Birinci Meclis'te yiğit bir mebus; Deli Halid Paşa


12 Ekim 2016, 22:20

Bazı kahramanlar vardır, büyük işler başardıkları halde adları sanları pek bilinmez. Bazıları ise özellikle unutturulur, hiç gündeme getirilmez. Deli Halid Paşa da bu isimlerden biri sayılabilir.

Deli Halid Paşa, 1883’ta İstanbul Eyüp’te doğmuştur. 1908’de Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan hemen sonra Yemen’de görevlendirilen, sonrasında sırasıyla Trablusgarp ve Balkan savaşlarına katılan ve burada önemli kahramanlıklar sergileyen Paşa, 1. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Kafkasya Cephesi’nde görev aldı. Dersim (Bugünkü Tunceli)’de görev aldı. Mondros Mütarekesi ile ordunun terhis olmasından sonra Kazım Karabekir Paşa ile birlikte hareket eden Deli Halid Paşa Milli Mücadele süresince Kars ve Ardahan’ı geri aldı. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra ailesi bu nedenle “Karsıalan” soyadını benimsedi.

Doğudan Batı Cephesi’ne geçen Halid Paşa, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’da da önemli kahramanlıklar gösterdi. İkinci Büyük Millet Meclisi’ne Ardahan Milletvekili olarak girdi.

Girdiği savaşlarda komuta ettiği askerlerin en önünde bulunan Halid Paşa, 13 yara aldığı halde yıkılmazken, milletvekili iken TBMM koridorlarında vurularak hayatını kaybeder. Halid Paşa, Meclis’te işlenen ilk cinayetin kurbanı olur.

Deli Halid Paşa, katledilmeden önce Meclis’te görüşülmekte olan malül gazilerle ilgili bir kanunun çıkması için büyük çaba sarf eder. Gazilere büyük mali kaynak aktarılmasını isteyen Halid Paşa, kaynak olmadığını savunanlara “Doğudan o kadar ganimet getirdim, ne yaptınız” diyerek büyük tepki gösterir. Asıl tepkisi ise harpten henüz çıkmış ülkede bazı yöneticilerin olabildiğince yolsuzluğa bulaşmış olmasıdır. Bu sebeple birçok milletvekili ile büyük tartışmalara girişir.

Söz konusu kanunun istediği gibi çıkmaması üzerine Halid Paşa, Meclis koridorunda Afyon vekili Ali Bey, Kozan vekili Ali Saip Bey, Gaziantep vekili Kılıç Ali Bey, Cebeliberet vekili Hüseyin Avni Bey ve Elazığ vekili Hüseyin Bey ile tartışır. Tartışmanın büyümesi üzerine Kılıç Ali Bey’in üzerine yürür. Bu arada diğerleri Kılıç Ali’yi savunmak isterken Rize Vekili Rauf Bey Halid Paşa’ya ateş eder. O dönemde dokunulmazlık söz konusu olmadığından Kılıç Ali Bey, savcılık ifadesinde nefs-i müdafaa için kendisinin onu vurduğunu söyler. Oysa Halid Paşa, yaralıyken ziyaretine gelenlere Rauf Bey’in adını vermiştir.

Birçok savaşta büyük fedakarlıklar yapan Halid Paşa hastaneye kaldırılmaz ve mecliste birleştirilen masalar üzerinde tedavi edilir. Zaten yaşanan tartışma sırasında da olay yerinde meclis güvenlik birimlerinin olmaması şaşırtıcıdır. Bu şekilde meclis revirinde beş gün kalan Halid Paşa, 14 Şubat 1925’te vefat eder. Yaralıyken kaldırılmadığı hastaneye cesedi götürülür ve yapılan incelemede zatürre sonucu vefat ettiği tespit edilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hala albay rütbesiyle subaylık yapan İbrahim Özkan, Doğu ve Güneydoğu’da görev yaparken bölge halkından Deli Halid Paşa’nın adını sık sık duyunca hakkında araştırma yapma ihtiyacı hisseder ve 16 yıllık çalışma sonucu “Unutulan Yıllar, Unutturulan Kahraman; Deli Halid Paşa” isimli eser vücut bulur.

Yazar, Albay İbrahim Özkan Deli Halid Paşa’nın adını ilk defa Şavşatlı bir halk şairi Aşık Sefai’nin
“Töreleri bozdunuz tarihi ağlattınız,
Deli Halid Paşa’nın ruhunu sızlattınız” dizelerinde duymuştur, genç bir Harbiyeli iken. Sonraki yıllarda ise Mardin’de görev yaptığında yol kontrolü sırasında tanışıp elini öptüğü bir yaşlı amca, “Oğul, Halid Bey gibiler gelmedikçe daha çoook eziyet çekeriz biz buralarda” der. Yazar, görev yaptığı Beytüşşebap ve Tatvan’da da Halid Paşa’nın adı ile karşılaşması üzerine de 16 yıllık bir araştırmaya girişir.

Hakkında çok fazla bilgi olmamasına rağmen büyük bir emek ortaya koyan yazar, Deli Halid Paşa’nın hayat öyküsünü doğumundan başlayarak şehadetine kadar önemli ayrıntılarla kaleme almış. Dönemin gazetelerini ve ilgili tüm kaynakları tarayan Yazar Özkan, buna rağmen hatırat tadında ve rahatça okunabilecek önemli bir eser ortaya koymuş.

Unutulan Yıllar, Unutturulan Kahraman; Deli Halid Paşa, Ötüken Neşriyat, Ekim 2015
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×