20. Uluslararası İş Forumu

- Başbakan Yardımcısı Şimşek: (2) - "Türkiye bir başkanlık sistemine geçmek istiyor. Bunun sebebi siyasi istikrarın kalıcı olmasını sağlamak" - "Başkanlık sistemi ile ilgili takıntı kişisel bir hırs değil" - "Türkiye'nin başkanlık sistemi istemesinin en belirgin sebebi siyasi istikrar ve aynı zamanda adil bir temsiliyet olması parlamentoda" - "Türkiye, nihayet Suriye'ye girdi ve burada DEAŞ ile ilgili bir şehir efsanesi vardı. Bu şehir efsanesi yıkıldı" - "Onlar (Avrupa) PKK terörünü, ki terör örgütleri listesinde olmasına rağmen, dikkate almıyorlar. Bütün kızgınlığımıza rağmen biz AB'ye katılım sürecimizi sürdüreceğiz"

20. Uluslararası İş Forumu

İSTANBUL (AA) - Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmek istediğini ve bunun sebebinin siyasi istikrarın kalıcı olmasını sağlamak olduğunu belirterek, "Başkanlık sistemi ile ilgili takıntı kişisel bir hırs değil. Türkiye'nin başkanlık sistemi istemesinin en belirgin sebebi siyasi istikrar ve aynı zamanda adil bir temsiliyet olması parlamentoda." dedi.

Anadolu Ajansı'nın "Global İletişim Ortağı" olduğu "İnovasyon Ekonomisi ve Yatırım Ekosistemi" temalı 20. Uluslararası İş Forumu'nun (IBF) açılışında konuşan Şimşek, küresel anlamda yatırımın iyileşmesinin çok yavaş olduğunu söyledi.

Şimşek, "Ne yazık ki burada Türkiye'nin istisna olduğunu söyleyemiyoruz. Türkiye'de de benzer bir sorun yaşıyoruz. Küresel talebin ve öngörülebilirliğin eksikliği bunun temel sebebi." dedi.

Buradaki meselenin finans değil, talep ve talebe yol açan durumların belirsizliği olduğunu ifade eden Şimşek, şu anda doğru çözümlerin bulunması gereken bir dönemde olduklarını, Türkiye'nin karşısında daha fazla reform yapmak ve daha yüksek gelirli bir ülkeye dönüşmek gibi bir zorluk bulunduğunu, bunun yapılabileceğini söyledi.

Türkiye'nin çok zor bir dönemden geçtiğini, dışarıdan bakıldığında algısında önemli kayıplar yaşandığını dile getiren Şimşek, hem algıyı hem de gerçekliği iyileştirmeleri gerektiğini, gerçekliğin sadece yapısal reformlarla iyileştirilebileceğini, kendilerinin de bunu yapmak istediğini kaydetti.

Türkiye'nin bu yıl çok zor bir dönem geçirmesine karşın ciddi reformlar yaptığını anlatan Şimşek, bu yıl Ar-Ge, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, patent, bireysel emekliliğe otomatik katılım, hukuk ve KOBİ'lerin finansa erişiminin kolaylaştırılması konularında reformlar hayata geçirdiklerini, bunların hukukun egemenliğine ve demokratik olarak seçilmiş hükümete yönelik darbe girişiminin yaşandığı bir yılda yapıldığını vurguladı.

Şimşek, "Ancak yurt dışındaki Türkiye algısı böyle değil. Bizim yaşadığımız gerçeklik algıdan çok daha iyi durumda. Bu yüzden daha fazla reforma ihtiyaç var." diye konuştu.


- "Başkanlık, siyasi temsiliyet anlamında adaleti sağlıyor"


Mehmet Şimşek, Türkiye'nin en büyük avantajının ciddi bir hükümete sahip olması ve bu hükümetin çok büyük desteği bulunması olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz popülizm tuzağından kaçınabiliriz. Tabii ki atmamız gereken bir adım daha var; Türkiye bir başkanlık sistemine geçmek istiyor. Bunun sebebi siyasi istikrarın kalıcı olmasını sağlamak. 1970'lerdeki koalisyon hükümetleri Türkiye'nin iflasına yol açtı. 1990'lardaki koalisyon hükümetleri çok fazla sayıda krize yol açtı. O yüzden bu başkanlık sistemi ile ilgili takıntı kişisel bir hırs değil. Bu, Türkiye'deki siyasi sistemi düzeltmekle ilgili. Ki böylelikle idaredeki istikrar sürdürülebilir olsun. Çünkü başkanlık sistemlerinde kaç tane siyasi parti ya da aday yarışırsa yarışsın sonuçta bir kişi başkan olarak seçiliyor ve bu kişi ülkeyi 5 yıl boyunca yönetiyor. İşte böylelikle istikrar sağlanmış oluyor. Bu aynı zamanda siyasi temsiliyet anlamında adaleti sağlıyor.

