Bankacılar faiz indirimini şarta bağladı

- Halkbank Genel Müdürü Taşkesenlioğlu: - "Oluşan yeniden fiyatlamalarla birlikte mevduat faizlerinde aşağı yönlü gerçekleşecek hareket önümüzdeki dönemde kredi faizlerinin daha etkili düzeyde aşağı çekilmesini sağlayacaktır" - TEB Genel Müdürü Leblebici: - "Mevduat maliyetinin düşüşündeki hız arttıkça bu trendin de (kredi faizlerinde düşüş) hız kazanacağını düşünüyoruz. Yatırım ortamının hızla iyileşmesi için bankalar üzerine düşeni yapacaktır" - Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Açıkalın: - "Kredi faizindeki düşüşün devam etmesi ve kalıcı olabilmesi için yüzde 120’nin üzerine çıkan kredi mevduat oranı çerçevesinde, enflasyonda hareketliliğin düşük ve yönünün büyük ölçüde aşağıya olduğu algısının oluşmasıyla mevduat faizlerinde de sürdürülebilir düşüşün sağlanması gerekiyor" - Akbank yetkilileri: - "Ekonomideki tüm oyuncuların faizlerin düşmesi için koordineli olarak çalışması gerekir. Kredi faizindeki etkili bir düşüş, mevduat maliyetlerindeki azalma ile gerçekleşecektir" - Garanti Bankası yetkilileri: - "Önümüzdeki günlerde Merkez Bankamızın piyasa faizleri üzerine alacağı aksiyonlarla bağlantılı olarak mevduat ve kredi faizlerinde benzer değişimler yine söz konusu olacaktır"

Bankacılar faiz indirimini şarta bağladı
27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:49

İSTANBUL (AA) - MURAT BİRİNCİ - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz indirimi çağrısının ardından bankacılar, kredi faizlerinin düşmesi için mevduat maliyetlerinin azalması ve tasarrufların artması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerinin ardından bazı hükümet yetkilileri ve iş dünyası temsilcilerinin yaptığı "faiz indiriminde sıra bankalarda" açıklamasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Finans sektörüne sesleniyorum; bakın siz de lütfen faizlerinizi düşürün. Bu millete, vatana eğer hizmet verecekseniz düşürün, biraz az kazanın. Yatırımcı, sizin vereceğiniz bu ucuz krediyle bu ülkede çok daha farklı adımları atabilsin" sözleri ile destek vermişti.

Kredi faiz oranlarının düşmesini kendilerinin de istediğini ifade eden bankacılık sektörü temsilcileri, bu düşüşü bazı şartlara bağladı. Bankacılar, TCMB'nin mart ayından bu yana faiz koridorunun üst bandında 200 baz puan indirim gerçekleştirmesine karşın bankaların Merkez Bankasından sağladığı fonlamanın maliyetindeki azalışın yaklaşık 90-100 baz puanda kaldığını kaydediyor.

Bankaların ticari ve bireysel müşterilerine sunduğu kredilerin büyük bölümünün mevduattan geldiğini ifade eden sektör temsilcileri, kredi faiz oranlarında indirim yapılabilmesi için mevduat maliyetlerinde düşüş olması gerektiğine işaret ediyor.

Bankacılar, tasarrufların artırılmasının yanı sıra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) bankaların maliyetlerini azaltıcı yönde atacağı adımların da kredi faizlerine olumlu yansıyacağını belirtiyor.


- "Bu dönemde bankacılık sektörünün önceliği kar etmek değil"


Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'yi hedef alan terör girişimlerinin başarılı olmasına mahal vermemek için ekonomik seferberliğin başlatıldığı bu dönemde, Merkez Bankasının faiz indirimi kararının finansal piyasaları rahatlattığını ve iş dünyasına moral verdiğini ifade etti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının piyasaları baskı altında tutmayı amaçlayan birtakım açıklamalarına karşın darbe teşebbüsünün ilk şokunun kısa sürede atlatıldığını, Merkez Bankasının piyasada herhangi bir likidite sıkıntısına yer vermeyecek şekilde önlemler aldığını hatırlatan Taşkesenlioğlu, şunları kaydetti:

"Piyasalarda normalleşme sürecinin başladığı bu dönemde bankacılık sektörünün de ilk önceliği kar etmek değil, Türkiye’yi ayağa kaldıracak projelere destek vermek olacaktır. Merkez Bankası, sadeleşme politikası çerçevesinde faiz koridorunun üst bandında 200 baz puanlık faiz indirime gitmiş olsa da bu dönemde bankaların Merkez Bankasından sağladığı fonlamanın maliyetindeki azalış 90 baz puanda kalmıştır. Son süreçte nominal faizlerin yükselmesi de almayı planladığımız bazı kararların zamanlamasını etkilemiştir. 15 Temmuz sürecine rağmen faiz oranlarında herhangi bir artış gerçekleşmemesi ve kredi fiyatlamalarının korunarak kredi imkanlarının sürekli açık tutulması olumlu bir gelişmedir. Oluşan yeniden fiyatlamalarla birlikte mevduat faizlerinde aşağı yönlü gerçekleşecek hareket önümüzdeki dönemde kredi faizlerinin daha etkili düzeyde aşağı çekilmesini sağlayacaktır. BDDK’nın bankaların maliyetlerini azaltıcı yönde atacağı adımların da banka faizlerine olumlu şekilde yansımaları olacaktır."


