GAÜN’de Prof. Dr. Buran’dan ’’Dilimiz Kimliğimizdir’’ konferansı

Gaziantep Üniversitesinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve Türk Dil Kurumu işbirliğiyle, “2017 Türk Dili Yılı” olması nedeniyle, Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran tarafından ’’Dilimiz Kimliğimizdir’’...

GAÜN’de Prof. Dr. Buran’dan ’’Dilimiz Kimliğimizdir’’ konferansı
07 Aralık 2017 Perşembe 17:50

Gaziantep Üniversitesinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve Türk Dil Kurumu işbirliğiyle, “2017 Türk Dili Yılı” olması nedeniyle, Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran tarafından ’’Dilimiz Kimliğimizdir’’ konferansı verildi.

GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, konferansın açılışında gençlere seslendiği konuşmasında, “Dedenizi ne kadar anlıyorsunuz sevgili gençler? Sanki başka bir çağdan gelmiş gibi değil mi? Niye çünkü okumuyoruz ve ortak platformda artık paydaşlarımız, paylaşım noktalarımız çok azalmış. Biz televizyon, internet kültürüyle onlar ise okudukları ve kendilerine gelen sözlü anlatılarla yaşamlarını devam ettirdiler. Geçmiş dil bizim dilimizdir, Osmanlıcasıyla, Türkçesiyle. Gelecekte de lütfen dilimizi daha iyi kullanalım. Dilimize, dinimize, tarihimize sahip çıkalım. Milli birlik ve beraberlikle güçlenirken aynı zamanda parçalanmadan da diğer birliklerimizi kuralım ki bu coğrafyada kaderimizi yaşarken daha mutlu ve aynı zamanda da umutlu yaşayalım” şeklinde konuştu.

“Eğer bir milleti yok etmek istiyorsanız, ya tarihine düşman edin ya dinini ortadan kaldırın veyahut da dilini yozlaştırıp anlaşılmaz hale getirin” diyen Rektör Prof. Dr. Gür şunları söyledi: “Bir milleti ancak böyle yok edebilirsiniz. Tarih sahnesi içerisinde birçok milletler gelip geçmiş, birçok devletler kurulmuş ama Türk Milleti 2 bin 500 yıllık tarihinde, ne kültüründen ne dilinden vazgeçmiş. Dönem dönem sarsıntılar geçirmişiz. Dönem dönem ağızlarımız farklılaşarak birbirimizi anlamaz hale gelsek bile gönül dünyamız, ruh dünyamız aynı zamanda dil birliğimizi de oluşturmuştur. O yüzden son zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanımızın da üzerine sürekli vurgu yaptığı tarihi iyi okumak ve dil birliğini sağlamak için dil aşinalığını sağlamak bu gençliğimize verilebilecek en iyi derstir.”

Tarih boyunca genellikle hakim güçlerin kendi dillerinin de hakimiyetlerini sağladıklarını söyleyen Prof. Dr. Gür, “Dil hakimiyeti aynı zamanda kültür hakimiyetini de getiriyor. Güçlenen Türk İslam yapısında Karamanoğlu Mehmet Bey bunu en iyi öngörenlerden birisiydi. Selçuklular döneminde Farsça çok ön plandaydı. Osmanlıda da bir dönem Farsça vardı. Ama Türk dili çok yaygın bir şekilde kurumsal olarak kullanıldı. Kendi dilinizi mükemmel bir şekilde kullanabildiğiniz müddetçe sizin farklı bir dili biliyor olmanız, o dile aşina olmanız zenginliktir” diye konuştu.

Varlık kategorilerinin İslam anlayışı içerisinde cemâdât, nebâtât, hayvanat ve insan olarak belli bir sıra esasına dayandığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Buran, önce taş, toprak gibi cansız varlıklar yani cemâdât, sonra bitkiler yani nebâtât daha sonra hayvanat ve insanın yaratıldığını söyledi.

Prof. Dr. Buran, “İnsanın dışındaki kelimelerin sonunda çoğul eki varken, insan tek tür ve çoğul değil. İnsanın kendinden önce yaratılmış olan varlıklardan hem biyolojik, hem değerler dünyası ve ruhsal anlamda bir farkı var. Bu farklılığın en belirgin olanı insanın akıl denen bir değere sahip olması” diyerek, akıl ve dilin aynı kavram olarak kabul edildiğini söyledi.

“Dil ve akıl insanda var. İnsanın yaradılış gayesi akıl üzerine inşa edilmiş olması ve farklılığı da oradadır” diyen Prof. Dr. Buran, “İnsan konuşan bir canlıdır, diye tanımlanır. Nebâtât, hayvanat da canlıdır ama insanın farkı konuşan bir canlı olmasıdır. Konuşan canlı olmak aynı zamanda düşünen canlı olmak demektir. Dolayısıyla insan, akıl sahibi bir canlıdır ve farkı buradadır. O zaman dil, akıl, düşünce ilişkisini birlikte düşündüğümüzde dil bizi önce canlılar arasında eşrefi mahlûkat olmamızı sağlayan insan yapıyor. Dilin bize kazandırdığı birinci kimlik insan olma kimliğidir. Çünkü bir tarih ve geleneğe sahip olan tek varlık insandır. Tarih ve gelenek içinde inancı, geleneği, göreneği, kültürü, dini, dili birçok şeyi barındırır. Tarih ve gelenek yoksa insan yoktur, tarihsiz ve geleneksiz insan olmaz. Tarih ve gelenek ancak dille mümkün olur, çünkü düşünceyi işletirken dilsiz olmaz. Düşünebilmek için soyutlama ön şarttır, soyutlama da ancak dil ile mümkündür. Düşünebilen varlık insan ise soyutlama yani düşünceyi kurabilmenin dil sahibi olmaktır. Çünkü, soyutlama ancak dil ile mümkündür. Onun dışında soyutlama ve düşünebilme imkânımız yoktur. Bizim ayrıcalığımız anlamlandırma yapan varlık olmamızdır. Varlığın gizli ve açık anlamlarını dil yoluyla biliyoruz çünkü dil sadece bir bildirişim aracı değil, insan varlık ilişkisinde bilme, insan insan ilişkisinde ise bildirişme aracıdır. Önce bir şeyi biliriz, sonra onu bildiririz. Bilmediğimiz neyi bildireceğiz, neyi bildirişeceğiz. Onun için önce bir şeyi bilmiş olmamız gerekiyor. İşte o bilme aracı da aynı zamanda dildir.”

Rektör Prof. Dr. Ali Gür’ü makamında ziyaret eden Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran’a konferansın sonunda hediye takdim edildi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×