"Avrupa'nın Geleceği" konferansı

- EDAM Başkanı Ülgen: - "Türkiye'nin AB'ye üye olmasından bahsederken, politik olarak naif muamelesi görmek zor. Kendi hatırımız ve Avrupa'nın hatırı için yeni bir söylem bulmalıyız" - "Bu başarısızlık ortak bir başarısızlık, sadece bizim yüzümüzden değil, bunun Avrupa ile ve Avrupa'nın nasıl şekillendiği ile de çok alakası var"


İSTANBUL (AA) - Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, "Türkiye'nin AB'ye üye olmasından bahsederken, politik olarak naif muamelesi görmek zor. Kendi hatırımız ve Avrupa'nın hatırı için yeni bir söylem bulmalıyız. Bu başarısızlık ortak bir başarısızlık, sadece bizim yüzümüzden değil, bunun Avrupa ile ve Avrupa'nın nasıl şekillendiği ile de çok alakası var" dedi.

Boğaziçi Üniversitesi ile TÜSİAD Dış Politika Forumu tarafından düzenlenen "Avrupa'nın Geleceği" konferansında, çok-vitesli Avrupa, Avro bölgesinin geleceği, Brexit’in bölgesel ve küresel etkileri, Avrupa Birliği (AB) kurumları içindeki ve bunlarla üye devletler arasındaki ilişkiler dengesinin olası dönüşümleri ele alındı.

EDAM Başkanı Sinan Ülgen, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ile AB ilişkisinin başarısız olduğunu söyledi.

Ankara Anlaşması'nda yer alan "Türkiye eninde sonunda üye olacak" durumunun görünen gelecekte mümkün olmadığını öne süren Ülgen, şöyle konuştu:

"Fişi çekelim' demiyorum tabi, aksine buradan nereye gideceğimizi düşünmek belki bizi daha yapıcı ve gerçekçi düşünmeye itiyor. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından bahsederken, politik olarak naif muamelesi görmek zor. Kendi hatırımız ve Avrupa'nın hatırı için yeni bir söylem bulmalıyız. Bu başarısızlık ortak bir başarısızlık, sadece bizim yüzümüzden değil, bunun Avrupa ile ve Avrupa'nın nasıl şekillendiği ile de çok alakası var. Eskiden konuştuğumuz Avrupa ile şimdiki Avrupa arasında nasıl farklar, evrimler var ki, sadece Avrupa'nın geleceği için değil, Türkiye AB ilişkisinin geleceği açısından da bir şekilde bizim düşüncemizi etkilesin. Eskiden değişik kategorilerde Avrupa vardı ve Avrupa'nın ABD gibi olup olamayacağı konuşulurdu. Federal bir Avrupa olması bazı Avrupalıların hayaliydi. Ve Türkiye'yi reddetmek için de bu iyi bir sebepti, geçmişte en inatçı Türkiye üyeliği reddi, federal Avrupa'ya inananlar arasından geliyordu."

Ülgen, şu an Avrupa'nın değişken geometrili olduğuna işaret ederek, konuşmasında Brexit'in önemli etkilerine de değindi. Brexit'i önemli bir değişken olarak nitelendiren Ülgen, Avrupa için kötü gibi görünse de bu durumun Türkiye için kötü olarak algılanmayabileceğine değindi.

"Brexit eşsiz bir durum, ilk kez baya başarılı Avrupa inşaatı girişiminde bir üye devlet kendi isteğiyle çıkıyor AB'den" diyen Ülgen, bunun bir ilk olduğunu, eskiden bir çıkış maddesi bile olmadığını, kimsenin nasıl çıkılacağını bilmediğini, oysa şimdi bunun değiştiğini dile getirdi.

Sinan Ülgen, bunun yarattığı fırsat penceresine iyi bakılması gerektiğinin altını çizerek, "Her ne kadar İngiltere AB'den çıkmak istiyor olsa da aynı zamanda bir sürü sebep yüzünden, ticaret ve yatırım sebeplerinden ötürü de hala iç pazarında kalmak istiyor. AB'den çıkmak ama iç pazarda kalmak istiyor. Bu Avrupa'yı öyle bir itecek ki, AB üyesi olmayan ülkelerin ekonomik ilişkilerinde şimdiye kadar bundan kaçılmıştı. İç pazarda kalmak istiyor ama devlet gücü egemenlik kaybı konusunu da sevmiyorlar." ifadesini kullandı.


-"Brexit Avrupa'daki birçok politika çıkarıcıyı yapıcı olmaya zorlayacak"

Brexit'te İngiltere'nin tutumunun AB ile Türkiye ilişkilerinin geleceğine benzediğini savunan Ülgen, bu modeli İngiltere'nin oluşturulabilmesi durumunda aynı modelin Türkiye için de bundan sonrası için bir örnek oluşturabileceğini, bu durumun üyeliğe tamamlayıcı bir çerçeve çizebileceğini kaydetti.

Üyeliğin şu an tarihin sisleri arasında kaybolup gittiği değerlendirmesinde bulunan Ülgen, "Brexit'e baktığımızda AB artık biraz güven, inanç değiştirmeli, şimdiye kadar bunu yapmayı reddetti ama bu durum AB'yi biraz bu modeli değiştirmeye zorlayacak. İkilem bu, AB'nin üyesi olmayacaksın ama iç pazarın üyesi olacaksın, ikilem bu. Bu durum Avrupa'daki birçok politika çıkarıcıyı daha yapıcı olmaya zorlayacak." dedi.

Ülgen, durumun Türkiye için de bir açık kapı olduğuna işaret ederek, şunları aktardı:

"Türkiye AB ilişkilerinin geleceği de bu İngiltere ve AB müzakerelerinin sonucuna dayanacak çünkü bu müzakere şu an olmayan yeni bir yolu açacak. Bugüne kadar olan ilişki modellerinin hiçbiri Türkiye'nin endişelerine cevap vermiyor. Avrupa Ekonomik Bölgesi modelini Türkiye kabul etmez çünkü tamamen bir bağımlılık getiriyor. İç pazarın bütün konularını AB'nin koyacağı kurallara göre yönetilmesi Türkiye için yutulmayacak bir nokta, bu bize uymaz İngiltere'ye de uymayabilir.

Biz yeni anlatımı nasıl ifade edebiliriz diye bakarsak bundan sonra öncelikle çok işlem olacak, mesela Mülteci Paketi. Bu paket bize bir sinyal veriyor, AB'ye yapıyı nasıl ortaya koymamız konusunda. İşin temelinde ekonomik ilişkiler ve güncellenmiş bir Gümrük Birliği çerçevesi olacaktır."

Türk müzakerecilerin AB piyasa erişimleri için ne kadar taviz verilebileceğini çalışacağını belirten Ülgen, bundan sonra AB ile Türkiye arasındaki çerçevenin işleme, karşılıklı yarara dayanacağını söyledi.

Sinan Ülgen, AB'nin değerler topluluğu olarak kurulduğunu, değerlerde insan hakları, azınlık hakları, hukukun üstünlüğü gibi girdilerin bulunduğunu anımsatarak, "Türkiye ile AB'nin yeni ilişkisinde şartlı bir durum beklemeyin. Burada AB'nin geçmişte elinde olan kaldıracı, Türkiye'deki reform ajandasını uygulama şansı kalkacak. İlişki zayıf olacak anlamına gelmiyor." diye konuştu.

Toplantı kapsamında Frankfurt Okulu düşünce akımı temsilcilerinden siyaset bilimci Prof. Claus Offe de yaptığı sunumda Avrupa'nın mevcut durumu ve atılması gereken adımlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×