- "Mevduat maliyetleri, bankaların likidite maliyeti için esas teşkil ediyor"


DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş de Merkez Bankasının yılbaşından beri üst bantta yaptığı 200 baz puanlık faiz indirimlerini piyasa açısından olumlu değerlendirdiklerini, bunun kredi maliyetlerine yansımasında, faiz indirimlerinin bankaların maliyetlerinde ne derece karşılık bulduğunun önemli olacağını ifade etti.

Ateş, bankaların haftalık veya gecelik vadede fonlamalarının 105 milyar TL'sini Merkez Bankasından sağladığını, vadeli mevduatla sağlanan kaynağın bu miktarın yaklaşık 6 katı tutarında 625 milyar TL seviyesinde olduğunu, buradan hareketle mevduat maliyetlerinin bankaların likidite maliyeti için esas teşkil ettiğini söyledi.

200 baz puanı bulan faiz indirimine karşın bankaların Merkez Bankasından borçlanmalarının ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin ancak 78 baz puanlık gerilemeyle yüzde 8,03'e inebildiğini belirten Ateş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Diğer yandan yurt dışı fonlama maliyetlerinin de bir miktar artışı ile mevduat faizleri yüzde 10-11 aralığında seyretmektedir. Bütün bu koşullara rağmen Merkez Bankasının faiz indiriminin mevduat maliyetlerini de aşağı çekme yönünde piyasaya kısa zaman içerisinde tetikleyici etkisi olacağına inanıyorum. Türkiye'nin atlattığı bu kadar ciddi bir badire sonrasında kur ve faizlerin yükselmesi çok doğaldı. Güzel olan, bu kadar riskli bir ortamın arkasından devlet yönetimi, parlamento ve halkın olağanüstü sağduyulu yaklaşımı ve demokrasiye sahip çıkması sayesinde ortamın süratle normale dönmeye başlamasıdır."

- "Faiz indirimlerinin temkinli bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum"


TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ise darbe girişiminin hemen ardından tüm bankaların bir araya gelerek istişare toplantısı yaptığını, Merkez Bankası, Borsa İstanbul ve BDDK da dahil tüm finans sektörünün çok iyi organize olmasından dolayı sistemin çok iyi işlediğini söyledi.

Leblebici, finansal sistemin çok kısa sürede normale döndüğünü belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

"Merkez Bankası piyasalara faiz indirimi hissi vererek doğru olanı yaptı. Bu süreçte faiz indirimlerinin temkinli bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Piyasalar bunu takip ediyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için ise ilgili kurumlarımızın yeterli araçları, yeterli kapasitesi ve yatırım ortamını iyileştirmesi için yeterli öngörüleri var. Bu devam ettiği sürece Merkez Bankamızın da manevra alanları olacaktır. Kredi faizleri de inme trendinde, marttan beri olan indirimlerin büyük kısmı da fiyatlara yansıtıldı. Mevduat maliyetinin düşüşündeki hız arttıkça bu trendin de hız kazanacağını düşünüyoruz. Yatırım ortamının hızla iyileşmesi için bankalar üzerine düşeni yapacaktır."


- "Bankalar, TCMB'den gelen sinyalleri doğru alıyor ve piyasalara doğru yansıtıyor"


Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Faik Açıkalın, Merkez Bankası tarafından açıklanan Haziran 2016 verilerine göre, ikinci çeyrekte TCMB'nin gösterge faizinin 124 baz puan, bankaları fonlama maliyetinin ilk çeyreğe kıyasla 69 baz puan ve ticari kredi faiz oranlarının 132 baz puan azaldığını, dolayısıyla bankaların Merkez Bankasından gelen sinyalleri doğru aldığını ve piyasalara doğruyu yansıttığını söyledi.

Açıkalın, "Tabi ki bu düşüşün devam etmesi ve kalıcı olabilmesi için yüzde 120’nin üzerine çıkan kredi mevduat oranı çerçevesinde enflasyonda hareketliliğin düşük ve yönünün büyük ölçüde aşağıya olduğu algısının oluşmasıyla mevduat faizlerinde de sürdürülebilir düşüşün sağlanması gerekiyor." dedi.

Yatırımlara sağlıklı kaynak aktarımının sağlanabilmesi için Türkiye'nin risk primini düşürücü hamlelerin de yapılması gerektiğini belirten Açıkalın, giderek iyileşen makro verilere rağmen ülkenin uzun zamandır hak etmediği bir "algı açığı" ile uğraştığını söyledi.

Açıkalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durum Türk varlıklarının fiyatlamasını da negatif etkiliyor. Türkiye CDS’lerinde ve kurda görülen oynaklığı azaltabilmek için özellikle yurt dışı yatırım analistleri ve reyting kuruluşları da dahil olmak üzere tüm kurumlar nezdinde etkin bir iletişim çalışmasının yapılması kısa vadede en etkili çözüm olarak görünüyor. Ortak bir akıl ile hem kamu hem özel sektörün bu konuda ikna faaliyetlerini aralıksız olarak sürdürmesi gerekiyor. Şunu da unutmamak lazım ki ileriye dönük makro senaryomuz ne kadar ikna edici olursa mikro düzeyde özel sektörün ikna kabiliyeti de o oranda artacaktır."


- "Faizin düşmesi için koordineli çalışmak gerekiyor"


Akbank yetkilileri de Türkiye'nin büyük bir badire atlattığını, bu süreçte kısıtlı da olsa kur ve faizlerde belli bir volatilite yaşandığını ifade ederek, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün sağlam olduğunu, normalleşmenin hızlı olacağını vurguladı.

Yetkililer, şunları kaydetti:

"Faizlerin düşmesi bankaların da önemli bir arzusudur. Faizlerin düşmesi bankaların daha geniş bir kitleye ulaşmasını ve daha fazla kredi vermesini sağlayacaktır, kredi kalitesini artıracaktır. Ekonomideki tüm oyuncuların faizlerin düşmesi için koordineli olarak çalışması gerekir. TCMB'nin faiz koridorunun üst bandını indirmesi bankaların fonlama maliyetlerini bir miktar aşağıya çekmiştir. Ancak bankaların asıl fonlaması mevduat yoluyla olmaktadır. Kredi faizindeki etkili bir düşüş, mevduat maliyetlerindeki azalma ile gerçekleşecektir. Bankalarımız bu konularda yapılması gereken her türlü gayreti göstermektedir."

Tasarruf oranlarının artması ve buna bağlı olarak mevduat tabanının genişlemesinin de kredi faiz oranlarının kalıcı olarak düşmesine katkı sağlayacağını vurgulayan yetkililer, bu konuda ülkede önemli çalışmalar yapıldığını, şu an hükümetin üzerinde çalıştığı yeni projeler de bulunduğunu söyledi.

Akbank'ın, bilanço gücünü de kullanarak gerek yurt dışı gerekse yurt içindeki fonlama maliyetlerini mümkün olduğu kadar düşürmeye ve bunu da kredi faizlerine yansıtmaya çalıştığını dile getiren yetkililer, Akbank'ın bu stratejisini aynı şekilde devam ettireceklerini bildirdi.

Yetkililer, "Sektör adına çok olumlu bir gelişme de geçen hafta yaşanan üzücü olayların piyasalar üzerindeki sınırlı kalan etkisidir. Bu da hükümetimizin zamanında yaptığı müdahalelerle birlikte ekonomimizdeki makro dengelerin ve de bankacılık sektörünün sağlamlığı sayesinde gerçekleşmiştir." ifadelerini kullandı.


- "Kredi faizlerindeki düşüş, ortalama piyasa fonlama faizi ve mevduat faizlerindeki düşüşle orantılı"


Garanti Bankası yetkilileri ise ülke olarak yaşanan böylesine olağanüstü bir duruma karşın Türkiye ekonomisi ve Türk bankacılık sektörünün çok başarılı bir sınav vererek kısa süre içinde bu durumun üstesinden geldiğini, yurt dışı fonlama maliyetlerindeki artışa rağmen ilgili kurumların ve Türk bankalarının katkısıyla piyasadaki faiz seviyelerinin artmamasının sağlandığını kaydetti.

Halkın da bu ortamda soğukkanlılığını koruması, ülkesine, ekonomiye güvenmesi ve sahip çıkmasının bu dönemin neredeyse hasarsız atlatılmasında kilit rol oynadığına dikkati çeken yetkililer, bu çerçevede, TCMB'nin gecelik faizlerde yaptığı indirimin, vade uyumsuzluğu nedeniyle her zaman birebir geçişkenlik taşımasa da mevduat ve kredi faizlerine kesinlikle yansıyacağını öngördüklerini belirtti.

Kredi faizlerindeki düşüşün ortalama piyasa fonlama faizi ve mevduat faizlerindeki düşüşle orantılı bir şekilde gerçekleştiğini ifade eden yetkililer, şöyle devam etti:

"Faiz koridorunun üst bandında yapılan 200 baz puanlık indirim, öncelikle TCMB'nin ortalama fonlama maliyetlerine, sonrasında mevduat ve kredi faizlerine yaklaşık 100 baz puan indirim olarak halihazırda yansımış durumdadır. Önümüzdeki günlerde, Merkez Bankamızın piyasa faizleri üzerine alacağı aksiyonlarla bağlantılı olarak mevduat ve kredi faizlerinde benzer değişimler yine söz konusu olacaktır. Uzun ve orta vadede ise tasarruf oranlarının artırılması konusunda ülkemizin aldığı ve almaya devam edeceği yerinde aksiyonların etkisiyle fonlama kaynaklarının artırılması sağlanacak. Böylece fonlama maliyetlerinde ve sonucunda kredi faizlerinde yapısal düşüşler mümkün olacaktır."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×