

2009'u nasıl bilirdiniz?
Murat Yetkin
Derin bir nefes alın, yeniden başlıyoruz
Büyük umutlarla başladığımız geçen yılı, ciğerlerimiz artık havasızlıktan patlamak üzereyken nefes nefese suyun üzerine çıkarak tamamlayabildik.
Derinden nadir inciler çıkartmayı, atacağımız güçlü kulaçlarla sakin sahillere ulaşmayı umuyorduk; rüzgârlı denizde, kıyıdan uzaktayız.
Yılın son günü olanlar bile tek başına ne kadar sıkıntılı bir yılı geride bıraktığımızı hatırlattı bize.
Kürt açılımı ile başladığımız, çözümü için fırsat saydığımız 2009’a, kapatılan DTP’nin milletvekilliği düşürülmüş başkanı ve belki de en ılımlı söyleme sahip üyelerinden birisinin Adliye’de ifadelerinin alınmasıyla son verdik.
Yılın başlarında hükümet-asker ilişkilerinin Ergenekon davasının getirdiği travmayı atlatıp yeni bir raya gireceğini umuyorduk. Yılın son saatlerinde Ankara’da uğraştığımız konu, Arınç soruşturmasında Özel Kuvvetlerin Seferberlik dairesindeki aramayı yapan hâkimi takip ettiği iddia edilen bir aracın, polis tarafından durdurulması ve içinden askeri personelin çıkması oldu.
Madalyonun diğer yüzünde, bilgi güvenliği açısından kevgire dönmüş görüntüsü düzelmeyen, ağırlaşan bir Genelkurmay, artık kurmay subaylarını başka subaylara izleterek kontrolü sağlamaya çalışıyor, onlar da yakalanıyor. Psikolojik taraf çok yönlü devam ediyor.
Hükümet, toplumsal barış diye yola çıkmıştı geçen yıl bu zamanlar. Kürt meselesini bırakalım bir yana, işlerini kaybeden eski Tekel işçilerinden eczacılara, devlet memurlarına kadar her gün toplumun bir başka kesimiyle daha karşı karşıya geliyor.
Ben Mustafa Balbay’ın bugün dışarıda olmamasına da, en az Şamil Tayyar’ın aldığı
cezalar kadar üzülüyorum.
Uzatmayalım. 2009’da çuvalladık. Yapamadık. Şimdi derin bir nefes alın, yeniden başlıyoruz
Küresel krizden IMF desteği olmadan çıkmayı başardık.
Her şeye rağmen, Türkiye'nin ekonomik sağlamlığını gösteren kredi notu yükseldi.
Özellikle küçük esnafın çok zor bir dönem geçirdiği acı bir gerçek.
Ama finans sistemimizin gelişmiş ülkelerin aksine krizden güçlü çıktığı da inkâr edilemez.
Türkiye'nin yeni pazarlara yönelmesi ve dış politik açılımlar, ekonomisi kadar yeniden şekillenen uluslararası sistemdeki ağırlığını da artırdı.
Ermenistan açılımı asırlık ön yargıların kırılması açısından önemliydi.
Suriye açılımı da bir o kadar devrim niteliğinde.
Her iki açılım, Türkiye'nin tarihi ile yüzleşmesi, kültürel derinliği ile barışmasının sembolleri gibi.
2009'a damgasını vuran dış politik olayımız şüphesiz Davos'taki "one minute" restiydi.
Ansızın gelişen, vicdani ve beşeri bir tepki olmasına rağmen, en planlı diplomatik çıkışların yapamadığı etkiyi gösterip Erdoğan'ı uluslararası sempatinin merkezine oturttu.
Obama ile sağlanan frekans uyuşması da zor dönemlerin kolay aşılmasına büyük katkı sağladı.
2009 için "yılın adamı" kim derseniz, hiç tereddütsüz Başbakan Erdoğan denilebilir.
Bu seçimin tek nedeni Davos çıkışı değil elbette.
Bütün dış politik açılımların siyasi riskini göze aldığı gibi, "demokratik açılım"ın da arkasında durması sebebiyle.
Türkiye istikrarlı bir demokratikleşme süreci yaşıyor.
Terör ve Kürt sorununa sivil çözüm adına gösterilen cesaret, meyvelerini 2010'da daha fazla gösterecek.
2009'a damgasını vuran skandallar da aynı şekilde demokratik ve şeffaf bir ülkeye doğru ilerlememizi sağlıyor.
"Kozmik oda"da arama ile ilgili Genelkurmay'ın yaptığı "her şey hukuka uygun ilerliyor" açıklaması çok önemli.
Dudak uçuklatan "AKP ve Gülen'i Bitirme Eylem Planı" ile "Kafes Eylem Planı" da, ortaya çıkarılan cephanelikler de, kuvvet komutanlarının ifade vermeleri de...
Hepsi Türkiye'de hukukun üstünlüğünün tesis edilmeye başlandığını ve istikrarla devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye'de "dokunulmaz" kalmıyor.
Zenginlik veya makam, suçun soruşturulmasına ya da cezalandırılmasına engel değil.
Biliyorum, bütün bu süreçler çok sancılı geçiyor.
Orhan Pamuk'un işaret ettiği gibi, "gücü elinde bulunduranlar, kaybetmemek için direniyor" ama demokratikleşme süreci de işliyor.
Mehter takımı gibi, "iki ileri, bir yana" olsa da yönü aydınlığa doğru.
Birçok ülkede bütün bu süreçlerin çok daha zorlu geçtiğini biliyoruz.
Şu ana kadar yaşananlar, "yoktan var edilen" krizler değil.
"Var olan kanunsuz uygulama ve yapılanmaların" tasfiyesine yönelik.
O halde endişeye gerek yok.
Demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemde, ekonomik ve diplomatik bakımdan güçlenen bir Türkiye tablosuna doğru yol alıyoruz.
2010'un daha huzurlu geçeceğine inanıyorum.
Umarım sukut-u hayale uğrayacağımız nahoş gelişmeler yaşamayız.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8

Bu gençler çıldırmış olmalı!

Çocuğunu Çamaşır Makinasına Koydu!

Bayern Munih - Chelsea Penaltı Vuruşları

Ferrari FXX Evolution Test Sürüşü
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
Tel : 0212 658 88 11 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA





































