Arakanlı çocukların dramını objektifine taşıdı

Tayland-Myanmar sınırında yürütülen "Neşe Yuvası" adlı projeye gönüllü eğitimci olarak katılan yardımcı yönetmen Fatma Nur Başaran, ülkelerindeki çatışmalardan kaçan Arakanlı çocukların dramını fotoğrafladı

Arakanlı çocukların dramını objektifine taşıdı

Tayland-Myanmar sınırında yürütülen "Neşe Yuvası" (Baan Unrak Foundition) adlı projeye gönüllü eğitimci olarak katılan yardımcı yönetmen Fatma Nur Başaran, Arakanlı çocukların dramını fotoğraf karelerine yansıttı.

Tayland devletinin desteklediği "Neşe Yuvası" projesinde çalışan 36 yaşındaki Başaran, bölgede kaldığı sürede, savaşta anne-babaları ölen veya kaybolan Arakanlı çocuklara eğitim verdi.

Bölgede geçirdiği süre zarfında yaşadıklarını ve savaşın acı yüzünü fotoğraflayan Başaran, "Gülümsemenin dili" adlı fotoğraf sergisini 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 23-24 Nisan’da Nevşehir'deki bir alışveriş merkezinde açacak.

Başaran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin amacının Myanmar'daki çatışmalar nedeniyle Tayland’a sığınan çocukların tedavi edilerek topluma kazandırılması olduğunu söyledi.

Neşe Yuvası'nın aynı zamanda şifa merkezi gibi çalıştığını aktaran Başaran, şunları kaydetti:

"Orada sadece çocuklar değil, kimsesiz kadınlar da yaşıyordu. Bu kadınlar da orada bulunan yetim çocuklara gönüllü annelik yaptılar. Ormanın içinde bulunan yuvada kadınlar ve çocuklar kendi yiyeceklerini kendileri üretiyorlardı. Kadınlar kumaş dokuyor ve bu kumaşlardan ürünler yapıp satıyorlar ve çocuklar da yardımseverler tarafından okutuluyordu. Orada bizim bulunduğumuz süreçte en güzel şey, çocuklara evrendeki bütün varlıklara sevgi duyulmasının öğretilmesiydi. Tayland’a gittiğimde onlar, kocaman bir aile olmayı çoktan başarmışlardı."

Tayland’da yaşadığı dönemde dayanışmanın, üretimin, eğitimin, birlikte yaşayarak hayata geçeceğini gördüğünü aktaran Başaran, çocuklardan sevginin ve doğanın iyileştirici gücünü öğrendiğini vurguladı.

İnsanın kendi kalbine ulaştığında huzuru bulduğuna dikkati çeken Başaran, şöyle devam etti:

"Yüreğime en çok dokunan, savaş mağduru çocuklar olmalarına rağmen, gözlerindeki yaşama sevincinin hep var olmasıydı. Yaşadıkları acılar ve bu acıların yarattığı evsiz, kimliksiz, kimsesiz yaşam duygusu, dünyaya inat onları daha güçlü kılıyordu ve tüm dünya çocuklarının gülümsemelerinin dili ortaktı. Savaş mağduru çocuklarla yaşamaya başladığımda anladım ki güçlerini doğadan ve sevgiden alıyorlardı. İşte o an bir kez daha anladım ki sarılmak, sevginin en güzel ifade biçimiymiş. Çocuklarla vakit geçirdiğim zamanlarda onların fotoğraflarını ve görüntülerini çektim. Onların güzel enerjilerini, yüreklerindeki sevgiyi ve yüzlerindeki gülümsemeyi insanlara taşımak istedim."

Çocukların fotoğrafların yanı sıra görüntülerini de belgesel olarak hazırlayacağını belirten Başaran, Türkiye’de de kimsesiz çocuklar için benzer bir projeyi hayata geçirmeyi hedeflediğini sözlerine ekledi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×