Uzmanlar 'Dolar neden yükseliyor?' sorusunu cevapladı

Ekonomi uzmanları dolardaki genel artışın ABD merkezli politikalardan kaynaklandığını, ancak Türkiye'deki anormal artışın ise iç gelişmelerden kaynaklandığını ileri sürüyor.

Uzmanlar 'Dolar neden yükseliyor?' sorusunu cevapladı
13 Ocak 2017 Cuma 08:22

Sonhaberler | Haber Merkezi

Merkez Bankası verilerine göre, Amerikan doları, Türk Lirası karşısında son üç ayda yüzde 25 değer kazandı. 1 Ocak 2017’den bu yana da, Türk Lirası dolar karşısında yüzde 8.62'lik oran ile dünyanın en çok değer kaybeden para birimi oldu. El Cezire'ye konuşan uzmanlar dolardaki hızlı artışın nedenleri anlattı. Merkez Bankası verilerine göre, 12 Ekim 2016'da Amerikan doları satış kuru 3.08 lira iken, 12 Ocak 2017 sabahı 3.88 Lira. Son üç aydaki artış yüzde 25. Dolar, özellikle 2017'nin başından bu yana Türk lirası karşısında aşırı değerlendi. 1 Ocak 2017 tarihinden sonra gerçekleşen sekiz işlem gününde de Türkiye ile benzer ekonomilere sahip bazı ülkelerin para birimlerinin dolar karşısındaki durumları aşağıdaki grafikte alıyor. 

Grafikte de görüldüğü gibi Türk Lirasının dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 8.62. Türkiye’den sonra en çok değer kaybeden para birimi ise Meksika Pezosu. Pezo’daki değer kaybı yüzde 4.91. Türk Lirası’nın yüksek değer kaybının nedenlerini ekonomi uzmanlarına sorduk. İşte uzmanların değerlendirmeleri:

Prof. Dr. Tevfik Güngör Uras:

Tamamen Türkiye’deki gelişmelere bağlı olarak dolar fiyatı arttı. Türkiye’de biz ekonomiye hiç önem vermiyoruz. Şunu söyleyebilirim, içerideki politik ve siyasi gelişmelerin yarattığı güven bunalımı dolar fiyatında aşırı bir yükselmeye neden oldu. Bütün dünyada herkes ekonomiye öncelik veriyor. Trump’tan, Meksika hükümetine kadar herkesin gündeminde ekonomi var. Biz gündemimize ekonomiyi alamadık. Bundan önce ekonomi yönetimi ne yaptıysa yine aynılarını yapabilirdi, ama yapmadı. “Üst akıl” gibi komplo teorileri ile uğraşmayalım, her şey bizim içimizden çıkıyor. Bizim dışarıya karşı dolar açığımız var, bu açığımızı karşılamamız lâzım. Kimse Türkiye’yi batırmak istemez. Herkes Türkiye ile bir ekonomik ilişki içine girmek istiyor. Türkiye batarsa önemli bir pazar yok olur. Onun için kimse Türkiye’nin ekonomik durumunun daha fazla bozulmasını istemez, başkalarına suçu atmayalım. 

Prof. Dr. Kerem Alkin - Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi

Piyasa kuralları dışında bir hareket yaşandığı anlaşılıyor. Eğer Türkiye ekonomisiyle ilgili olarak bir risk algısı varsa, bu risk algısı sadece döviz kurlarına yansımaz. Piyasalardaki diğer göstergelere de yansır. Bu göstergelerden biri, dünyada işlem gören Türk tahvilleri ve buralardaki risk primlerine yansıyan bir durum yok. Ekonomide bir sorun varsa, bu risk primlerine de yansır ama buralara yansıyan bir durum yok. Ekonomide sorun varsa, borsa İstanbul 100 endeksine de yansır. Oraya da yansıyan bir durum yok. Dolayısıyla, böyle bir tablo olmadığı için sadece dolar kurundaki bu hareket tamamıyla suni ve biraz yurt dışı odaklı bir atak olduğu ihtimalini ciddi mânada kuvvetlendiriyor. Bu spekülatif ve manipülatif bir atak. Neticede spekülasyon, daha geniş bir tanımda ekonomi ile ilgili beklentilere dayalı olarak riski göze alarak bir pozisyon almaktır. Spekülasyon suç değildir, ama manipülasyon suçtur. Eğer bu anlamda spekülatif bir bir duruş olsa bunu tahvil oranlarına ve borsa 100 endeksine de yansıması gerekir. Oysa, oralarda benzer bir risk algısı gözükmüyor. Dolardaki artışın iç siyasi gelişmelerden kaynaklı olduğu yorumlarına katılmıyorum. Bir risk olsa, piyasalarla ilgili diğer yerlerde de görmemiz gerekiyor. Nasıl oluyor da para ve sermaye piyasaları ile ilgili bazı önemli göstergelerde bunu görmüyoruz da, sadece döviz kurunda görüyoruz. Kimler bu hareketlenmenin sebebini oluşturuyorsa, döviz kurlarına olan hassasiyetin farkındalar. Dolayısıyla, burayı manipüle ediyorlar. Bu, gerçek mânada bir piyasa hareketi olsa, bunu borsada da görürüz.

Prof. Erhan Aslanoğlu - Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi 

Hem iç hem dış nedenleri olduğunu düşünüyorum. Dış nedenler, özellikle ABD Merkez Bankası FED’in  faiz artırım sürecine girmesi ve doların tüm dünyada yükselmesi. Bunu diğer para birimlerinde de görüyoruz. Türkiye’de, son dönemdeki artışın benzer ülke ortalamalarının üzerine çıkması iç nedenlerin de olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin iç gündemini oluşturan siyasi, jeopolitik ve terör faktörleri var. Tüketici ve yatırımcı güven kaybı da söz konusu. Özellikle, büyüme ile ilgili sıkıntılar genel anlamda yatırımcı ilgisini azalttı. Merkez Bankası’nın sert bir adım atması yükselişi frenlerdi, genel kayıp daha az bir oranda olurdu, Dünya ortalaması kadar olabilirdi. Dolar artışının bir de spekülatif atak kısmı var. Bu da, daha sert artışlara yol açıyor. Merkez Bankası’nın döviz satarak dövize müdahale gücünün çok olmaması ya da bunu yapmaması döviz piyasasında ciddi bir arzı engelliyor. Merkez Bankasının döviz satarak müdahale edemediği bir ortamda, yukarı iniş çıkışlardan kar etme amacı da var. Yukarıdan satıp aşağıdan almak gibi. 10 gün içinde yüzde 8’lik değer kaybının olmasının nedenleri arasında bu spekülatif ataklar da var.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×