe, eğitim bir iktidarın arka bahçesi muamelesi görmeye devam ettikçe mümkün değildir."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×