Watson: Yolsuzluk skandalı Türk demokrasisine güveni zedeliyor

Avrupa Parlamentosu'nun en önde gelen liberal isimlerinden Graham Watson, Türkiye’deki yolsuzluk skandalının, hızla yurtiçinde ve yurtdışında Türk demokrasisine güvenin altını oyan siyasi bir krize dönüştüğünü kaydetti.

Watson: Yolsuzluk skandalı Türk demokrasisine güveni zedeliyor

Avrupa Parlamentosu'nun en önde gelen liberal isimlerinden Graham Watson, Türkiye’deki yolsuzluk skandalının, hızla yurtiçinde ve yurtdışında Türk demokrasisine güvenin altını oyan siyasi bir krize dönüştüğünü kaydetti.

Watson, EUobserver sitesi için kaleme aldığı makalede, "hukukun üstünlüğü"nün de yer aldığı AB kriterlerine uyacağını taahhüt eden Türkiye’nin, yolsuzluk soruşturmasını yürütme üslubuyla ilgili sert eleştirilerle karşı karşıya olduğunu hatırlattı.

Sıradışı reformlar gerçekleştiren, büyük bir toplumsal gelişim yakalayan ve uluslararası alanda etkileyici bir konum edinen hükümetin şimdi çok zor durumda olduğu tespitini yapan Watson, 2010 yılındaki referandumla halkın ortaya koyduğu yeni anayasa arzusunun hâlâ yerine getirilmediğine dikkat çekti. Graham Watson, 10 yıllık reform sürecinin arkasındaki etkileyici ve hatta çılgın enerjinin yok olduğunu da ifade etti. Watson, bazılarının hükümetin medya, iş dünyası ve Gezi Parkı protestocularına karşı tavrında otoriterleşme emareleri gördüğünü öne sürdü.

17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk soruşturmalarının dört bakanın istifası ile sonuçlandığını hatırlatan Watson, “Bunun yansımaları hâlâ çok zehirleyici. Cumhuriyet savcılarının, Erdoğan’a yakın kişiler aleyhine açtığı yolsuzluk soruşturmaları, Başbakan tarafından darbe girişimi diye nitelenerek reddedildi.” diye yazdı.

BÜYÜK YOLSUZLUK GÖRÜNTÜSÜ GÜÇLENİYOR

Başbakan’ın oğluna yönelik iddiaların, Erdoğan'ın müstakbel liderliği üzerine gölge düşürdüğüne işaret eden Watson, “Krizi ele alırken erkler ayrılığına açıkça saygısızlık yapması, soruşturmaları yürüten savcılar üzerine müthiş bir baskı oluşturdu. Üst düzey polis memurları görevden alındı, yerleri değiştirildi, bezdirildi ve tehdit edildi.” diye devam etti.

Erdoğan ve ekibine “Komplolarla mücadele etmenin tek meşru yolu, idareyi özgürlükçü bir zemine oturtmak, şeffaflık ve hesap verebilirliği gündeme taşımaktır.” uyarısını yapan Watson, Erdoğan’ın şu anda izlediği yolun sadece büyük yolsuzluk yapıldığını ve yargıyı yürütmeye bağımlı hale getirme görüntüsünü güçlendirdiğini ifade etti.

Watson, hükümetin HSYK’yı yeniden yapılandırma girişiminin yürütmenin yargıya tahakkümü endişesi doğurduğunu, bunun da modern Batı demokrasilerinin temelini teşkil eden erkler ayrılığının açık ihlali olduğunu yazdı.

ELÇİLERE TALİMAT, ENDİŞELERİ AZALTMAZ

Graham Watson, Başbakan Erdoğan’ın büyükelçilere, yolsuzluk iddialarının hedefinin Türkiye ve ulusal çıkarları olduğunu dünyaya anlatmaları talimatı vererek muarızlarını ihanetle suçlamasının, yurtdışındaki endişeleri azaltmayacağını belirtti.

Ülkedeki güç temerküzünün, ne Türkiye’ye ne de Batılı müttefiklerine fayda sağlayacağını belirten Watson, “Tam tersine, bu durum şüphesiz AK Parti’de liberal demokrasiye bir tehdit algılayan liberal reformcularla, dinden ilham alarak Erdoğan’ı destekleyen güçler arasında erken bir ayrılığa yol açacaktır.” ifadelerini kullandı.

"Stefan Füle’nin Türk vekillere de belirttiği gibi" Türkiye’den hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmasını ve suç isnatlarının ayrımcılık ya da ayrıcalık yapmadan soruşturulmasını sağlanmasını isteyen Watson, “Bu krizin sonucunu seçmenler değil yargıçlar belirlemeli.” vurgusunu yaptı.

"AB bu süreçte yardımcı olabilir" diyen Watson bunun nasıl olacağını, “Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde müzakere kapısı açık tutularak; ama TBMM’de daha önce kabul edilen reformların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanarak ve Kuzey Kıbrıs’la ilişkilerin normalleştirilmesi süreci hızlandırılarak.” şeklinde özetledi. CİHAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×