Bugün 25 Mayıs 2012 Cuma
  • İstanbul20 °C
  • Ankara16 °C
  • İzmir20 °C
  • Erzurum8 °C
  • Konya19 °C
  • IMKB
    54.885
    %-0.06
  • Altın
    619,22
    %-0.65
  • Dolar
    1,8445
    %0.11
  • Euro
    2,3075
    %-0.56

Kürşat Bumin / Yenişafak

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuk: Yargıtay kararları çok katı yürekli

30 Aralık 2009 09:38

Yazının başlığının anlamlı olabilmesi için dünkü yazımın başlığını da aktarmam gerekecek:

“ - Polis: 'Bize neden taş atıyorsun çocuk?'

“ – Çocuk: Yargıtay kararları çok katı yürekli..”

Polis ve Çocuk arasındaki diyalogu bu şekilde tasarlamamın nedeni, Yargıtay 9. Dairesi'nin, ceza hukukunda bir kere daha bir yeniliğe imza atarak, sanıkların örgüt üyeliğinden altı yıl hapis cezası alarak cezaevinin yolunu tutmaları için gösteriye katılmaları ve evde kitap bulundurmalarını yeterli bulmasıydı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ni hatırlıyorsunuzdur muhakkak; bu daireden çıkan kararlar içinde, hiç değilse, Hrant Dink'in siyasi bir cinayete kurban gitmesine bir biçimde katkı sağlamış olan kararını hatırlıyorsunuzdur. Dava daireden çıktığında, memleketin sağduyusunu kaybetmemiş okuryazarlarının Hrant'ın kaleme aldığı metinden bu acayip sonucun nasıl çıkarıldığını günlerce sorguladığını da hatırlıyorsunuzdur.

Neyse gelelim bu günlere ve 9. Ceza Dairesi'nden çıkan yeni karara.

Önce davaya konu olan olaylar:

Ankara'da 2007 yılında yapılan bir operasyonla gözaltına alınan 30 üniversite öğrencisi hakkında, PKK'nın üniversite içindeki legal örgütlenmesi olduğu iddia edilen Yurtsever Öğrenci Gençlik Hareketi üyesi oldukları için ağır cezada dava açılır. Mahkeme 30 öğrenci içinden 14'ünü altı yıl üç ay hapse mahkûm eder. Yargılanan 5 öğrencinin etkin pişmanlıktan yararlanmasına, geriye kalan 11 öğrencinin de beraatine karar verilir.

Yapılan itiraz sonucu bu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin önüne gelir. (Bu arada yıllar geçmekteyse de bunun hiçbir önemi yoktur !) 9.Daire, 14 öğrenciye verilen altı yıl üç aylık mahkûmiyet cezasını ve 5 öğrenci için verilen “denetimli serbestlik” kararını onaylar. Ama sıra 11 öğrenci için verilen beraat kararına gelince itirazı vardır…

Bu itiraz karara şu sözlerle geçer:

“Sanıkların (…) örgütün faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirdiği anlaşılan bir kısım gösteri, miting, basın açıklamalarına katılıp etkinlikte bulundukları, evlerinde ve üzerlerinde örgüt propagandasını içeren kitap, dergi, bildiri, CD'lerin ele geçirildiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aşıp örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı gözetilmeden TCK'nın 314/2. maddesi (örgüt üyeliği) ile mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Haberi yapan muhabir (Mesut Hasan Benli-Radikal) okurlarına şu hatırlatmayı yapmayı da unutmamış:

“Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a yaptığı ziyaret sırasında çıkan olaylarda altı çocuğun yargılandığı davada Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 'yasadışı toplantıya katılmaktan' verdiği cezayı bozmuştu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, çocukların örgüt üyeliğinden yargılanması gerektiğine hükmetmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da PKK'nın çağrılarına göre yapılan her mitinge katılanların 'örgüt üyesi' gibi cezalandırılması gerektiğine hükmetmişti.”

Çok yararlı bilgiler doğrusu…

İsterseniz şimdi de 9. Ceza Dairesi'nin son “içtihat”ına bazı sorular yöneltelim.

9. Daire, bize, “yasadışı örgüt üyeliği boyutu” ile “yasadışı örgüt sempatizanlığı” arasındaki çizginin ne olduğunu, nereden geçtiğini açıklayabilir mi acaba?

Yasadışı bir örgütün “sempatizanı” olarak nitelendirilebilmek için sadece “gönül bağı” mı dikkate alınmalıdır?

Dolaylı da olsa yasadışı bir örgütün düzenlendiği söylenen “bir kısım gösteri, miting, basın açıklaması”na katılanların “otomatik” olarak “örgüt üyesi” sayılıp 6 yıl üç ay hapis cezasına çarptırılmaları “aşırı sürat”ın bir sonucu olarak değerlendirilemez mi?

11 üniversite öğrencisinin sıralanan eylemlerinin hükmedilen ceza içindeki ağırlıkları-oranları ne ölçüdedir? “Evlerinde ve üzerlerinde örgüt propagandasını içeren kitap, dergi, bildiri, CD'ler” ve “gösteri, miting, basın açıklamaları” kesilen 6 yıl üç aylık hapis cezasınının ayrı ayrı olmak üzere yüzde kaçından sorumludur?

9. Ceza Dairesi, ağır cezalar kestiği eylemlerin bu ülkede kimi zaman (bakınız: KCK operasyonu çerçevesinde gözaltına alınanlara destek için Diyarbakır Adliyesi önünde toplanıp “Hepimiz KKC'liyiz!” sloganı atanlar) dikkate bile alınmadığını gözlemleyip, “içtihatları”nın manası ve önemi üzerinde da tartışıyor mudur acaba?

Son olarak şu soruyu da ekleyeyim:

Başka diyarlarda da -9. Ceza Dairesi'nin hükmettiği gibi- yasadışı bir örgütün arkasında olduğu bir gösteriye katılan ve evinde bu örgüte ilişkin kitap, dergi ve CD'ler bulunanlar “örgüt üyeliği”nden 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılsalardı, bugün mesela Belfast (IRA) ve Bilbao (ETA) nüfusunun yüzde kaçı cezaevinde bulunurdu?

Bu yazı toplam 776 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ HABERLER
  • FLAŞ Kayseri'de 'canlı bomba' saldırısı: 2 şehit
  • Yazıcıoğlu kazasında ŞOK GÖRÜNTÜ
  • Ahmet Kaya Yeniden mi Doğdu?
  • Kayseri'deki Patlamada Son Durum
  • FLAŞ PKK 10 köylüyü kaçırdı
ANKET
Haber Sitemizin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Son Haberler | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 658 88 11 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA