Oromia’da neler oluyor? ANALİZ

Etiyopya'nın Oromia bölgesinde bir tören esnasında düzenlenen hükümet karşıtı protesto gösterisinde çıkan izdihamda 52 kişi öldü. Oromia ve Amhara bölgelerinde siyasi ve ekonomik dışlanmalardan yakınan halk, Çin ile ABD'nin Afrika boynuzundaki rekabetinden de etkileniyor

Oromia’da neler oluyor? ANALİZ

İBRAHİM TIĞLI

Yaklaşık 3 milyon Oromialı, yeni baharın gelişini kutlamak için başkent Addis Ababa’ya 47 km uzaklıktaki (eski adı Debrenzeit olan) Bishoftu bölgesinde bir araya geldi. Irreecha günü olarak adlandırılan bu özel gün, sadece baharın gelişini kutlamak için yapılan bir tören değil, aynı zamanda dini bir özellik de taşıyor. Bu tören aynı zamanda Protestan ve Ortodoks Oromia halkının birlikte kutladığı bir dini festival.

Festivalde dini gruplar geçit töreni yaparken kalabalık grup birden bire Oromia dilinde “Yeter” anlamına gelen “Didne, didne” sloganları atmaya başladı. Ellerini başlarının üzerinden zincirlenmiş olarak gösteren kalabalık grup ”Adalet istiyoruz”, “Özgürlük istiyoruz” diye bağırarak protestoya başladı. Hükümet güçlerinin gösteriye tepkisi göz yaşartıcı gazla karşılık vermek oldu. Polis ve askerler havaya ateş açmaya başladılar. Binlerce insan kaçışmaya başladı. Bir taraftan silah sesleri geliyor, diğer taraftan ise insanlar etrafa kaçıyorlardı. Fakat kaçacak yerler oldukça sınırlıydı. Yüzlerce kişi çıkan izdihamda yaralandı. Bir çok insan gölle askerler arasında sıkıştığı için, kendisini sert yamaçlardan göle bıraktı. Yetkililer ve bazı bağımsız kaynaklar tarafından İzdihamda ölenlerin sayısının 50-60 civarında olduğu açıklandı. Haberin internete düşmesiyle birlikte olaylar kontrol edilemez bir hale geldi. Sosyal medya kullanıcıları ve bazı basın yayın kuruluşları ölü sayısının en az 500 olduğunu ve ölenlerin çoğunluğunun polis kurşunları sonucu hayatını kaybettiği duyurdu.

Etiyopya'da 2015’in kasım ayından beri gösteriler devam ediyor ve ülke için geri dönülemez bir kargaşa döneminin başladığı görülüyor. Bishoftu olayı, Etiyopya açısından bir kırılganlık döneminin başladığının ilk işareti değil. Daha önce 7 Ağustos’ta Amhara bölgesinde de benzer olaylar yaşanmıştı. Fakat bu olayın en önemli farkı başkente çok yakın bir yerde gerçekleşmesi ve uluslararası kuruluşların artık Etiyopya’da yaşanan olayları dikkatle izlemeye başlamış olmaları. Hükümet her ne kadar ölü sayısını 52 olarak açıklasa da artık Etiyopya hükümetinin haber ağından daha güçlü bir sosyal medya ağı var. Son iki gündür konuştuğumuz bir çok yabancı gazeteci ve diplomat, Etiyopya’da yaşanan olaylardan endişe duyduklarını dile getirmeye başladı. Herkes Afrika Birliği’nin başkenti Addis Ababa’da böyle bir olayın yaşanmasından dolayı şaşırmış durumda.

Olayların Addis Ababa'da ya da başka bir şehirde olmasının fazlaca bir önemi yok. Sonuçta bir kargaşa yaşanıyor ve çatışmalar veya izdiham sonucunda insanlar hayatını kaybediyor. Taraflar olayı başlatmakla birbirlerini suçluyor: Muhalif gruplar polisin göstericilere ateş açtığını, hükümette ise muhalefetin dini bir etkinliği bir gösteriye dönüştürdüğünü söylüyor.

Etiyopya’da yaşanan bu vahim olayın hem etnik hem siyasi hem de küresel boyutları var ve bu boyutların birbirinden bağımsız bir şekilde ele alınması mümkün değil. Yaşanan gerginlikleri sadece etnik bir çatışma olarak görmek, sorunun arkasındaki asıl problemlerin görülmemesine sebep olacaktır.

Oromia halkı ne istiyor?

Oromialılar 100 milyonluk Etiyopya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturmakta. Başkentleri eski adıyla Nazareth, yeni adıyla Adama. Oromia yüz ölçümü bakımından da ülkenin en eyaletlerinden biri. Bu geniş coğrafyada 45 milyonu aşkın nüfusuyla Oromialılar yaşıyor. Temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık. Fakat toprakları son yıllarda bir sanayi şehrine dönüştürülmeye başlandı. Olayların çıktığı Bishoftu da son yılların en rağbet edilen sanayi şehirlerinden biri. Başkent Addis Ababa, Oromia aleyhine genişliyor. Geçen Kasım ayında yüzlerce Oromialı çiftçinin toprağına el konuldu ve çiftçiler kendilerine gösterilen yeni topraklardan pek de hoşnut olmadı. Oromia halkı işgal edildiğini düşündükleri topraklarını hükümetten geri istiyor. Yaklaşık bir yıldır, 200’den fazla Oromia kasabası ve şehrinde, göstericiler hükümete taleplerini iletmek için protestoda bulundular. Protestocular hükümetin kendilerini dinlemediğini, şikayetlerinin ve isteklerinin dikkate alınmadığını iddia ediyor. Oromia bölgesinde işsizliğin oldukça yüksek olduğunu, hükümetin artan işsizlik karşısında herhangi bir şey yapmadığını söylüyorlar.

Oromialıların karşı çıktığı hususlardan biri de hükümetin Oromia kültürüne ve kimliğine yönelik tavrı. Etiyopya’nın nüfus açısından en büyük etnik topluluğunu oluşturmalarına rağmen, dillerinin resmi dil olarak kabul edilmemesinden şikayetçiler. Okullarda Oromia kültürü yerine, hükumetin Etiyopya kimliği adı altında Amhara ve Tigray dilini öğrettiğini söylüyorlar.

Oromia sorununun arkasında, 1991 yılındaki bağımsızlık sonrası politikaların önemli bir yeri var. Tigray ve Eritre halkının Mengistu yönetimine karşı mücadelesine Oromia ve Amhara halkının fazla destek vermediği, şu anda yönetimde olan Tigray elitleri tarafından hep iddia edildi. Tigray Özgürlük Cephesi Mengistu rejimini devirince, Oromia ve Amhara halkına yönetimde pek yer vermedi. Ülkeyi yaklaşık 25 yıldır Tigray elitleri yönetiyor. Federal bir sistem olmasına rağmen, eyaletlerde bile elit Tigray yöneticilerin etkisini görmek mümkün. Bürokratların ve askeri yöneticilerin çoğunluğunun Tigraylı olması sadece Oromialıların değil, diğer büyük etnik topluluk olan Amhara’nın da tepkisini çekiyor.

Eğer Etiyopyalıların yüzde 8’ini oluşturan Tigraylar, Oromia ve Amhara halkına daha fazla temsil hakkı verseydi, sorunun bu kadar büyümeme olasılığı vardı. Fakat iki hafta önce Oromialı yöneticilerin görevden alınması ve yerlerine merkezden yöneticilerin atanması, Oromia halkının Etiyopya’ya yönetenlerin merkeziyetçi bir devlet anlayışını benimsedikleri yorumlarını da beraberinde getirdi.

Etiyopya’da 547 sandalyeli ulusal bir meclis bulunuyor. Bu meclisin bir kaç sembolik üyesi dışında üyeleri tamamen Tigraylilerden oluşuyor. Tigraylar siyasi olarak etkili oldukları gibi, ekonomik olarak da etkililer. Ekonominin yüzde 80’i Tigreylilerin elinde. Oromia ve diğer bölgelerin ekonomide yalnızca yüzde 20’lik bir etkileri var ki bu etki genellikle küçük ölçekli sanayi kuruluşlarında görülüyor.

OROMIA'DA KÜRESEL REKABET

Oromia sorunun arkasında bir de 'küresel rekabet' var. İç savaş sonrası devletin yapılanmasına en önemli desteklerden birini ABD verdi. Eski devlet başkanı Males Zenavi, ABD ve diğer küresel güçlerle olan ilişkileri çok iyi yönetti. Gerektiğinde Batı devletlerinin yanında yer alarak, gerektiğinde ise bağımsız bir devlet politikası izleyerek farklı küresel güçlerle işbirliğini artırmaya çalıştı. Etiyopya, ABD’nin Afrika boynuzunda en fazla destek verdiği ülke. ABD, Etiyopya’yı yanında tutarak Sudan, Eritre ve Somali devletlerindeki mevcut gidişata yön verdi. Cibuti’ye askeri yardım yapan, Etiyopya’dan kalkınma ve insani yardımlarını esirgemeyen ABD’nin bölgedeki en önemli partneri oldu. Ancak Zenavi yönetimi, ABD’nin Etiyopya’ya bu kadar ilgi duymasından rahatsız olarak Çin ile de bir yakınlaşma süreci başlattı. Fakat bu yakınlaşma Çin ve Etiyopya arasında sadece ekonomik bir işbirliğyle sınırlı kalmadı, sosyal ve siyasi bir işbirliğini de beraberinde getirdi. Çin’in Etiyopya’da 500’den fazla büyük ölçekli fabrikası bulunmakta. Tren ve karayollarını artık Çinliler yapıyor. Çinlilerin yaptığı Cibuti ile Addis Ababa tren yolu bu hafta açılacak. İlk Etiyopya otomobili Çin’in desteği ile faaliyete geçiyor.

Etiyopya teröre karşı savaşta ABD’nin bölgedeki en önemli destekçisiydi. Artık Etiyopya Çin’den aldığı cesaretle, daha bağımsız politikalar geliştirme hevesinde. Dikkat edilirse ABD’nin Etiyopya’daki olaylara dikkat çekmesi 2013’den sonra başladı. Artık ekseninden kaymaya başladığını gören ABD, medyanın gücü sayesinde Etiyopya’da yaşananları dünya gündemine getirecek. ABD’nin henüz Oromialılara yönelik fiili bir desteği görülmemekte, fakat silah desteği verirse kısa sürede Etiyopya bir 'iç savaşa' sürüklenebilir.

Etiyopya yönetiminin, Oromia sorunun artık bölgesel bir sorun olmadığını görmesi gerekiyor. İnsan hakları kuruluşları ve BM'ye bağlı kuruluşlar şimdiden Etiyopya’yı insan hakları konusunda uyarmaya başladı. Etiyopya’daki durum kötüye gitmeye başlarsa, Batı darbe seçeneklerini de düşünebilir. Etiyopya’da devlet geleneği çok güçlü olmasına rağmen, Batıda bu işlerde epey tecrübe kazanmış aktörlerin bulunduğunun da bilinmesi gerekiyor.

Etiyopya’da yüzden fazla etnik bir topluluk yaşıyor. Etiyopya halkının yarıya yakını Müslüman. Hem etnik hem de dini unsurlar arasında bir bütünlüğün gerçekleşmesi elzem. Artık problemleri çözmek için uzlaşı, barış, adalet gibi kavramların daha fazla kullanılması gerekiyor. Tabi bu konularda bütün tarafların da samimi olması elzem.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×