Bugün koalisyon hükümetlerine karşı olan korku, Türkiye gibi ülkelerin parlamentoda temsiliyet için çok ciddi barajlar kurmasına sebep oldu. Ama başkanlık sisteminde bu barajları kaldırabilirsiniz. Bunlara ihtiyaç kalmıyor çünkü. İşte bu yüzden Türkiye'nin başkanlık sistemi istemesinin en belirgin sebebi siyasi istikrar ve aynı zamanda adil bir temsiliyet olması parlamentoda. Bu da aslında çok önemli bir reform olacak. Ve umuyoruz ki bunu önümüzdeki yılın ilk veya ikinci çeyreğinde hayata geçirebilelim."

Şimşek, Türkiye'nin bilişim, finans, ekonomi, eğitim ve hukuk alanlarında yaptığı ve yapmak istediği reformlara değinerek, yabancı yatırım çeken Türkiye'nin küresel anlamda doğru şeyler yaptığını söyledi.

Küresel anlamda halihazırda yaşanan ekonomik sıkıntının çözümünün ticarete daha fazla açık olmak ve daha fazla reform yapmak olduğunu belirten Şimşek, popülizm, korumacılık ve milliyetçilik gibi akımlara kapılmayıp kamuoyunun düşüncesini etkilemek üzere doğru şeyleri yapmaya odaklanmaları gerektiğini vurguladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türkiye'nin bütün meşruiyetini riske attığını ifade eden Şimşek, Türkiye'nin DAEŞ'i terör örgütü olarak tanımlayan ilk ülke olduğunu vurguladı.


- "Bütün kızgınlığımıza rağmen AB'ye katılım sürecimizi sürdüreceğiz"


Başbakan Yardımcısı Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fakat küresel bir geçerlilik kazanabilmek için bu yapı (FETÖ) Türkiye'nin DEAŞ ile iş birliği yaptığını iddia etti. Biz 60 bin yabancıyı savaşçı olabilecekleri şüphesiyle sınır dışı ettik. Sadece DEAŞ'a katılmaları ile ilgili olası kanıtları olduğu için... Ve binlerce kişi DEAŞ ile ilgili olduğu için şu anda hapiste. Türkiye, nihayet Suriye'ye girdi ve burada DEAŞ ile ilgili bir şehir efsanesi vardı. Bu şehir efsanesi yıkıldı. Dabık, onların teolojik merkezi olarak geçiyordu. Ama bu tamamen yıkıldı artık. Terör küresel bir sorun. Aslında nereden geldiği önemli değil. Etnik olabilir, dini, mezhepsel sebepleri olabilir. Ama buradaki öfkemiz diğer ülkelerle ilişkilerimiz söz konusu olduğunda, özellikle Avrupa ile olan ilişkilerimiz işte buradan geliyor. Onlar PKK terörünü, ki terör örgütleri listesinde olmasına rağmen, dikkate almıyorlar. Bütün kızgınlığımıza rağmen biz AB'ye katılım sürecimizi sürdüreceğiz. Çünkü bu hukukun egemenliğini güçlendirmek, demokrasinin standartlarını iyileştirmek, kaliteli kurumlar inşa etmekle ilgili... Bütün bunlar refah, bolluk için gerekli olan temel unsurlar. Hukukun egemenliği, kaliteli kurumlar olmadan kalıcı bir refah elde edemezsiniz. İşte o yüzden bir kulübe girme ile ilgili bir takıntı değil, bu Türkiye'nin kendi dönüşümüyle ilgili."

Şimşek, çevrelerine baktıklarında bu konularda AB'nin hala en iyi referans ve en iyi ilham kaynağı olarak karşılarına çıktığını, Türkiye'nin demokrasisini ve hukukun egemenliğini güçlendirmek için çalışmalarına devam edeceğini söyledi.

Türkiye'ye Batı medyasının manşetlerinden bakıldığında böyle bir resim görülemediğini ifade eden Şimşek, sadece hukukun egemenliğine zarar vermeye çalışanlara karşı aşırı önlem aldıklarını, bunu da hukuk kuralları çerçevesinde yaptıklarını vurguladı.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×